• 10.04.2015 00:00
  • (1423)

 Aksaray son gelişmeler üzerinden parlamenter sistemin tehlikeleri ve güçlü başkanlığın nimetlerini işliyor. Cumhurbaşkanı’nın hükümetle arasındaki en minör anlaşmazlık dahi kamuoyuna “istikrarsız hükümet karşısında güçlü başkan ihtiyacı” olarak yansıtılıyor. Açıkça “hükümetin başkana rağmen başına buyruk olması karar alma sistemine zarar verir” masalı anlatılıyor. Başkanlık sisteminde başbakanlık makamı yok; otoritenin istikrarı için sonuçta hükümete de gerek yok!

Diğer masal, başkanın emir kulu konumundaki AKP tek başına seçimi kazanamazsa bunun istikrara zarar vereceği“Türkiye koalisyonlardan çok çekti” şiarı icracı başkanlığı dayatmak için mükemmel bir korkuluk.

YÜZÜNCÜ YIL TAKVİMİ

Ermenilerin yüzyıllık adalet talebi bu yıl katlanarak sürüyor. Yılın başından bu yana dünyanın dört bir yanında gerçekleşmekte olan etkinliklerin sayısını bilmek dahi imkânsız. Anmalarda kritik aydayız. Önümüzdeki günlerde iki önemli etkinlik olacak. İlki bu pazar 12 Nisan Vatikan’da soykırımda hayatlarını kaybedenleri anma ayinine Papa riyaset edecek. Vatikan 21 Mart’ta Cizvit din adamıGeorges-Henry Ruyssen’in hazırladığı ve 19. yüzyıl sonu ilâ 20. yüzyıl ortasını kapsayan dönemde Ermeni konusunda yoğunlaşan arşivlerini ilk kez yayımladı.

Diğer önemli etkinlik Avrupa Parlamentosu’nda 15 Nisan’da. AP daha önce dört kez 1987, 2000, 2005 ve geçen martta soykırımdan sözetti. 1987’de 1915’te başlayan süreci soykırım olarak tanımladı. 2000 ve 2005’te izleme raporlarında Ankara’ya soykırımı tanıma çağrısında bulundu. Geçen martta da AB üye devletleri arasında soykırımı tanımamış olanları tanımaya davet etti. Gelecek hafta yapılacak genel görüşmede bu müktesebattan hareketle ve bütün grupların desteğiyle bir karar daha alınacak. İktidarın alınacak kararı AB Bakanının ağzından “kâğıt parçası” diyerek küçümsemesi değersiz yalnızlığının yeni bir nişanesinden başka bir şey değildir.

GAYRİMÜSLİMLERİN VATANDAŞLIK HAKLARI

CHP milletvekili Aykan Erdemir son yasama faaliyetinde yerlerinden yurtlarından edilmiş vatandaşlarımızın mağduriyetlerini giderecek bir düzenleme öngörüyor. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’na eklenecek geçici madde ile yüzyıllık adaletsizliklere bir nebze deva arıyor. “29 Ekim 1914 tarihinden bugüne kadar Türkiye Cumhuriyetinin kapsadığı coğrafyada ikamet ederken çeşitli nedenlerden dolayı ülkelerini terk etmek durumunda kalan, tehcire ya da zorunlu göçe tabi tutulan ve zorunlu askerlik görevini yapmadığı gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarılan kişilerden hayatta olanlar ve hayatta olmayanların dördüncü dereceye kadarki yakınlarıdurumlarını belgelerle kanıtlamaları durumunda vatandaşlığın kaybedildiği tarihte yaşanan yerin mülkî âmirine, yurt dışında büyükelçiliklere başvurarak kanunda öngörülen kısıtlamalara bağlı olmaksızınTürkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hakkını kazanacak.” Yasanın gerekçelerini yerine getirenler başvurularını yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl boyunca yapabilecek. Müracaat ettikleri sıradaki vatandaşlıklarını da koruyabilecekler. HDP milletvekili Tuma Çelik’in de benzer bir teklifi vardı.

İktidarın teklifi sahipleneceğini düşünmek abes olsa da, yeni yasama döneminde kadük olacak olsa da artık memlekette böyle duyarlılıkların, hele bu mağduriyetlerin belli başlı nedeni olan CHP’den kaynaklanıyor olması umut verici.

VİZE MUAFİYETİ

İç Güvenlik Paketiyle taçlanan gayridemokratik ortam Türkiye’nin AB ile sürdürdüğü vize muafiyeti müzakerelerini olumsuz etkiler. Nitekim Brüksel’den haberler de o yönde. Şimdiden artışa geçmiş olan Türkiye çıkışlı iltica talepleri vize muafiyetiyle katlanabilir. AB de bunun önlemini alır. Hükümetin bunun farkında olduğunu sanmam. Nitekim son Karma Parlamento Komisyonu toplantısında vize konusu gündemde bile yoktu! Vizesiz seyahat bekleyen vatandaşın haberi ola.

[email protected]

[email protected]