• 13.06.2014 00:00
  • (1555)

 Cuma notları

MEZOPOTAMYA’DA KAOS

Dört koldan yayılan kaosun buraya sirayet etme olasılığı gibi, Türkiye’nin oradaki kaosa bulaşma olasılığı artıyor. Bölgedeki Kürtler IŞİD’e karşı en anlamlı direnç olarak beliriyor. Eğer Türkiye gelişmeleri doğru okuyabilir ve Rojava ile didişmekten vazgeçerse zararı asgarîye indirebilir.

KCK AÇIKLAMASI

Diyarbekir’de hükümetin topladığı “Çözüm Çalıştayı” ile ilgili açıklamasında KCK: “Kürt sorunu çözülmeden Türkiye demokratikleşmez, Türkiye demokratikleşmeden de Kürt sorunu çözülmez. Demokratik Türkiye özgür Kürdistan sadece Kürtlerin mücadelesi ile değil, tüm Türkiye halklarının mücadelesi ile gerçekleşecektir” diyor. KCK’nın temel gerçeği hatırlatması iyi oldu zira çözüm ile demokrasi artık aynı cümlede anılamayacak kadar ayrıştı. Çare belli: Nasıl eskiden doğuda savaş varken memlekette demokrasi yerleşemediyse, bugün de batıda demokrasi yokken doğuda barış olmuyor.

BATI’YA LAF ANLATMA SORUNU

Devletin parasal, bürokratik tüm imkânları seferber, “yurtdışında yeni Türkiye’yi anlatma” görev gücü çalışıyor. İşleri kolay değil. Bir yanda yalpaladıkça ceberutlaşan, her önüne gelene ayar veren bir iktidar, diğer yanda farklı ve dünyada başka kimseyi kaile almayan güç “Yeni Türkiye”. Mesaj net: “Biz farklıyız ve haklıyız, bizi böyle kabul edeceksiniz.

Batı’da AKP Türkiye’siyle ilgili epey bir birikim var, artık 2002’de değiliz. Bırak Türkiye’yi AKP uzmanı var artık. Bizim kamu diplomasiciler dışında herkes her şeyin farkında. Dolayısıyla neyin kavgası veriliyor, kim ikna edilmeye çalışılıyor anlamak mümkün değil. Misal:Pazartesi Vaşington’daki Middle East Institute bünyesindemuhtemelen Ankara’nın verdiği parayla 5. Türkiye Konferansı düzenleniyor. Türkiye’den gidecek konuşmacıların tümü iktidar çevresinden... Başkonuşmacı İçişleri Bakanı. Diğerlerini merak ederseniz:(www.mei.edu/events/fifth-annual-conference-turkey) Oysa önceki dört konferansta farklı söz söyleyen isimler vardı. Yoruma bile gerek yok.

PUTİN İLE ERDOĞAN FARKI

Aralarında iki hayatî fark var. İlki, icraatlarıyla ilgili. Putin’in icraatı daima gayridemokratik oldu, oysa Türkiye 2002-2005’te siyasî alanın genişlediği, ezberlerin bozulduğu, demokrasinin buralarda daha önce görülmediği kadar işlediği bir dönem yaşadı. İkincisi, iktidar tekeliyle ilgili. Putin Yeltsin’i bertaraf eder etmez tekadam oldu ve öyle kaldı. Etrafında iktidarını tehdit eden veya edebilecek kimse yok, hiç olmadı. Rakipsizlik Rusya’daki siyasetin alternatifsizliği de demek. Erdoğan’ın iktidarı, başında kadro çalışmasına dayanıyordu, “ustalaştıkça” tekadamlaştı. Ne var kigönüllü güzellemecilerinin daima altını çizdiği rakipsizliği Türkiye’deki siyasetin alternatifsizliği demek değil. Şimdilik AKP içinden elbet!

DERS KİTAPLARINDAN İNCİLER

Tarih Vakfı, Bilgi Üniversitesi’nin SEÇBİR merkezi ile birlikte ders kitaplarını insan hakları ölçütlerine göre taramayı sürdürüyor. Taranan 245 kitapla ilgili gözlemler her zamanki gibi çarpıcı.

“Bazı iyi örneklere rağmen kitaplarda insan hakları, demokrasi ve laiklik gibi kavramlar tarihsel ve sosyolojik bir bağlama oturtulmak yerine, anakronik ve özcü bir biçimde aktarılıyor. Bu şekilde kitaplar bu kavramları doğru bir şekilde aktarmaktan çok, tarihdışı ve Türklere özgü bir dünya görüşünü vazetmektedir. Sonuçta, modern dönemin ürünü olan insan haklarının asırlar önce Hz. Muhammed tarafından ilan edildiği, Türklerin ezelden beri demokrat ve laik oldukları ileri sürülüyor.”

“Bazı iyi örneklere rağmen ders kitaplarındaki temel örüntünün kadınları ev içi rollerle temsil eden, eşitsiz rol dağılımını destekleyen örneklerle şekillendiğini söylemek mümkün. Bu çerçevede mimarlar, doktorlar erkek varsayılıyor.”

Şizofreni diyorum ya ikide birde, buyurun bir başka tezahürü daha. 

[email protected]