• 8.02.2015 00:00
  • (1539)

 Yeni Türkiye her tarafından su alıyor. Rusya ile başlayan ve pek kolay sona erecek gibi gözükmeyen kriz tüm diğer “değerli yalnızlıkları” faş etti. Bu bir kriz, zira Soğuk Savaş’ta Batı’nın devasa askerî imkânlarına rağmen tek bir uçak kaybetmemiş Rusya Batı’nın uydusu bir ülke tarafından küçük düşürülüyor, üstelik Kırım bağlantılı Batı ambargosuna maruz ve Suriye’de Batı ile IŞİD karşıtı ittifak arayışında iken!

Olay sonrasında, edepli ve hesapçı Batı’nın Türkiye konusunda ne şimdi ne de eskiden dile getirmekten çekindiklerini ya da karnından söylediklerini, hiç müdanası olmayan Putin paldır küldür söyleyiverdi ve çanak çömlek patladı. Tam bir “dinsizin hakkından imansız gelir” durumu. Ne var ki Putin’in tepkisi ve günden güne büyüyen kriz düşürülen uçağı ve kısa vade Türkiye-Rusya ilişkilerinin boyutlarını çok aşan nitelikte.   

Hızlıca göz atacak olursak:

  • Türkiye’nin olaydan gayrimemnun NATO müttefikleri ve bölgedeki tüm ülkelerle ilişkilerine etkisi;
  • IŞİD’le mücadelede Rusya’nın vazgeçilmezliği ve peşpeşe son kalan Batılı Esad karşıtları Fransa ve Rusya’nın ağız değiştirerek “Esedci” Türkiye’yi Katarî ve Suudîlerle baş başa bırakması;
  • Suriye sınırının eli kulağında kapatılmasıyla 1923 ruhuna geri dönüş; uluslararası taahhütlere ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı IŞİD’le petrol ticareti şayiaları;
  • Türkiye’yi hedef alan İslâmcı yayılma tehlikesi vurgusu;
  • Rusya’nın ikili ticaret, ihale, çalışma hakkı, vize muafiyeti ve turizmi hedef alan yaptırımları; bu yaptırımlar üzerinden birdenbire ortaya çıkan ekonomik bağımlılık, zaaf ve kırılganlıklar;
  • İktidarın iştahla beklediği ama artık üzerlerinde kocaman soru işaretleri oluşan Türk Akımı, ölümcül Akkuyu Nükleer Santrali, hatta Rusya’nın, Boğaz geçişi dolayısıyla Allah’ın emri, bloke edeceği Kanal İstanbul Zırvası gibi projeler;
  • Rusya’nın Türkiye politikası revizyonu.

Sanki düşürülen uçaktan önce varolan tüm bu sorunlar uçağın düşürülmesini bekliyormuş!  Ankara’nın hâli trajikomik. Büyüklerin sahasında oynayayım derken büyük olmadığına ve asla olamayacağına hiç beklenmedik şekilde şâhit olacaksın, ama hâlâ kendini tutamayıp kurusıkı parmak sallayarak zevahiri kurtarmaya çalışacaksın. Elin silâhıyla gerdeğe gireceksin, adam sana başka silâh vermese ayazda kalacaksın, halkının üstüne sürdüğün yerli Tomacıklarınla yetineceksin.  

Düşürülen uçak konusunda olsun Putin’in tepkisi ve sonuçlarıyla ilgili olsun bir dolu analiz yapıldı ve yapılmaya devam edilecek. Sonuçlar arasında altını çizmek istediğim, olay sonrasında Gökhan Bacık’ın Zaman gazetesinde işlediği Rusya’nın Türkiye politikası revizyonu meselesi –ki pek üstünde durulmadı. Bacık’ın görüşme ve araştırmalarından çıkardıkları önemli: “Rus medyasına yansıyan haberler ve Rus siyasi/akademik elitlerinin konuşmaları şunu açıkça gösteriyor ki ilk aşamada Rusya kendi kamuoyuna Türkiye aleyhine dönüştürüyor. Uluslararası ilişkilerin ince noktalarını okuyanlar için bu, son derece olumsuz ve önemli bir tepki. Eğer şartlar değişmezse büyük ihtimalle Rus elitleri, Türkiye’ye şüphe ile bakan, Türkiye’yi sevmeyen bir sosyal hava oluşturacaklar.(…) “Moskova'nın tepkisi ‘Bu uçak niye düştü?’ meselesinin ötesine geçmek üzere. Daha kapsamlı olarak Türkiye’nin dış politikasını ve gidişatını Rusya açısından sorunlu görmeye başlamışlar. O nedenle düşürülen jet ile başlayan gerginlik yumuşasa bile yapısal değişimin devam edebileceğini hatırda tutmak gerekiyor.” (…) “Moskova kapsamlı bir biçimde Türkiye siyasetinde tarihsel kırılma için niyetleniyor.”

Bu tespitlerden kalkarak meselenin uzun vadeli bir politika değişikliğine doğru evrilmekte olduğunu söylemek mümkün. Esasen, ticaret ve Erdoğan’ın Putin hayranlığının bugüne kadar perdelediği bir “Dostumuz Rusya” masalı vardı. Oysa iki ülkeyi de ilgilendiren hiçbir dışpolitika konusunda ortaklık ve fikir birliğinden söz etmek mümkün değildi. Bu üstelik tarihten gelen bir rekabet ve husumettir. Bugünkü sürtüşme konularını hatırlayalım: Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve İslâmcı radikallerin cirit attığı Rus toprağı Kuzey Kafkasya; Kırım; Ortodoks dayanışmasına mukabil Müslüman dayanışmasının rekabet alanı Balkanlar; KKTC’ye karşılık Güney Kıbrıs’ın destekçisi Rusya; Ortadoğu’da cereyan eden vekâlet çatışması; Şanghay İşbirliği Teşkilâtı fiyaskosu; Orta Asya’daki soydaşlık/Rus post-koloniyalizmi çekişmesi; Karadeniz hâkimiyeti…

Ticaret daima bir biçimde yürür ama Rusya’nın bu coğrafya ve çekişme alanlarındaki açık husumeti Türkiye’ye bugünkünden çok zarar verir. Tarzan’ın işi hakikaten zor!

CENGİZ AKTAR / HABERDAR