• 10.01.2015 00:00
  • (1611)

 “Charlie Hebdo’yu öldürdük”! Böyle haykırmış İslâmî terörist komando, ardından da “Muhammed peygamberin intikamını aldık” demiş. Yazıişlerinin neredeyse tamamı öldürüldü. Zaytung’un demesiyle “Bugün mizah bitti, her şey bitti, insanlık öldü”. Öldürülenler dünya çapında karikatüristlerdi, çizinin şairleriydilerpırıl pırıl beyinlerdi, itlaf edildiler. Mizahın en rahatsız edici “silâh” olduğu bir kez daha kanıtlandı.

Bugün Türkiye’de burun kıvrılan Batı’nın, aydınlanmadan bu yana oluşmuş putkırıcı eleştiri geleneğinin en güçlü temsilcilerinden biriydi dergi. Sade dinleri değil bütün iktidar odaklarını hicveden kara mizah geleneğinin en önde gelenlerindendi. Saldırı Charlie Hebdo ile sınırlı olmayan ve belli bir özgürlük anlayışına karşı yapılmıştır. Bu anlamdaözgürlükler adına dünyada ve Batı Avrupa’da bir dönemin katî sonu, risk ve belâlarla dolu bambaşka ve meçhul bir dönemin milâdıdır. Ve elbet de dinlerarası diyalog ve Batı’da İslâm’ın Doğu’da da diğer dinlerin geleceği açısından hiç hayra alamet değildir olanlar.

Dergi 2006’da Danimarkalı Jyllands-Posten gazetesinin yayımladığı Hazreti Muhammed karikatürlerini, destek amacıyla alıntılayan dünyada bir-iki dergiden biri olduğu için mimlenmiş, 2011’de de molotofkokteylli saldırıya uğramıştı. 2012’de Al Jazeera English mülâkatında derginin maktul genel yayın yönetmeni gayet mâkul ve mütevazı şeyler söylüyor: “Biz her dinle ilgili karikatür yayınlıyoruzSadece Müslümanlardan tepki alıyoruz. İtikat sahibi Müslümanları üzmek istemem, dergiyi satın almamaları yeterli.

(http://blogs.aljazeera.com/blog/europe/charlie-hebdo-making-headlines)

Dergi 30 yıl önce radikal Katoliklerin şimşeklerini çekerdi, otuz kadar dava açıp hepsini kaybettiler, ifade özgürlüğü adına! Katolik dünya kara mizaha 150 senede alışabildi. Bu, Macaristan, Polonya gibi ülkeler için hâlâ geçerli değil. Ortodoks Hıristiyanlar ve Musevîlerin de kara mizahla arası pek yoktur. Yine de bu dinlere mensup hiçbir kimse gidip karikatürist vurmuyor. Sosyal medyada iki gündür LemanPenguengibi mizah dergilerine tehdit yağıyor. Zaman onlarla dayanışma zamanıdır.

Dinin şakası olmaz!

 

İKİ “AHRET SUALİ”

Dindarları bire bir ilgilendiren iki sual. İlki pek yeni değil ama bugünlerde iyice tartışılır hâle geldi. Paris’teki katliam ve Irak/Suriye başta olmak üzere dünyanın değişik yerlerinde İslâm adına gerçekleştirilen katliamların gerçek İslam’la ilgisi olmadığı teziÇok kullanışlı bir sorumluluktan kaçma formülü değil mi? Zira Batı, İslâm’ın bugünkü tezahürlerini anlamak adına kendi müstemlekeci, müdahaleci, İslam karşıtı ve ırkçı sıfatlarını sorguluyorsa İslâm’ın da içinden çıkan o “sapkın” tezahürleri sorgulaması gerekmez mi?

İkinci sual ilkiyle bağlantılı. Dünyada Hıristiyan Batı’nın denizlere açıldığından bu yana kolonize etmediği yer neredeyse yok. 1960’lardan sonra post-kolonyal yöntemlerle kurduğu hükümranlıklar, eski kolonilerden Batı’ya gelenlere yaptığı muamele de mâlum. Batı’nın bir biçimde zulmüne maruz kalmış tüm bu halklar, inançlar arasında hınç almak için silâha sarılıp sivil öldürenler neden ağırlıklı olarak Müslümanlardan çıkıyor?

 

İKTİDARIN MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ

Erdoğan 14 Aralık’tan itibaren artan dozda memlekette medyanın özgür olduğundan dem vuruyor. Hafta başı Diyarbekir’de tam Hollandalı gazeteci gözaltına alınıp bırakıldığı sırada tekrar ediyordu. Üç husus: İlkin şahsına yapılan ve hakaretamiz addedilen yazı çiziye dava açıyor, dolayısıyla özgürlük bir yere kadar. İkincisi imâ ettiği serbestiyet, iktidarının devamlı yaptığı yanlışlara karşı yazılan çizilen. Bundan doğal ne olabilir. Üçüncüsü, ilk iki husustan hareketle Türkiye ile karşılaştırılabilecek yerler, iddiasının aksine “demokratik ülkeler” değil, ifade özgürlüğünün var olmadığı Rusya gibi ülkeler. Şimdilik onlardan iyiyiz!

[email protected]

[email protected]