Verilecek oyların güvenliği hayatî, tekrar edelim! Oy ve Ötesi Girişimi’nin 7 Haziran’da kurulacak 174.253 sandık için hedeflediği gönüllü gözlemci (müşahit) sayısı 120.000; bugüne kadar kaydolan ve eğitim alan gözlemci 10.000. En azından 60-70.000 gözlemci gerekiyor ki oyların yüzde 62’sini barındıran 162 anahtar ilçede oylar güven altına alınabilsin. Seçime girme hakkı olan her partinin sandık için sonsuz sayıda gözlemci kartı alma hakkı var. Girişim CHP, HDP, LDP, MHP ve bazı bağımsızlarla anlaşmış ve kullanılamayacak kartları gönüllülere dağıtıyor. Gönüllü gözlemcilik iki aşamada cereyan ediyor. İlki oy verme ve sayım esnasında olabilecek usulsüzlükleri sandık görevlilerine bildirmek. Misâlen bir refakatçi sadece bir seçmene refakat edebiliyor, fazlası usulsüz. İkinci aşama sandık sonuç tutanağının kopyasını almak ve SEÇSİS’in yayımladığı sonuçlarla karşılaştırmak. Girişim bir özel yazılım sayesinde sayımla SEÇSİS sonucunu karşılaştırıyor. Bu sayede son yerel seçimde İstanbul Kâğıthane’de bir partiye çıkan 1600 oyun başka partiye yazıldığını bulmuşlar. Davalar sürüyor.

 

Unutmayın AKP’nin gönüllü sayısı 800.000 deniyor!

 

SEÇİM ŞEFFAFLIĞI

 

Şeffaflık Derneği arı gibi. Gayrişeffaf ülkemizde rapor üzerine rapor yayımlıyor, inisiyatif alıyor, herkesin bildiğini raporluyor. Türkiye siyasî etik yasası bulunmayan, şeffaf sözcüğüne karşı manayı taşıyan bir sözcüğe sahip olmayan, yolsuzluğu âdet edinmiş bir ülke. Dernek yolsuzluk araştırmasında şöyle bir gözleme varıyor: “Yolsuzluğun nedenlerinde ilk sırada yer alan başlık dokunulmazlık ve cezasızlık iken, halkın %55’i hükümetin yolsuzlukla mücadele çabalarını etkisiz bulmakta.” En vahim bulgu AKP seçmeninin vurdumduymazlığı: Yüzde 52’si “yolsuzluk azaldı” diyor!

(www.seffaflik.org/wp-content/uploads/2015/04/Kamuoyu-Arastirmasi-Sonuc-Kitapcigi.pdf)

 

Dernek seçim odaklı çalışmasında vekillerin mal bildirimi sorununa dikkat çekiyor. Siyasetçiler ve kamu yöneticilerinin mal bildiriminde bulunmasını düzenleyen 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet Ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu mevcut ancak bildirimler kamuoyuna değil Meclis’e yapılıyor. Vekil adaylarının seçim kampanyası bütçeleri ise tamamen gayrişeffaf ve beyan için yasal bir mecburiyet yok. Oysa 108 ülkede seçim kampanyalarının şeffaflığı kanunlar ile düzenleniyor.

 

Şeffaflık Derneği birçok stk ile beraber bir Açık Manifesto ile vekillere sesleniyor: “Bir ‘açık’lama bekliyoruz! Milletvekili adaylarının mal varlıklarını ve seçim kampanyası bütçelerini kamuoyu ile paylaşmalarını istiyoruz. Çünkü şeffaf ve ‘açık’ bir siyaset için medya ya da aracılar olmaksızın, milletin kendi vekillerini kendilerinin takip etmesini mümkün kılmak istiyoruz.” (www.aciksecin.com/acik-manifesto/)

 

YARIN 9 MAYIS AVRUPA GÜNÜ

 

Bir şey olacağından değil, hatırlatma babında… Beyannamelerde hiçbir parti AB’yi Türkiye’nin önündeki normalleşme ve demokrasi ihtiyacının başat kaldıracı olarak ele almıyor. AKP metninde yapılan reformlarda AB standartlarına gönderme bol ama AB asıl hedef değil. CHP AB başlıklı bölümü son derece genel ifadelerle geçiştirmiş. HDP’nin metni özünde AB’nin temel değerlerini yansıtsa da AB sadece bir kez zikrediliyor.

 

Bugün burun kıvrılan AB memleket gündemine gümrük birliğinin gözden geçirilmesi, vize muafiyeti ve şimdi Kıbrıs’ta çözüm sonrasında Türkiye’nin müzakerelerinin önünün açılmasıyla geri gelebilir. Ama gelirse bu tarafta ilişkiyi lâyıkıyla sürdürebilecek bir siyasî irâde ve ortam, ben göremiyorum.

 

“BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜ”

 

Böyle bağırıyordu AKP’nin yalnız cumhurbaşkanı Pazartesi günkü toplu açış müsameresinde. Mart başında “seçim döneminde barış konuşulmaz” dediğimde kimi saf “nedenmiş” dediydi. Erdoğan bu öngörünün de fevkinde bir güven bunalımı yarattı. Barışı öyle har vurup harman savuruyor ki seçim sonrasında dahi gündeme gelemeyebilir. Hafazanallah!

 

[email protected]

[email protected]