• 23.05.2014 00:00
  • (1596)

 Yarın Köln’de statta miting var. Cumhurbaşkanlığı için ilk defa oy atacak olan gurbetçiden oy isteyecek. Yer yersiz, zaman zamansız. Ertesi gün Avrupa Parlamentosu seçimleri var. Memleketinde terör estiren bir AB adayı ülke başbakanının Avrupa seçimleri öncesi Almanya’ya gitmesi AB’ye bir nevî hakaret. Alman siyaseti “Erdoğan Basını”nda cumhurbaşkanlarına edilen hakareti unutmadı, şimdi de bu ilgisiz ziyareti sorguluyor. Sonuçta Erdoğan AB’nin merkezi Almanya’ya müstakbel bir AB üyesi başbakanı olarak değil, müstakbel başkanlığı için Türklerden oy isteyen herhangi bir politikacı olarak gidiyor.

ARINÇ’IN “TRAJİKOMİK” BASIN TOPLANTISI

Çarşamba o yumuşak üslubuyla Soma anlattı Arınç. Takdir-i ilâhi tınılarıyla, sanki katliam tesadüfîymiş, sanki maden normları ve madenci güvenliği yeni icadedilmiş gibi anlattı da anlattı. Ama en vahimi bu işin sadece yargının işi olması ve geriye kalan herkesin işine bakması gerektiği iddiasıydı. Memlekette yargıya güven yerlerde sürünürken ve iktidarın mütemadiyen itip kaktığı halk iktidardan çok daha fazla bilgiye sahipken..

KIBRIS TAZMİNATI

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 12 Mayıs’ta, askerî harekât sonrasında adanın kuzeyinde Rumların mağduriyetlerini gidermediği için Türkiye’yi 90 milyon euro tazminat ödemeye mahkûm etti, tazminatın üç ay içinde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ödenmesine hükmetti. Meblağın 30 milyonu harekât sonucu kaybolan 1456 Rum’un aileleri, 60 milyonu da KKTC’nin Karpaz bölgesinde çok zor şartlarda yaşayan Rumlar için (http://hudoc.echr.coe.int/sites/eng/pages/search.aspx?i=001-144151)

Memleketin feci gündeminde kaybolsa da AİHM kararı Dışişleri Bakanı’nın yaptığı gibi elin tersiyle savuşturulabilecek bir karar değil. Bakanın, AİHM’in kararını yok hükmünde sayarken öne sürdürdüğü gerekçenin tutar tarafı yok. Biz karşımıza taraf olarak çıkartılan devleti tanımıyoruz” ifadesi Kıbrıs konusunda sıkça yapılan bir hatayı tekrarlıyor.Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti’ni değil o devletin hükümetini tanımıyorAksi olsaydı Kıbrıs harekâtı konusunda binlerce kez dile getirilen “Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hakları uyarınca Kıbrıs’ta bozulan anayasal düzenin tekrar kurulmasına yardım amacıyla” yani “garantör devletsıfatıyla yaptığı müdahalenin dayanağı olamazdı. Üstelik Türkiye’nin bu dava için AİHM’e verdiği savunmada Bakan’ın “tanımıyoruz” ifadesine karşılık gelen tek bir satır yok.

Kıbrıs artık ABD’nin radarında. Dün Başkan Yardımcısı Biden adadaydı. Zaman uyuşma zamanı. AİHM kararını uygulamanın en mâkul yolu ise tazminatı, ABD kirveliğinde oluşacak çözüm paketine dâhil etmektir.

HAFTAYA AYASOFYA MANEVRASI

Gelecek perşembe Konstantinopolis’in bitmeyen fethi münasebetiyle büyük ustanın büyük bir manevrasıyla daha karşı karşıya kalabiliriz. Eşzamanlı olarak Heybeliada Ruhban Okulu ile Ayasofya’nın yeniden cami olarak açılması! Cumhurbaşkanlığını bilmem ama medeniyetler çatışmasına mükemmel bir katkı olacağı açık.

MÜLTECİ AVI?

Türkiye’nin Suriyeli mültecilere uyguladığı “açık kapı” politikası epeyidir yalpalıyordu ama sınırdan gelen son haberlerle başka bir boyuta geçti. Rojava Derik’ten Cizre’ye geçmeye çalışan Kürt bir ailenin üzerine açılan ateş sonucu 28 yaşındaki Saada Darwich iki çocuğu ve babasının önünde öldürüldü. Rojava Dirbesiye’den Kızıltepe’ye geçmeye çalışan 14 yaşındaki Ali Özdemir de yine askerin açtığı ateş sonucu ağır yaralandı. Şakağından vurulan çocuk, iki gözünü de kaybetti.

Bu ölümlü iki olay ne Genelkurmay’ın “hudut ihlalleri” adı altında en ince ayrıntıyı veren sitesine, ne de BM’nin Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin basın bültenlerine girebildi.

[email protected]