• 17.04.2015 00:00
  • (1652)

  İktidarın seçim beyannamesi yayımlandı. Denecek tek şey ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz! Zira metin ile şu sıradaki icraat arasında hiçbir benzerlik yok. Ama başkanlıkta durum farklı; açık ifşaat var. 34 ilâ 37 sayfaları başkanlık sisteminin nimetlerine ayrılmış. (www.akparti.org.tr/site/haberler/secim-beyannamesi-aciklandi/73293#1) 1960 darbesi sonrasında kurulduğu iddia edilen parlamenter sistemin ne kadar fena bir sistem olduğu üzerine bir dolu lâf ediliyor. Ama bu sistemin eksiklerinin giderilmesi nasıl olur diye bir sorgulama yok. Peşinen çarenin “Erdoğan Tipi Başkanlık” sisteminde olduğu hükmü verilip esas konuya giriliyor. Başkanlığın tarifi için beyannameye bakmanız yeterli değil, referans Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na AKP’nin verdiği teklif. Orada da kimi iktidar kaleminin iddiasının aksine başkanlığın dengelenmesi ve denetlenmesi yok! İkbal için gerçekleri çarpıtmaya devam.http://yenianayasa.tbmm.gov.tr/ sitesine girin, “Çalışmalara ilişkin belgeler” bölümüne gidin, orada AKP önerilerini açın, 12. sayfadan itibaren “Yürütme” bölümünü okuyun ve nasıl bütün denge ve denetleme mekanizmalarından arındırılmış otoriter bir rejim tasarlandığını ibretle görün.

Bu arada AKP’nin açılış sayfasındaki temsilî Türkiye’ye bir göz atın, ne cevherler var hayret edeceksiniz.KKTC Türkiye topraklarında misâlen, temsilî Yeni Türkiye’yi çiziktiren sanatçının Toki, Hes, duble yol, köprü, tünelden başı dönmüş olacak betonu renklendirmekten başka sanat bulamamış.

SÜNNİSTAN’DA DAHİ YALNIZLIK

Ortadoğu’ya sıfır bilgi ve tecrübe ile balıklama dalmış olan hükümetin bölgenin dehlizlerinde kaybolduğunu söylemek abartı olmaz. Dışişlerinde ve akademide bölgeyle ilgili kurumsal hafızadan fena hâlde yoksun iktidar bir de “değerli yalnızlık” iddialarıyla kendini ortaya atınca hakikaten ortada kalakaldı. Bölgede kendine anca mezhepsel bir yer edinse de artık orada bile yalnız. “Çıkar politikaları” bağlamında Türkiye’yi yakından ilgilendiren Kıbrıs meselesini alalım misal olarak. Bahreyn, “değerli” dost Katar ve Kuveyt’ten sonra şimdi Suudî Arabistan da Lefkoşa’da yani Rum tarafında sefaret açıyor. Yıllardır ilk kez İslâm Konferansı Örgütü Mısır’ın isteği üzerine KKTC’den söz etmedi.

İHRACATI YİNE AB KURTARDI

BETAM’ın araştırmasında şunlara dikkat çekiliyor: “2014’te Türkiye’nin ihracatı 2013’e oranla yüzde 3,8 artarak 152 milyar dolardan 158 milyar dolara çıktı. Ama artış Türkiye’nin uzun vadeli ortalama ihracat artış hızının çok altında. 1980-2014 arası Türkiye’nin ihracatının ortalama artış hızı yüzde 12,5.” Şimdi gelelim ihracat yaptığımız ülkelere. Hükümet yıllardır AB’nin yanında Ortadoğu, Afrika, Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere yeni pazar arar durur. Bu pazarların siyaseten istikrarsız iktisaden de alım güçleri zayıf ülkeler olması iştahını hiç kesmedi ancak bu ülkelerdeki potansiyel belli. Nitekim geçen yıl havlu attılar, bizim ihracatçı da onlarla beraber… Buna karşılık AB Bakanı dâhil olmak üzere ikide birde horlanan AB’ye ihracat yüzde 8,6 artarak son üç yılın en yüksek artış hızına ulaştı.http://betam.bahcesehir.edu.tr/tr/2015/03/2014-ihracatini-ab-kurtardi/

AB pazarı Türkiye’nin her anlamda ortağıdır. Hem ticaret hem de üretim ve tüketim normları açısından. En az eski sermaye kadar AKP sermayesi de bu ortaklığın değerinin farkındadır. Ortaklık ilişkisi 1995’te Gümrük Birliği ile başladı. 2016 başında 20. yılını idrak edeceğiz. Gümrük Birliği kararı Türkiye üye olamayınca eskidi, sorunlar çıktı. Şimdi revize edilmeyi bekliyor. Ancak olumsuz Kıbrıs faktörü olduğu yerde duruyor. Şimdi de Ermeni Soykırımı etrafında Avrupa ile yükselen tansiyon, AB’ye sürekli atıp tutan iktidar ve artan dozda seviyesiz üslup ilişkiyi zehirliyor. Dolayısıyla bu revizyon sanıldığı gibi kolay olmayabilir. Başka bir yazıda ele alacağım.

[email protected]

[email protected]