• 2.05.2014 00:00
  • (1672)

 İran Şahı düşmeden bir yıl önce 1978’de Tebriz’e gitmiştim. Sokakta beş kişiden fazla insan biraraya gelince polis müdahale eder, dağıtırdı. Hayret etmiştim. Bu muamele biçimi artık buraya da bulaştı. İktidar sahibinin cülus törenine kadar artarak süreceğe benziyor.

Neresinden tutsak dün olup bitenleri? Taksim, çarşamba akşamından itibaren ablukaya alındıve geçen yıl Gezi olayları esnasında olduğu gibi fiilî sıkıyönetim ilân edildi. Barikatlar günler önceden Taksim’in etrafına serpiştirildi, helikopterler bir gün önceden tepemizde uçmaya başladı. Vilâyet, engelleyeceği ulaşımın bilgilerini paylaştı ve en vahimi, neden Taksim’e izin verilmeyeceğinin ipe sapa gelmez gerekçesini açıkladı. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu gerekçe göstererek “Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir” dedi.Göğsünü gere gere “siz gayrımillîsiniz millî güvenliğe tehlike oluşturuyorsunuz” diyemedi. “Başbakanımın tapulu mülkü, girmenizi istemiyor” diyemedi.

Totaliter diyarlarda olduğu gibi tayin edilmiş iki resmî miting alanına işaret etti. Yani Avrupa yakası için Yenikapı’da yarım milyon m2, Maltepe’de 1 milyon m2 deniz doldurarak yaratılan ucube urları.

1 Mayıs 2009’dan beri serbest ama iktidarın belirlediği zaman ve mekânda.Bütün özgürlükler gibi.

AYM bu defa kaçak oynadı, kişisel başvuruları iç hukuk yolları tüketilmedi diyerek reddetti. Böylece AİHM’in 2008’deki Taksim engeli konusunda verdiği 2012 kararını görmezden geldi. Oysa AİHM’in kararı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun hem bu hakkı düzenleyen Anayasa Madde 34’e hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı muğlâk bir kanun olduğunu söyler.

Rastgeldiğim “bıraksalar hiçbir şey olmaz” diyen iki taksici, şiddet ve husumetten beslenen iktidarın içine tamamen düştüğü sarmalı ve kamu düzenine en büyük tehlikenin iktidarca oluşturulduğunu gayet güzel özetliyordu.

İktidarın valisinin yasaklama gerekçesinde turistlerin rahatsızlığı vardı. Kapalı Taksim’de turist ne yapacak onu açıklayamadı, ama Taksim’e dün sadece turistler alındı. Çalışanın ve vatandaşın haysiyetiyle alay etmek ancak bu kadar olurdu.

 

SİLÂH HARCAMALARIMIZ

SIPRI Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün geçenlerde açıklanan raporuna göre 2013’te 19,1 milyar dolar. 2012’de askerî harcama sıralamasında 16. olan Türkiye 2013’te 14. oldu. Bravo! Millî gelirin yüzde 2,3’ünü silâha yatıran Türkiye’ninharcamaları son 10 yılda yüzde 13 yükseldi. Ama bununla bitmiyor iş. 2013’te iç güvenlik harcamaları yani Akrep, Toma ve bibergazı yaklaşık 14,8 milyar dolar. Böylece, verdiğiniz vergilerle yapılan toplam güvenlik harcaması 32 milyar dolar ve millî gelire oranı yüzde 4,1. Adalet yüzde 1,9, eğitim ise yüzde 3,2!

 

24 NİSAN NOTLARI

24 Nisan anması polissiz, dolayısıyla hadisesiz geçti!

24 Nisan pek çok açıdan bir turnusol kâğıdı işlevi görüyor. Misâlen epeyidir muteber olan MHP, Başbakan’ın taziyesine verdiği sert tepkiyle ne olmadığını bize hatırlattı.

Resmî Azerbaycan ise taziyeye pek kızmış. Bu aralar barış için Ermenistan sivil toplumuyla çalışan Azerî muhalifler zorda. Gözaltına alınan Leyla ve Arif Yunus ile“tesadüfen” Başbakan’ın Bakü ziyaretinden hemen sonra apar topar Bakü’ye sınırdışı edilen ve iner inmez derdest edilen Rauf Mirkadirov’un başına gelebilecekleri izlemek gerekiyor.

(www.hrw.org/news/2014/04/24/turkeyazerbaijan-journalist-deported-imprisoned)

(http://carnegie.ru/eurasiaoutlook/?fa=55476)

[email protected]