“Ben Charlie’yim” sloganına karşı olan, hatta “Ben Charlie değilim” diyenler var. Bunda yadırganacak bir durum yok. Ağırlıklı olarak Müslüman dünyada ama sadece orada değil, bu çeşit itirazlar yaygın, bin bir nedenden. Batılı hükümetler bu farklı düşünceyi de hukuken güvence altına alır, “ezelî mağdurların” ise, hükümetleri dâhil, düşünceye getirdikleri kutsal sınırlar var. Sorun burada.Cumhuriyet gazetesinin yayımladığı 4 Charlie sayfası ile başlayan tartışmayı özetlemek gerekirse,bu memlekette Atatürk’e ve Hazret-i Peygambere (sas) saygı duymayanlar birbirlerine zarar vermeden birarada yaşayabilecekler mi?Soru da burada. Eğer bu mümkün değilse topyekûn intihar ediliyor demektir.

ASİMETRİ

Tartışma, mesele ya da karşılaştırma, dikkat edilirse, farklı dinler arasında değil; din sonrası Batılı toplumlar ile dinin güçlü olduğu Müslüman toplumlar arasında. Özünde asimetrik olan bu tartışmanın ortak bir akla vasıl olması çok zor; konuşulan mesele aynı değil. Din sonrası toplumlar din konusunda yüzyıllarca kavga aralarında ve içlerinde tartışarak, kavga ederek, birbirini katlederek, bütün bu olup biteni özeleştiri ve yüzleşme ile değerlendirerek buraya geldiler. Müslüman toplumlarda bu iç tartışma başlamadığı gibi topyekûn Selefî bir tefsire doğru savrulma sözkonusu.

KOMPLO TEORİLERİ

“Saldırıyı Hıristiyan Batı ve İsrail yaptı ki İslâm’a daha kolay saldırabilsin”! Bu önerme 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasından bu yana revaçta. Yalnız sadece Müslüman ülkelere mahsus değil. Batı’nın antisemit aşırı sağı ile antiemperyalist aşırı solu da bu kafada. Müslüman komploseverler kimlerle ittifakta, haberleri olsun.

NEREDEYDİNİZ

Hızla şeyhülislamlaşan Diyanet son fetvasında Paris’te öldürülen 12 kişiyle Müslüman memleketlerde öldürülen “12 milyon Müslüman”ı karşılaştırıp, neden onlara üzülmüyorsunuz diyor. İslâm dünyasındaki genel kanı da zaten bu. Herkes kendi ölüsüne üzülecek! Senin dininden, vatanından, ulusundan olup başkasına üzülen olursa cevap hazır. Hemdertlik, empati, duygudaşlık, diğerkâmlık sözcüklerinin dilimizde ne kadar az kullanıldığını şimdi anladık mı? Diyanet ve onun gibi düşünenlerin dünyadan haberi yok ve ezberden sallıyorlar. Dünyada neler oluyor, kim kimle hemdert oluyor, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Komitesi, vs… nedir hiçbirinin haberi yok. Çünkü kendilerinde asla böyle duygular yok. Ölenler kâfir olduğu zaman bütün dünya yas tutar, ama Müslüman ölümlerine kına yakılır sanıyorlar. Diğer yanda “12 milyon Müslüman”ı öldürenler ağırlıklı olarak Müslüman. Bu talihsiz siviller için Müslüman dünyadan pek bir taziye işitmedik. Bizdeyse “Gazze, Esed” diye ortalığı birbirine katan hükümet koalisyon saldırılarından kaçmaya çalışan Iraklı din kardeşlerine iltica hakkı bile vermediydi.

BEYOĞLU YENİDEN DÖŞENECEKMİŞ

Birkaç sene önce belediye müthiş iddialarla Beyoğlu’nun kaldırımını yenilemek üzere Çin’den parke taş ithal ettiydi. Sonra ithal taşlar söküldü, yerine millî taş döşendi, çile, çamur aylar sürdü. Bütün afra tafraya rağmen taşın ömrü tabii ki doldu ve bu defa başka bir fanteziyle kaplama yapılacak, memleketin değişik yerlerinden gelen taşlar kullanılacakmış. Aksaray’daki komedyadan sonra Beyoğlu döşemesiyle iktidar “Türkitch Fantezi Dönemi”ne girdi zahir. Hadi tekrarlayalım: Günde ortalama iki milyon kişinin yürüdüğü kaldırım ya arnavutkaldırımı olur ya da asfalt. Bunu bilmek için mühendis olmaya gerek yok, diğer şehirlere bak yeter.

GÖZDEN KAÇMASIN

Bakanları Yüce Divan’a gitmekten kurtaran kararı veren AKP’li üyelerin 197 sayfalık raporuna CHP 197 sayfalık mütalaa ile cevap verdi. http://t24.com.tr/haber/akpnin-197-sayfalik-raporuna-chpden-197-sayfalik-cevap-yuce-divan-zorunlu,283520

[email protected]

[email protected]