• 4.07.2014 00:00
  • (2066)

 Bugün, 1934’ün haziran ayı boyunca devam eden Trakya ve Çanakkale Yahudi Pogromlarının hazin sonunun sekseninci yıldönümü. Mustafa Kemal’in bilgisi dâhilinde cereyan eden, gayet organize bir iş olan, yerli Nazi müsveddelerince kışkırtılan ve millî sporumuz “Gayrimüslim malı yağması” ile neticelenen bu rezilane olaylarla ilgili bugüne kadar devletten en ufak bir üzüntü ifadesi işitilmedi. Yahudi yurttaşlarımızın La Vaka (vak’a),Barunda (karışıklık, kıyamet), La Furtuna (fırtına) gibi deyimlerle andıkları bu olaylarla ilgiliAyşe Hür’ün dört yıl evvel Taraf’ta kaleme aldığı kapsamlı makaleyi hatırlatırım: (www.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/1934-trakya-olaylari/11946/)

DEFİNE YOLU

Aynı minvalde, geçenlerde internette birkaç köyün Ermenice adlarını arayacak oldum, önüme gayet donanımlı, resmî kaynaklarda olmayan bilgiler içeren üç site çıktı: (www.defineyolu.com), (www.definem.org), (www.definesohbeti.com) Daha söze gerek var mı?

“TÜRKİYE ALEYHTARI YASA”

Haberlerden: “ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Türkiye ve KKTC'deki Hıristiyan mülklerinin ABD Dışişleri Bakanı’nca takip edilmesini öngören Türkiye aleyhtarı yasa tasarısı kabul edildi.” Bir asırdır kiliselerin definecilerce delik deşik edildiği, ahır veya silâh deposu olarak kullanıldığı aziz memleketimiz dışarıdan uyarılmış, uyarı aleyhteymiş. Lehte mi olacaktı?

ROJAVA SINIRINDA İNSAN AVI

İMC’nin haberine göre ocaktan temmuz başına kadar Türkiye’nin sınır güvenlik birimleri tarafından sekiz kişi öldürüldü 19 kişi yaralandı. Bu talihsiz insanların yarısı mülteciydi. Ne BM Mülteciler Yüksek Komiserliği beyanlarında ne de Genelkurmay’ın gayet kapsamlı “sınır ihlalleri” websitesinde bu ölüm ve yaralamalarla ilgili herhangi bir bilgi var. Ne de olsa “şahıslar” Kürt!

SOKAK HAYVANLARI VE JÖN TÜRKİYE

Güya Hayvanları Koruma Kanunu tasarısı sokakta yaşayan hayvanların toplatılarak şehir dışındaki besleme merkezlerine götürülmelerini, deneylerde kullanılabilmelerini ve evcil hayvanlara el konulabilmesini kanunlaştıracak. İktidarın “sadece gözle görülür hijyen” takıntısı 1910’da Jön Türk hükümetinin başındaki üçlü çetenin, görüntüyü ve huzuru bozdukları gerekçesiyle 30.000 İstanbul sokak köpeğini Hayırsızada’ya tehcir ederek itlafetmesini hatırlattı. Jön Türkiye diyorduk!

TÜRKİYE’Yİ BIRAK TUNUS’A BAK

Darbe anayasasının bile gerisini düşen AKP Türkiye’sinin dünyadaki modelliği çoktan tarihin çöp kutusuna intikal etti. Buna karşılık Arap uyanışının başladığı Tunus ve bir ölçüde Fas, yolları daha uzun olsa da Arap ve Müslüman dünyasında demokratik toplum arayışlarına iyi örnekler olarak beliriyor. Bu gelişmelerde Mısır’da Mursî’nin başına gelenlerin payı olduğunu teslim edelim.

Ocak ayında kabûl edilen Tunus Anayasası, Müslüman Kardeşler’in Tunus kolu en-Nahda ile seküler muhalefet arasındaki tavizlerin eseri. İlk kez Arap ülkelerinde bir siyasî İslâm temsilcisi parti kendi rızasıyla, hukuk kaynağı anlamında şeriattan feragat ediyor. Anayasa değişmez ilk maddesinde İslâm’ı devlet dini olarak zikretmesine rağmen, inanç özgürlüğünütanıyor ve Müslüman Arap ülkelerinde temel bir tartışma olan irtidatı, yani İslâm’dan dönmeyi kabûl ediyor. Kitaplı dinlerin ibadetini devlet güvencesine alıyor. Kadın-erkek eşitliğinizikrediyor. AB, BM ve Fransa Tunus’un, diktatör Ben Ali’den sonra yaşadığı kargaşaya rağmen yoluna devam etmesi için destek veriyor. AB’yi artık küçümseyen Türkiye ile eski kolonyal güç Fransa ile ilişkisini yeni bir temele oturtarak gayet zekice kullanan Tunus arasındaki fark bariz. Tunus yılsonunda, önce milletvekili sonra devlet başkanlığı seçimine gidecek. Seçimlerden önceeylülde Paris’te Tunus’a siyasî ve özellikle de ekonomik destek vermek için uluslararası bir konferans toplanacak.

[email protected]

[email protected]