Cuma notları

Türkiye Türklerindir cephesi saflaşıyor

Kürd Siyasî Hareketi özyönetim talebini 2005’ten bu yana dile getiriyor. Ondan önce HAK-PAR’ın, bugün telaffuz edildiğinde dilleri dişleri kitleyen federasyon önerisi vardı. Yani Kürdlerin talep, teklif ve tartışma çağrısı kat’iyen yeni değil. Peki, yıllar boyunca bu çağrılara hiç kulak asan, tartışan oldu mu? Olmadı!

Ciddî bir gelişme, şimdi lağvedilmiş bulunan Anayasa Uzlaşma Komisyonuna BDP’nin verdiği, idarenin ademimerkeziyeti ve tüzel kişiliği haiz bölgesel idarî birimleri içeren teklifti. Üstelik ülkenin tümünü kapsayan bu teklif orada da karşılık bulmadı. Bugün çanak çömlek patladıktan sonra bir avuç liberalin dışında herkes “bölücü terör” edebiyatına rücu etmiş durumda. Yegâne yenilik artık özyönetimden bahsedilirken önüne “sözde” getirilmesi! Tıpkı soykırım için olduğu gibi.

Kürd Siyasî Hareketinin tüm bileşenlerinin 14 maddelik ortak bildirisine verilen karşılık hiçbir şekilde tartışma ağırlıklı değil. Bir bakıma “tartışılması bile abes” dedi resmî Türkiye Kürdlere. Günlerdir, utangaçtan hakaretamize uzanan bir yelpazede reddiye demeçleri dinliyoruz.

AKP’ye yakın Kürdlerden Vahap Coşkun “özerkliğin Türkiye’nin tamamında yankı bulması, destek bulması için HDP’nin buralara, Türkiye’nin tümüne, batısına, Türkiye’nin diğer toplumsal kesimine seslenmesi gerekirdi” buyuruyor. Zannedersiniz ki teklif dün dile getirildi ve yıllardır Kürdlerin çağrısını duymak istemeyen zevat birdenbire ademimerkeziyeti merak eder oldu!

AKP dışında kalan mütedeyyinler ise devleti savunma refleksine rücu ettiler. Bölünme fobisi, yakın zamanda gözlenen liberal arayışları, en azından Kürd sorunu bağlamında tuz buz etti.

MHP’yi zikretmeye gerek yok, parti zaten özde başında “öz” olan herşeye muhalif!

İktidarın tavrı gayet açık. Saray’ın sözcüsü İbrahim Kalın adeta ilk kez işitiyormuşçasına özerkliği fantezi olarak niteledi. Ardından demokratik ülkelerde bu sorunların bu yolla çözülmediği üzerine gerçekdışı bir dolu lakırdı etti. Ad vermeden zikrettiği demokratik ülkeler istisnasız ademimerkeziyetin değişik biçimleriyle yönetilirler oysa. Cumhurbaşkanı, mutad “Türkiye üzerinde ameliyat yapılmasına izin verilmez” yollu ikazını yineledi.

CHP’nin parti olarak bir tavrı daha duyulmadıysa da yönetimin özerkliğe, özyönetime sıcak bakmadığı, “bölünmez bütünlük” ezberini sayıkladığı biliniyor. Her durumda, HDP’nin yanında yer almayacağı açık. Partide ademimerkeziyet konusuna hâkim bir uzman yok.

Red cephesinde altın vuruşu ise şöhretine yakışır şekilde, ulusalcı bir yönetime sahip olan İstanbul Barosu yaptı. Kürd Siyasî Hareketi’nin getirdiği 14 maddeye aklı sıra tek tek cevap verme iddiasıyla kaleme alınmış, tekrarlarla dolu, “emperyalizm”, “Büyük Ortadoğu Projesi”, “terör örgütü” gibi şablonlarla bezeli, Anayasanın ilk üç maddesine atfen “hukuken değiştirilemez maddelerin değiştirilmesi imkânı bulunmamaktadır” gibi dâhiyane formüller içeren, 1982 darbe Anayasasına sadık, faşizan, üstenci ve buram buram hamaset kokan bir metin çıkmış ortaya.

Teklif sonrasında ortaya çıkan durum Kürd-Türk saflaşmasının had safhaya vardığına işaret ettiği gibi DBP ve HDP’nin kapatılmasına giden yolun kilometre taşını oluşturuyor.

DEP’leştirme süreci

Kürd Siyasî Hareketini Türkiye siyasetinden silme operasyonu hissiyatı yaygın. Özyönetim deklarasyonundan sonra AKP’li gayriresmî sözcüler, eski siyasîler ve sonunda hükümet yetkilileri konuşmaya başladılar. Art arda gayet muntazam bir şekilde DBP ile HDP’ye ve eşbaşkanlarına yönelik bir itibarsızlaştırma ve kriminalize etme kampanyası son sürat devam ediyor. Tabii yargı da devreye girdi.

Sırasıyla Mehmet Metiner, Abdülkadir Selvi, Mehmet Ali Şahin, Bekir Bozdağ, İbrahim Kalın, Ahmet Davutoğlu, Ömer Çelik, Recep Tayyip Erdoğan özyönetim teklifine binaen Kürd Siyasî Hareketi’nin parti ve yöneticilerinin anayasal meşruiyetlerini sorguladılar.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Diyarbakır Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturmalar partiler ve eşbaşkanların yanında başka partilileri de kapsıyor.

Demeçleri hatırlayalım.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: “HDP Eşbaşkanı Demirtaş hendek, barikat, tuzak, mayın, bomba, silah, bölücü teröristler ve terör örgütünün sözcülüğüne soyunmuştur. Demirtaş, bölücü terör örgütünün bölücü hedeflerini açık ve net ifade etmiştir. Bu açıklamalar, ihanettir, suçtur ve yok hükmündedir. Demirtaş, hür demokratik zeminde parlamentoda siyaset yerine kirli terör siyasetine sahip çıkmış, bölücülüğünü açıkça itiraf etmiştir.”

AKP sözcüsü Ömer Çelik: “Özyönetim ilan ettim demek siyasî suikast girişimi olur”

Başbakan Ahmet Davutoğlu: “Biz parti kapatılmasına prensip olarak karşıyız. Fakat kişilerin tek tek işledikleri suçlar konusundaysa eğer bu suçlar binlerce onbinlerce insanın hayatını da etkileyecek noktaya gelmişse buna da kayıtsız kalınamaz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: “Bu Eşbaşkanın yaptığı bir provokasyondur, ihanettir. Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyen herkes, boyunun ölçüsünü almıştır. Bunlar da alacaktır.”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Sicil Bürosu da özyönetim deklarasyonu öncesinde DBP’ye parti tüzüğünde yer alan bazı maddelerin Anayasa ve Siyasî Partiler Yasası’na aykırı olduğunu bildiren bir yazı gönderdi. Yazıda Anayasa 3, 4, 68 ve Siyasî Partiler Yasası 78, 79, 80 ve 81’inci maddelerin DBP tüzüğünde ihlâl edildikleri belirtiliyor.

Bu kampanya, carî yasal ve anayasal hükümlere binaen iktidarın HDP’yi bir biçimde sivil siyasetten silme muradının yerine gelmesini sağlayabilir. Bu amaçla partiyi kapatma yolu, ayrılıkçılık ve şiddet istisnalarını göz önünde bulunduran Venedik Kriterlerine de aykırı olmayabilir. Ama hayatî olan parti kapatıldıktan sonra neler olacağıdır.

Süren askerî operasyon, baskılanan Kürd Siyasî Hareketi, diyaloğu reddeden bir iktidar ve Kürdlerin manevî kopuşu Kürd meselesinin yeni bir aşamaya geldiğini bizlere söylüyor. Bu aşamadan sonra iki yol var. Biri, tarafların, çatışmanın galibinin olamayacağını (stalemate) ve çözümün bedelinin çözümsüzlüğün bedelinden daha hafif olacağı hesabını kendilerine hatırlatacak bir üçüncü taraf sayesinde birlikte yaşamanın temelini atacak ve Kürdlerin taleplerini karşılayacak barış inşası. Diğeri 1800’lerin başından beri olduğu gibi içsavaş ve maddî kopuş.

Herşeye rağmen hayırlı bir yeni sene temenni edelim.