• 6.02.2015 00:00
  • (1395)

 Şunu iyi anlamamızda fayda var: Erdoğan ben demokratik bir başkan olacağım demiyor ki,aksine ne zaman konuşsa demokrasi başkanlığımın önünde engel” demeye getiriyor. Keza “ben tarafsız değilim ki” diyor göğsünü gere gere. Charles de Gaulle’ün 1958’de Cezayir bağımsızlık savaşını bahane ederek Fransa’ya yarı-başkanlık sistemi dayatması, haleflerinden Mitterrand tarafından “sürekli darbe” olarak nitelenirdi. Erdoğan’ın hedefi farksız…

Pek çok ülkede başkanlık veya yarıbaşkanlık sistemi uygulanıyor. Başkanlığın demokratik anlamda iyi işlediği tek ülke ise ABD, belki ilerde Brezilya ile Meksika. Başkanların çoğu “seçilmiş diktatör”! Mahalleden: Azerbaycan, Cezayir, Ermenistan, Rusya, Suriye, Türkîler…

HERKES BAŞKAN

Seçim sezonu geldi çattı. Pırpır eden yürekler, al al olan yanaklar, gönüllerde yatan aslanlar, onca zamandır liderin gözüne girmek için yapmadıkları numara kalmayanları aldı bir heyecan. Bu memlekette sade Tayyip Erdoğan değil herkes bir makamın güçlü başkanı olmak ister. Vatandaşı, toplumu ilgilendiren sorunların ancak başkan olunca tepeden çözülebileceğine olan inanç o kadar yaygındır ki. Çok azımız diğerleriyle eşit düzeyde yetkiyi paylaşmaya, birlikte çalışıp çözüm üretmeye hazırdır. Bugünlerdeki başkanlık lakırdıları esasen Türkiye’ye mükemmel bir ayna tutuyor. Erdoğan ve çevresimemleket insanının güce taptığını, güçten beslendiğini ve güç eline geçtiği anda nasıl fütursuzca kullandığını gayet iyi bildiğinden mutlak başkanlığı dayatmakta sakınca görmüyor.

AKP TABANININ MÜSLÜMANLIK ALGISI

Metropoll’ün “Din Şiddet ve Özgürlük” araştırması AKP seçmeniyle ilgili dikkate değer bulgu dolu. (http://www.metropoll.com.tr/arastirmalar/siyasi-arastirma-9/1779) AKP’lilerin yüzde 56’sı yabancı istihbarat örgütleri Charlie Hebdo saldırısını gerçekleştirdi, yüzde 55’i esas mağdur İslam dünyasıdır, sadece yüzde 15’i ise katledilen karikatüristler mağdurdur diyor. Yüzde 34’ü İslâm adına şiddetkullanılmasının, yüzde 23’ü dinden çıkanların cezalandırılmasının, yüzde 61’i dinlerine hakaret edenincezalandırılmasının caiz olduğunu, yüzde 66’sı da Batı’nın Haçlı seferlerinin devam ettiğini düşünüyor. Yüzde 33’ü laik devleti gerekli görmüyor.

AKP gezegeninde neden IŞİD vahşetini kınayan, bu canilik yarışında sakinleşme çağrısı yapan olmadığını böylece anlamış bulunuyoruz. “Çoğunluk her türlü hukuksuzluğun meşruiyet dayanağıydı artık her türlü şiddetin icazet kaynağı da oldu!

DİĞER KABADAYI RUSYA

Rusya diktatörü, zaten çökmüş olan para birimi rubleye faiz indirerek bir darbe de kendi vurdu, piyasalara fütursuzca kafa tutarcasına. Zevahiri sağa sola posta koyarak kurtarmaya çalışıyor. Gürcistan ve Kırım’dan sonra Ukrayna’nın batısını fiilen ilhak etti. AB ile ortaklık anlaşmasını Rusya’nın şantajına rağmen imzalayan Ukrayna’nın NATO üyesi olmaması için şantaj yapıyor. Oysa bu yıl kırkıncı yıldönümü idrak edilecek olan Helsinki Sonuç Bildirgesi uyarınca Katılan Ülkeler istedikleri uluslararası örgüte katılma veya katılmama hakkına sahip. Putin’in hukukla işi mi olur? Sanmayın ki iş burada bitecek. Diktatörlükler, içeride işler iyi gitmemeye başlayınca halkın dikkatini kolay zaferlere yönlendirirler. Ne var ki zaferler kolay kazanılsa da kalıcı olmazlar. Çökmekte olan Rus ekonomisinin önünde kurban olarak Moldova ve Baltıklar var. Moskova’nın Transdinyester bölgesi Rusya sayesinde daha 1991’de bağımsızlığını ilan etmiş ve 1992’de Moldova’dan ayrılmıştı. Rusya Transdinyester oldubittisini Moldova’nın AB ilişkilerine karşı kullanıyor. Kimsenin tanımadığı Transdinyester’i Kırım gibi ilhâk edebilir. Hatırı sayılır Rus nüfus barındıran üç Baltık ülkesi, AB ve NATO üyesi olsalar da, Rusya’nın “emperyal kaşıntısı” her nüksettiğinde büyük tehlike altında olmaya devam edecekler.

[email protected]

[email protected]