• 27.06.2014 00:00
  • (1667)

 Kapalı kapılar ardındaki toplantılardan ciddî müzakereye geçmek için gereken yasal altyapıyla ilgili ilk metin ortaya çıktı. 2013 başından beri, “hukukî altyapı olmadan olmaz” diyenlerin dilinde tüy bitmişti. Meclis tatilinin alelacele ertelenmesi iktidarın seçim manevrasını açık ediyor. Metin de özensiz ve çerçeve yasa olmaktan uzak. Bunlara rağmen şimdilik buna da şükür. Dört nokta öne çıkıyor. “Toplumsal bütünleşme” denen barış inşası için hükümete toplumsal hayatın her yönünü kapsayan çok geniş bir görev tanımı yapılmış. Görevleri yürütecek olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, MİT değil. Ne var ki, o görevlerin, diğer tarafla oluşturulacak kapsamlı bir barış inşa çalışmasına dönüşmesi gerekiyor. İkincisi, bu amaçla yapılacak iç ve dış temasların ucu açık ki bu yeni bir boyut getiriyor. Üçüncüsü gerillanın silahsızlanma ve rehabilitasyonu bir madde olarak zikrediliyor, oysa bu müstakbel barış inşası paketinin bir cihetidir. Dördüncü ve nazik nokta, kamuoyuna zamanlı ve doğru bilgi akışı. Bunun bir Meclis komisyonu üzerinden yapılması yasamayı işin içine dâhil eder. CHP’nin bu kanun teklifine destek vermesi çığır açar. Böylece çözüme siyaseten ortak olur, müzakerenin çapını genişleterek toplumun çok geniş bir kesiminin sahiplenmesini ve sorumluluk almasını sağlar, böylece toplumsal barışa katkı verir. Bakalım diğer taraf, ortak aday ne diyecek. Hükümet ise Başbakan’a biat etmeyen, onun gibi düşünmeyen kesimlere hakaret etmeyi sürdürerek bu kanunu hayata geçiremez.

YARIN YERYÜZÜ İFTARI

Antikapitalist Müslümanlarilk iftar için geçen yıl Gezi esnasındaki gibi Tünel’den Taksim’e kaldırımda iftar sofrası açıyor. Çağrı: “Hangi dili konuşursa konuşsun, hangi dine inanırsa inansın, hangi mezhebin temsilcisi olursa olsun, hangi ırka dâhil olursa olsun, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, inanan-inanmayan siyah-beyaz demeden, cinsiyet ayrımcılığı yapmadan, doğanın tüm canlılarını kucaklayan ve herkesin el ele verip katkı sunduğu bir sofra kurmak için Azığınla gel... Sofranla gel... Yüreğinle gel!

FATİH ORMANI’NIN FETHİ

Kent ile canlılarının geleceği için yarın bir protesto daha var.Çünkü ahir zaman fatihi esnaf takımından nefes almaya vakit yok. Kuzey Ormanları Savunması’nın websitesindeki çağrıda şehrin içinde kalan son Fatih Ormanı da Park Orman’ı da içine alan sözümona “tabiat parkı projesi” ile tehdit altında. Deniyor ki: “Ağaoğlu’nun göz dikip eline yüzüne bulaştırdığı Fatih Ormanı’nda şimdi de Serdar Bilgili ve Ferit Şahenk’in birlikte planladığı yeni yağma projeleri.” Saat 14:00’te Büyükdere Caddesi üzerindeki eski Parkorman girişinde. (www.kuzeyormanlari.org/2014/06/23/uyanistanbulfatihormani/)

KÖMÜR ZEYTİNE KARŞI

Ayvalık’tan SOS var: Türkiye’nin, Afşin Elbistan ile birlikte en berbat kömürlü santrali Yatağan’ın bölgeden çıkardığı kömürü tükenme aşamasına gelmiş. Yatağan uzmanları “bölgede daha kömür çok” dese de (www.bianet.org/bianet/emek/155984-yatagan-da-neler-oluyor-yataganlilar-anlatiyorhükümet Ayvalık zeytinliklerinin altındaki kömüre göz dikmiş. Mâlum maden çıkartma bu memlekette her şeyin önüne geçebilir. Hükümetin son derece verimsiz yerli kömürü çıkartmak ve esas iklim değişikliğinin baş sorumlularından kömüre dayalı enerji için yapmayacağı yok. Zeytinciliğin canına okumak dâhil!

KARAPARA AKLAMA SERBESTİYETİ

Geçen gün Taraf’ta Adnan Keskin’in aklamayla mücadele mevzuatında değişiklikleri kapsayan haberi vardı. Malî Suçları Araştırma KuruluBaşkanı sınırsız yetkili oluyor ve kendisine denetim uzmanları yerine geçici görevliler aracılığıyla denetim yapma yetkisi veriliyor. Reza Zerrab soruşturmasında emeği olan kurul başkanı Kaplan nisandagörevden alındıydıBölgeden, (şimdilik) yağan kayıtdışı para sisteme başka türlü nasıl dâhil edilecek?

[email protected]