• 12.12.2014 00:00
  • (1520)

 Başta Kürtlerle müzakere ve elbet umumî ahval olmak üzere memlekette olup biten her şeyi tahkim eden iki dinamik var artık. İlki Erdoğan’ın devlet başkanı olma muradı, diğeri bununla birebir bağlantılı olarak haftaya yıldönümünü idrak edeceğimiz 17/25 Aralık iddiasını bertaraf etme çabası.

İDİAMİNDADALAŞMAK

Polis adam mı vurdu, “Osmanlıca” öğrenilecek, kadın fıtratı, itibardan tasarruf olmaz, herkeslerin bayıldığı sarayın odaları, kitap taşıyan merkep, Nobel’in hâli, BM’nin ahvali, Amerika’nın keşfi, işitilmedik tuhaf lakırdı kalmadı ve bu sürecek. Putin, Mahathir, Berlusconi derken İdi Âmin Dada’ya mı dayandık acaba?

YAE MESELESİ

Yetmez ama evetçiler ebediyen günah keçisi olmayı sürdürecek. Türkiye’nin başına ne geliyorsa 2010 referandumuna evete çağırdıklarından geliyor ya! Bu düz mantığı başka bir “hataya” uygulasak mı? Referandumdan üç yıl önce, mâlum hizipler 367 kuralı denen zırvayı dayatmasa ve Erdoğan cumhurbaşkanı seçilebilseydi bugün böyle mi olurdu?

 

OSMANLI TÜRKÇESİ DERSİ

Erdoğan fetvasına rağmen bütün sisteme uygulanacak gibi durmuyor. Ama siz bakmayın Osmanlı Türkçesinin seçmeli olarak kalacak olmasına hoca bulamayacaklarından tereddüt etmişlerdir. Belli liselerde mecburî olmasından ötürü, bakanlık hoca kapasitesini bilir! Diğer taraftan o ölü dile gelene kadar tükenmekte olan, korunması, öğretilmesi gereken bir dolu yaşayan dilimiz var. Başta Kürtçenin lehçeleri, Batı Ermenicesi, Lazca, Gürcüce, Çerkesçe, Hemşince, Pontiki Rumcası, İstanbul Rumcası, Ladino… Unuttuğumuz vardır illâki. Osmanlı Türkçesinin bir de sürprizi var: Ecdadın mezar taşından sonra Osmanlının kirli çamaşırını da merak ediverirlerse ne olacak? Hele 2015’e giderken…

THE CUT

Fatih Akın’ın Ermeni Soykırımı’nı işleyen filmi “Kesik” profesyonel ve amatör sinema eleştirmenlerince beğenilmedi. Türkiye gibi Ermeniler ve soykırım konusunda “sıfır” bilince sahip bir memlekette bu felâketi işleyen ve yasaklanmayan her film, kitap, bilgi, bütün eksik, gediğine rağmen hayırlıdır. Kaldı ki kadın ve çocukların o Dantevarî ölüm tarlası sahnesi yeter! Rojava sayesinde keşfettiğimiz,“Ermeni mezarlığı” olarak anılan Suruç ovası o ölüm tarlalarından biriydi 1915’te.

AB NEDEN GELDİ

Kasımda işe başlayan Komisyon’un Genişleme komiseri Hahn, dış ilişkilerden sorumlu temsilcisi Mogherini, insanî yardımdan sorumlu üyesi Stylianides’ten oluşan heyet iki günlük ziyarette bulundu. Esas muhatabımız Hahn daha önce tüm aday ülkeleri ziyaret etti, en son buraya geldi. Suriyelilere yardımın dışında toplantılardan hiçbir şey çıkmadı zira Türkiye’nin gidişatı, AB ülkelerinin de üyeliğimize iyice uzaklaşmış olmaları karşısında Komisyon’un yapacağı bir şey yok. Ziyaretin amacı “Türkiye’nin, ipi tamamen kopararak Rusya ile birlikte Avrupa’ya tehdit oluşturmasını nasıl engelleriz” idi.

İHRACAT AÇIKLANIR, İTHALAT AÇIKLANMAZ

Türkiye İhracatçılar Meclisi her ay ihracat rakamı açıklar. Ama ithalat rakamı açıklayan bir kuruluş yoktur. Oysa Türkiye’de ihracatın ithalatı karşılama oranı 1990’ların ortasından bu yana yüzde 55 ile 65 arasında gider, gelir. Şu sıralar yüzde 64 civarında. Oran dışarıya sattığın malın ithal ettiğinin ne kadarını ödeyebildiğini gösterir. Yani Türkiye ihracatçı değil, ithalatçı bir ülkedir. Diğer taraftan ihracatımız çok büyük oranda ithalata bağlı. İthalat yapabildiğimiz kadar ihracat yapabiliyoruz. Her 100 dolarlık ihracat için 62 dolarlık ara malı ve yatırım malı ithal etmek gerekiyor. Enerji ve esas ar-ge zaafımız yüzünden. Taşıma suyla dönen bir ekonomidir bu.

TEKSESLİ MEDYAYA DOĞRU

Hürriyet’in, muhtemelen Erdoğan Medyasına satılması için patrona baskı olduğu dedikodusu var mâlum. Bütün gazetelerin aynı şeyi yazdığı bir memlekette gazete ne işe yarar diye sorsak…

[email protected]

[email protected]