Geçen hafta İslâm âleminden önde gelen 126 âlim IŞİD’in çakma halifesi Al-Bağdadi’ye gayet kapsamlı bir mektup yazdı. Arapça aslının İngilizcesi: (http://lettertobaghdadi.com/14/english-v14.pdf) Metinde her aklı başında Müslüman’ın onaylayacağı hatırlatma ve ikazlar var.Ezidîlerin Ehl-i Kitap olduğu, köleliğin yasak olduğu, zorla ihtidanın yasak olduğu, dirilere ve ölülere işkencenin yasak olduğu, Hıristiyanlar ve diğer Ehl-i Kitaba kötü muameleninyasak olduğu, elçi, diplomat, gazeteci ve yardım kuruluşları çalışanlarını öldürmenin yasak olduğu, Kur’an ve Hadis’e yapılan atıflarla anlatılıyor. Buraya kadar şaşıracak bir şey yok, tuhaf olan bütün Müslüman ülkelerden din âlimlerinin ortak olduğu bu çalışmada Türkiye’den sadece İstanbul eski müftüsü Mustafa Çağrıcı hoca varMehmet Görmez yok. Diyanet’in websitesinde konuyla ilgili hiçbir şey yok. Zaten buralı Müslümanlarca görülür, duyulur bir itiraz da hatırlamıyorum.

ÖRTÜN EFENDİLER!

Eser Karakaşmeseleye ultraliberal bir gözle bakarak “Devlet karar vereceğine aile karar versin daha demokratik” diyor. Birincisi, kız çocuğunun hiçbir iradesi ve söz hakkı olmadığı bir durumla demokrasi nasıl birarada anılır, anlamak mümkün değil. İkincisi o aile yapısı tam da Karakaş’ın haklı olarak beğenmediği o devleti yeniden üretmiyor mu? İlâveten, “Varolan tedrisatı başı açık veya kapalı okusalar ne fark eder” diyerek konuyu bir de eğitim zaafına indirgiyor. Bireyi özgürleştirmekle görevli olan eğitim yerlerde sürünüyor doğru, iyi de bu sefalete bir de ekstra yasak getirmenin faydası ne? Soracak çok soru var ama esas mesele, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nden de vazgeçtim, kız ve erkek çocuklar arasındaki kadim asimetriErkek çocuğa herhangi özel bir yasak yokkızlar ailenin ve esas Sünnî cemaatin sultasında.

Acaba muhafazakâr erkek, sağ sol farketmez, sahip olamadığı dişinin de, reşit veya sübyan, namusunun muhafızı kesilen midir?

GAZİ ÜNİVERSİTESİ UYUMAZ

Üniversite, memlekette koloni komiserliği gibi çalışan Azerbaycan Büyükelçiliği ile beraber “Herkes Uyurken: Anadolu’dan Kafkasya’ya Ermeni Zulmü” temalı afiş yarışması düzenliyor. Amaç “Ermenilerin Türk milletine yaptığı soykırımlara duyarsız kalan dünyayı uyandırmak”. Bir eğitim öğretim kurumundan başka ne beklenir zaten: Zihin açmak, hakikatleri öğretmek, vs... Etkinliğin zamanlaması manidar ötesi: Yarışma sonucu Hrant’ın katlinin yıldönümü olan 19 Ocak’ta açıklanacak, sergi Hocalı katliamının yıldönümü olan 26 Şubat’ta!

Yeni Türkiye’nin eğitim dünyası, soykırımın yüzüncü yılı için hakikaten kolları sıvamış. Geçenlerde bir imza kampanyasıyla dikkat çektiğimiz, Ermenileri düşman ve millî güvenliğe tehdit olarak anlatan İnkılâp Tarihi kitaplarındaki utanca şimdi bu utanç eklendi. (www.diken.com.tr/taner-akcam-yeni-turkiyenin)

Yaraya, hem de ne yara, tuz basma konusunda ustalık bu kadar olur.

DER ZOR

Geçen hafta Ermenilerin Auschwitz’i Der Zor’da soykırım kurbanlarına adanmış anıtın, kilisenin ile içindeki müzenin yerle bir edildiği haberi geldiDer Zor IŞİD’in elinde! Ölüm yolculuğuna çıkarılan Anadolu Ermenilerinin bitap hâlde vasıl olduktan sonra kıvranarak açlık, susuzluk ve kötü muameleden telef olduğu uğursuz çöl. 1915’in izlerini silmek beyhude, yüzyıl sonra hortlamış, bugün o toprağı kavuran IŞİD vahşeti hatırlamaya yeter.

KESİM ZAMANI

İtikat mühim ancak Yeni Türkiye’nin yeni zenginlerinin itikatla ilgisi mi kaldı? Kurban merasimi yıllardır bulimik bir kitlesel hayvan katliamı şeklinde cereyan ediyor. Kurbanı dağıtan kalmadı. Sığırdan aşağısı kurtarmıyor. Acıyla can veren hayvanın vücuduna salgıladığı toksinler iştahla mideye indiriliyor. Kesimi bilgisayar oyunu gibi seyreden, alınlarına kan sürülen çocukların yaşadığı travma cabası.

[email protected]

[email protected]