• 3.04.2015 00:00

 Çağlayan Adliyesi’ndeki kafa karıştıran katliam sonrasında yapılan açıklamalar iktidarın, kriz yönetimi ve kriz çözümünden ne anladığı, ve neyi göze almaya hazır olduğunun veciz ifadeleridir. Türkiye’de sorun ve kriz çözümü konusunda bilgi ve uzmanlık olmadığını, sorunların yok sayılarak ve yok edilerek halledilmeye çalışıldığını bilirdik. Bu iptidailiğin bu iktidara mahsus olmadığını da… Bir farkla: Bu iktidar bu âdeti bir yönetim bicimi hâline getirmek üzere kolları sıvamış durumda. Başbakan’ın izinsiz sokağa çıkılmayacak lafı asla bir tesadüf değil. Şuurunun derinliklerini açık eden bir siyasi duruş. “Türkiye, insanlar olmasa ne kadar kolay yönetilirdi” aşamasına ramak kaldı.

SINIRAŞIRI ZARAR

Doğa, canlılar ve kültürünün canına okuyarak kalkınan AKP Türkiyesinin verdiği zarar ve yarattığı kalıcı tahribat memleketin yüzölçümüyle sınırlı değil. Bir örnek: Trakya’daki vahşi sanayileşme sayesinde memleketin en kirli ırmağı hâline gelen Ergene sade oraları değil komşuyu da etkiliyor. Meseleyi ele alan ama Trakya’da gösterimi kısıtlanan Nejla Demirci’nin Gündöndü belgeseli Ergene Eylem Forumu’nun girişimiyle Yunanistan’ın beş kentinde gösterildi. Dedeağaçlılar kentteki pis kokuların nereden geldiğini anlarken belgesel gösterildiği yerlerde sade ilgiyle karşılanmadı ortak girişimlere de önayak oldu. Ergene Eylem Forumu’nun Yunanistan’da da kurulması kararlaştırıldı.

Yeşillerin başını çektiği benzer bir girişim de Akkuyu’daki “korsan” nükleer santral için şekilleniyor. Bağımsız uzmanlarca yapılmış çevresel ve stratejik etki değerlendirmelerinden yoksun olan Akkuyu AB ülkeleri Kıbrıs ve Yunanistan’la Akdeniz’in güneyindeki bütün sahildar ülkeleri etkileme potansiyeline sahip. Aynı sorunlar bağımsız ÇED ve SÇD (Stratejik Çevresel Değerlendirme) raporları olmayan diğer iki “korsan” proje Sinop Nükleer ve Kanal İstanbul için de geçerli. Tahribat potansiyelleri sınırları aşan bu projeler ya AB’nin “önleyici ilkesi” “precautionary principle” uyarınca iptal edilecek ya da Türkiye’yi daha projelerin fiziksel tahribatını göremeden, ödeyemeyeceği kadar büyük tazminatlara maruz bırakarak topyekûn çökertecek. Önleyici ilke 1989 sonrasında Doğu Avrupa ülkelerindeki uyduruk ve son derece tehlikeli Çernobil tipi nükleer santrallerin kapatılması için yaygın bir şekilde uygulandı. Burada daha pek bilinmeyen bu kavram için şu kaynak değerli:

(http://ec.europa.eu/environment/legal/law/pdf/principles/9%20Preventive%20and%20Precautionary%20Principles_revised.pdf)

ÜNİVERSİTE SINAVININ KÂBUS SONUÇLARI

İbrahim Ortaş 1998’den beri sistemin yozluğunu yakından izler. Bu defa “YGS sonuçları kötüydü, şimdi daha kötüöğrencilerin anca %5’i üniversite düzeyinde sayılır” diyor. Bu yıl 1.987.488 adayın 145.000’i 140 puan alamadığı için ön lisans ve açık öğretim fakültelerine dahi kayıt yapma hakkını elde edemedi. 575.768 aday da 180 taban barajını aşamadığı için LYS sınavına giremiyor. Geçen yıl 477.000 aday 180 puan barajını aşamamış bu sayı şimdi 100.000 kadar artmış. (www.bianet.org/bianet/egitim/163235-her-20-liseliden-sadece-biri-universite-okuyabilecek-duzeyde)

Ne eğitimin içeriği, ne veriliş biçimi, ne sınav sistemi, ne genel bilgi dağarcığı, ne bilgiyi kullanma becerisi, ne yabancı dil bilgisi, hiçbiri, gençliğin devasa ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte. Sistemin iflasını anlamak için üniversite mezunu diplomalı işsizlere bakmak yeter. Türkiye eğitimde iflasın bedelini şimdiden ödüyor ve ödemeye devam edecek.

SOSYAL TEKNOLOJİ

Gençleri yakından ilgilendiren Things proje kuluçka girişiminden söz etmiştim. Things, teknoloji alanında uzman kişilerin önemli toplumsal sorunlara sosyal teknolojik çözümler ürettikleri bir alan. (http://yourthings.org/tr)

Şimdi Things kapsamında sosyal teknolojinin toplumsal değişim için sunduğu araçlar ile ilgilenenaktivistler, hackerlar, stklar ve farklı disiplinlerden kişiler arasında ilişki geliştirme ve bu ilişkileri destekleme amaçlı bir günlük bir kamp 11 Nisan’da Bilgi Üniversitesi’nde. Katılmak için (http://kamp2015.yourthings.org/camp_agenda)

[email protected]

[email protected]