Son seçim Yeni Devletinin temelinin atılacağı ön başkanlık seçimiydi. Haziran seçimi ise salt bu tema üzerinden yapılacak. Afrika dönüşü açıklandı.Türkiye’yi bekleyen kâbus Erdoğan tarafından ilk 22 Nisan 2010’da telaffuz edildi. O günden itibaren emrindeki teşkilât tarafından programlı bir şekilde gündeme sokuldu. Tepki gelince bir müddet susuldu ama proje hep bir yerde tutuldu. Bugün HDP’nin Meclis’te olup olmayacağı dışında bütün engeller kalktı ve bütün enerji haziran seçimine vakfediliyor. Bu seçim herhangi bir genel seçim değil, memleketin 21. yüzyılda istikbalini belirleyecek. Dolayısıyla muhalefetin ortak hedefi bu kâbusu engellemek!

Sistemin ne olacağı AKP’nin anayasa uzlaşma komisyonuna verdiği taslakta vardı, artık açıkça konuşuluyor. Seçim beyannamesine giriyor, Akif Beki’ye konuşan Erdoğan tek karar merciinin bulunduğu, hiçbir denge denetlemenin çalışmadığı sistemin ayrıntılarını veriyor. Bir de müthiş iddiası var, gelişmiş ülkelerin çoğunda başkanlık sistemi varmış. Gelişmişlikten anladığı betonla ile asfalt, paylaşım, saygı, irfan, demokrasi değil!

 

“SE EKATO TOURKİKA HRONİA”

Yüz yıl geçip Osmanlı hâlâ gitmeyince türemiş deyim. Yani çıkmaz ayın son çarşambası gibi bir şey. Yunanistan’ın en büyük malî düğümü ödenemeyecek boyutlardaki borcu. Vergiler bütçe açığını epey kapattı ama 317 milyar euroluk borcu ödemek imkânsız. Son beş yıl ancak 13 milyar ödenebildi. Dolayısıyla, Troika’nın borcu silmeyeceğini varsayarsak tek çare ödeme süresinin yüz yıla yayılmasıve Troika’nın değil hükümetin ürettiği Keynesci ekonomik çözümlerin hayata geçmesi. Troika’nın, bu reformlara karışması mümkün değil. İsraf azaltıcı, verimlilik artırıcı, çevreci, sosyal korumacı önlemler yolda. Bakanlıklar buna göre tasarlandı. Yunanistan’ın azmettiği krizden çıkış modeli her insanı rekabetçi girişimci farzeden neo-liberal “tek düşünce” esaretinden farklı bir model olduğu ölçüde AB için de şans. Umarız başarılı olur.

 

ALMANYA’DA BİR PANKART

“Anneannem ve dedem: Misafir işçi; Annem ve babam: Yabancı/ Türk; Ben: Alman/ Türk; Çocuğum: Müslüman”! Bize ne zaman Alman demeyi düşünüyorsunuz?” Almanya’nın farklı dışlama formüllerini mükemmel özetleyen, bu aralar sıkça yapılan yürüyüşlerden bir pankart. Bakalım daha kaç nesil gerekecek?

 

SOSYAL TEKNOLOJİ

Geçen hafta Things proje kuluçka yarışmasının sonuçları açıklandı. “Things, teknoloji alanında uzman kişilerin önemli toplumsal sorunlara sosyal teknolojik çözümler ürettikleri bir alan. Things, değişimin yaşandığı bir alan.” (http://yourthings.org/tr) Kazanan projelerden biri “Karakutu”: Kamusal konularda kamudan gizlenen bilgilere sahip olan sıradan insanların gazetecilere kimliklerini, mesleklerini tehlikeye atmadan bilgi aktarabileceği bir platform! Bir diğeri “Ustamdan”: Anadolu’da kaybolmaya yüz tutmuş, yüzyıllardır süregelen zanaatları canlandırmak ve devamlılığını sağlamak amacı ile tasarlanmış bir e-ticaret sitesi. Ve ilk sırada Muhit”: Mahalleliler yaşadıkları yerlerde söz sahibi değil. Önerilerini doğru yere iletemiyor. 180 yıldır seçilen muhtarlar Türkiye’de bağımsız, yerel, doğrudan demokrasinin temsilcileri, fakat mahalleliler onların bu yetkisini etkili bir şekilde kullanmıyor. Muhit ile fikirlerini mahallelilerle ve muhtarla kolaylıkla paylaşıp, beğendiğin fikirleri destekleyebilirsin, projenin gelişimini takip edebilirsin. Gençler müthiş yaratıcı!

 

NÜKLEER KIYAMET SAATİ

1947’de Soğuk Savaş’ın en gergin günlerinde dünyayı tehdit eden ölümcül tehlikelere dikkat çekmek için sembolik olarak ayarlanan nükleer kıyamet saati ABD ile SSCB’nin hidrojen bombası denediği 1953’te 12’ye 2 kalaya ayarlıydı. Bugüne dek 18 kez ayarlanan saat 2007’den beri artık nükleer felâketten çok iklim değişikliğini gözönünde bulunduruyor. Son ayarlamayla artık saat 12’ye 3 var!

[email protected]

[email protected]