• 20.06.2014 00:00
  • (1680)

 Alay ile küçümseme arası taşlar, “biz tayin etmiştik kendisini” yollu hakaretler, iktidar çevresini rahatsız ettiğinin kanıtları. Ana itiraz, siyasetçi olmaması. İyi ya, o makama gereken günlük siyasete bulaşmayacak, nötr olmaksızın olabildiğince tarafsız olacak partilerüstü kucaklayıcı bir şahsiyet değil mi? Memleketin ihtiyacı olan, makamı had safhada siyasîleştirip devlet başkanlığını hazırlayan Erdoğan’a antitez, bir anti-kahraman değil mi? Kürt meselesinin çözümü başta olmak üzere kapsayıcı ve etkin bir kampanya evdeki hesapları bozabilir. Türkiye’nin kendisini dinleyecek bir cumhurbaşkanına ihtiyacı var, azarlayan değil.

SINIR DEĞİŞİKLİĞİ GAFLETİ

Amerika’nın Irak işgâli sonrasında konuşulan üç parçalı Irak tezi yine gündemde. Olabilir elbet ama bedeli çok yüksek olur. Ada devletleri hariç sınırlar illâki yapaydırHiçbir beşerî ve doğal gerçekliliğe yüzde yüz karşılık gelmezler. 1648 Westphalia sistemiyle oluşan ulus-devletlerin egemenlik sınırları yapaydır. Resmî sömürgeciliğin sonuyla birlikte devletleşen, dünyanın dört bir yanında kurulmuş kolonyal nüfuz bölgelerinin sınırları yapaydır. Sorun şu: Bu adaletsizliği zorla düzeltmeye kalktığınızda muazzam bir bedel ödemek zorunda kalırsınız. Yıllarca çalıştığımKara Afrika’nın bilge insanları bu yapay sınırların değişmesinin, kalmalarından daha pahalıya malolacağını söylerler hep. Eritre’nin Etiyopya’dan, daha yakında Güney Sudan’ın Sudan’dan ayrılması sonucunda ortaya çıkan şiddet ibretliktir. Ya yanı başımızdaki Yugoslavya? O yüzden Irak’ta, kâh Musul’u ilhâk hayaliyle, kâh Fransız- İngiliz paylaşımını ortadan kaldırma iddiasıyla, kâh mezhepsel ve kimliksel sorunları öne sürerek dillendirilen üçe bölünüp devletleşme bölgenin kâbusu olacaktır. Çözüm, ademimerkezî yapılardadır.

BAAS’I LAĞVETME HATASI

Komünizm sonrası Çekoslovakya’nın ikinci İçişleri Bakanı Ján Langoš’un bir akşam meclisinde anlattıkları aklımdan çıkmaz. “En çetrefilli ve cevabı kolay olmayan sorumuz komünist bürokrasiyi lağvedersek ne yapacağımız idi; nihayetinde, affedilemez suçlara bulaşmamış olanları muhafaza ettik, eğittik ve böylece yönetimde devamlılık sağladık” demişti.Devlette devamlılık, devrim ya da sert dönüşümler geçiren toplumların daima sorunsalı olmuştur. İttihat Terakki’den Kemalist kadrolara devşirilenleri hatırlayın.

İşgâl gücü ABD Irak’ta Şiilerin ve Kürtlerin telkiniyle ölümcül bir hata yaptı ve Baas bürokrasisini tasfiye etti. Yerine yüzbinlerce deneyimsiz sivil ve askerî memur aldı. Onları eğitti ama kurumsal hafızadan yoksun, hiçbir geleneği olmayan bu kadrolar devlet çarkını döndürmekte yetersiz kaldılar. Tehlike daha bitmiş değil. AKP’nin kadrolaşma anlamında yaptıklarının bundan tek farkı, Türkiye’nin Irak kadar hırpalanmamış olması.

HRİSTOFİYAS’IN HASSASİYETİ

Çarşamba Mehmet Hasgüler Radikal’de SETA’nın Kıbrıs Raporu’nu değerlendirirken zamanında televizyonda hatırlattığım ve raporda bulunan Hristofiyas’ın Kıbrıslı Türklerle ilgili serdettiklerinin gerçekliğini yadırgamış. Hristofiyas ilk kez 2008’de cumhurbaşkanı seçilmeden önce rakibi Kasulides ile yaptığı son televizyon düellosunda 1960’larda Türklere iyi davranmadık demiştir. Göreve başladıktan sonra bunu, yeri geldiğinde tekrar etmiştir, özür dilememiştir. Birincil kaynağım, dostum Profesör Niyazi Kızılyürek, ancak Hristofiyas’ın bu konudaki demeçleri öyle gizli kapaklı da değil.

YAYINLAMA ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU

Türkiye Yayıncılar Birliği’nin Haziran 2013 - Haziran 2014 dönemini kapsayan raporu nihayetSabit Fikir adlı güncel edebiyat dergisinin websitesine kondu. (www.sabitfikir.com/haber/yayinlama-ozgurlugu-raporu-1) Otoriter, sert gidişatın aynası mahiyetindeki raporda ibretlik davalar var. 

[email protected]