• 11.12.2015 00:00
  • (1557)

 CUMA NOTLARI... 

Karadelik Ortadoğu’da parlayan yegâne umut ışığı Kıbrıs’ta süren, birleşmenin de ötesinde yeni bir devlet kurma müzakereleri. Hem içerde her iki toplumun hem dışarıda ABD, Rusya ve Avrupa’nın irade koyduğu bu çabanın ilerde, devran dönünce model olması arzulanıyor. Altüst olmuş Ortadoğu coğrafyasının normalleşmesi, her daim altını çizdiğim gibi ademimerkezîleşmeden geçiyor. Siyasî eşitliği hukuken kayıt altına alan federal veya konfederal yapılar şu ara ortalığı kasıp kavuran cemaatçi yapıların yerini alabildiği ölçüde kalıcı bir barış tesis edilebilecek. Aksi takdirde yüzyıl savaşlarına gebe bu coğrafya, Kıbrıs dâhil.

Zira sonuçta 41 yıldır bölünmüş olan Kıbrıs cemaatçiliğin bir işe yaramadığını, aksine toplumsal enerjiyi alıp götürdüğünü, sorunun üçüncü taraflarca sömürüye nasıl açık olduğunu iyi gösteren bir laboratuar işlevi gördü. Mağrur Güney tepesinde TSK ile yaşamaya mahkûm ve AB’nin oyuncağı hâline gelmişken Kuzey kendisini dine döndürerek asimile edecek bir AKP ile cebelleşmek zorunda kalmıştı. Bugün her iki taraf da kâbuslardan uyanmak üzere arayış içersindeler. İradelerinin özünde bu yatıyor. 

Kıbrıs’ta çözümün önünde engel yok mu var elbet. Mal mülk ve dış garanti pürüzleri başta. Ancak siyasî irade varsa bunlar aşılır ki var. Yeni olan, mahallede herkesle kavgalı Ankara’nın “yapıcı” tutumu. Akıncı-Anastasiades ikilisinin yarattığı çözüm dinamiğine karşı kamusal alanda hiçbir olumsuz lâf işitmedik iktidardan. Bu tutum devam edeceğe benziyor.

Demirtaş’ın mülâkatındaki ifşa

Cumhuriyet’e verdiği mülâkatta şöyle diyor Demirtaş: “Parti içinde Erdoğan sevdalısı bir damar her zaman vardı. Bunlar gizli Erdoğancılardı aslında. Bizden çok Erdoğan’ı sevip sayarak, AKP ile ilişki kurarak, AKP’ye neredeyse yalakalık yaparak sorunun çözüleceğine inanıyordu bu tipler.”

Bunun böyle olabileceğini 2013 başından itibaren hissetmek mümkündü. Tam da Demirtaş’ın yukarıdaki cümleleri sarfettiği “başkanlık tartışması” çerçevesinde. O zamanlar BDP çevresinde iki başkanlık yani Erdoğan ile Öcalan formülü üzerinden sözüm ona çözümler üreten şark kurnazları ve formüle açıkça göz kırpan şimdinin AKP kalemi eski Tarafçılar vardı.

Bu zırvanın “Öcalan’a özgürlük” denince dili dişi kitlenen milliyetçi çevrelerde hiçbir karşılığı olmadığı gibi “seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı hezeyana noktayı koydu. Bugün hâlâ Öcalan’la görüşerek ve bu çerçevede “çözüm” olabileceğini düşünenler var. Ne diyelim Allah akıl fikir versin.

“Eski tüfekler” artık serbest

Sezin Öney P24’te önemli bir yazı kaleme aldı.http://platform24.org/guncel/1231/gercekle-ve-barisla-kopan-baglar Salıverilen, beraat ettirilen “eski tüfekler” vazifeye, bu sefer AKP için geri dönüyor sanki. Gözden kaçmasın:

“Mesela, medyada, “JİTEM’i bilmem, Fransızca ‘seni seviyorum’ demek olan  ‘Jö tem’i bilirim’ sözlerinin sarf edildiği dava olarak magazinsel yönüyle ön plana çıkan ‘Temizöz ve Diğerleri’ davasını ele alalım. 6 Kasım’da bu dava öldürüldü malum;  1993-95’te Cizre’de gözaltında ‘kaybedilen’ veya infaz edilen 21 kişinin davası da, ‘faili meçhul’ oldu.

Cizre İlçe Jandarma Komutanı, emekli Jandarma Kıdemli Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı ve korucubaşı Kamil Atağ, Kukel Atağ, Tamer Atağ, Adem Yakın, Fırat Altın (Abdulhakim Güven), Hıdır Altuğ ve Burhanettin Kıyak, Eskişehir’de görülen davada beraat ettiler.  (…) Emekli Kıdemli Albay Temizöz’e göre, dava tamamen hayal mahsulü. O, sadece devletine hizmet etmiş. Diğer yargılananlar da benzer kanaatte.

Bir tarafta iğneyle kuyu kazar gibi toplanan kanıtlar, deliller, ‘gerçek’; diğer yönde tüm bu dosyaların düzmece olduğunu öne süren ve yargının onayladığı ‘gerçek’. Birbirine taban tabana zıt, iki ‘gerçek’ ile nasıl çözeceğiz sorunları?

Hakkâri Yüksekova-Aşağı Ölçek’te, Nisan 1995’te, ‘canavarca his ile veya işkence ve tazip ile kasten öldürmeden’ suçlanan Yarbay Kemal Alkan ile emekli Albay Ali Osman Akın, bu Eylül’de beraat etti.

Silopi’de altı köylünün ‘kaybedilmesiyle’ ilgili yargılanan Emekli Tuğgeneral Mete Sayar, bu Temmuz beraat etti.

Mardin’de 1992-94 yılları arasında 13 kişiyi yargısız infaz etmek iddiasıyla yargılanan Musa Çitil, bu Mayıs’ta, Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde beraat etti; Ağustos ayında da terfi ettirilerek, görev alanı Mardin’i de kapsayan, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı’na atandı.”

9 Aralık Dünya Yolsuzlukla Mücadele Günü’nde en şeffaflar ödüllendirildi

Birleşmiş Milletler’in Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi Aralık 2005’te yürürlüğe girdi ve Türkiye de dâhil 178 devlet tarafından onaylandı. Çarşamba dünyada yolsuzlukla mücadele günüydü. Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin Türkiye şubesi ilk kez “Şeffaflık Ödülleri” verdi. Yolsuzlukla mücadeleye katkı sağlayan veya şeffaflık, dürüstlük, hesap verebilirlik alanlarında örnek davranış ve uygulamalarda bulunan kişi, kurum ve medya temsilcileri ödüllendirildi.

Tam bir iğneyle kuyu kazma çalışması. Yolsuzluğun bir yaşam biçimi mertebesinde olduğu, tepeden tırnağa yolsuzluğa bulaşmış bir insan topluluğuyuz. Öyle de pişkiniz ki dilimizde “şeffaf” kelimesinin karşılığı dahî yok. Gayrişeffaf ya da Batı kökenli ve hiç yerleşmemiş “opak” var. Yani şeffaflık, hesapverebilirlik ve yolsuzlukla mücadele de önümüzde dünya kadar yol var.

Bu yıl kurumsal medya dalında ödül, yolsuzluk soruşturmalarının peşini bırakmadığı,   kamuoyunun bilgi edinme hakkı açısından önem arz eden Charlie Hebdo ve MİT Tırları gibi haberleri yayın yasağına rağmen sürdürdüğü için Cumhuriyet Gazetesi’ne verildi.

Medya bireysel ödülü Sayıştay raporlarının düzenli takibi, yolsuzlukların araştırılması ve usulsüzlük/yolsuzluk tespitlerini haberleştiren Birgün muhabiri Hüseyin Şimşek’e verildi.

Medyada bilgi kirliliğinin önüne geçmek için yaptığı analizleri sosyal medya üzerinden paylaşan yaratıcı çalışmasıyla Medya Özel ödülü Mehmet Atakan Foça’ya verildi.

Yine bilgi kirliliğinin önünü alma babında siyasi tartışma alanındaki manipülasyonları mercek altına alan Doğruluk Payı Sivil Girişimi Yurttaş Ödülü’ne lâyık görüldü.

Uzun yıllar yolsuzlukla mücadele mevzuatı ve uluslararası müktesebatın geliştirilmesi konusundaki çalışmaları dolayısıyla Yurttaş Özel Ödülü ise Başbakanlık Teftiş Kurulu Kıdemli Müfettişi Bülent Tarhan’a verildi.

CENGİZ AKTAR / HABERDAR