Bugüne kadar ne ustanın kışkırtmaları ne yolsuzluk ifşaatı sükûneti bozabildi. Ağırbaşlılıkla seçime gidiliyor. Ama seçmenin, hile olasılığı karşısında oyuna sahip çıkması hayatî. Yüzde ne olursa olsun AKP’nin ilk parti çıkacağı büyük ihtimal. Usta bu sayede zaferini ilân edecek, yolsuzluğun çöpe gittiğini farz edecek ve sorunlar bundan sonra başlayacak. Bir defa “millî irade” iddiası, AKP yüzde 50’nin altında kalacağı için çökecek. İkincisi, kendisi, ailesi ve etrafını saran yolsuzluk iddiaları adalete intikal etmeden Başbakan’ın kamusal bir görev ifa etmeyi sürdürmesi zorlaşacak. Batı’dan göreceği tecrit de cabası. Bunlara rağmen adaletten muaf olmaya çalışacağı için de sertleşecek. Türkiye’nin işi zor.

 


NEWROZ 2014


Newroz Kürt dünyasının ortak bayramı, bir nevî “millî günü”. Bu bahar Kürtlerin yaşadıkları bütün şehirlerde mahşerî kalabalıklarca kutlandı. Diyarbekir’deki kutlamadaydım. Halay çeken, slogan atan ve en önemlisi yüzü gülen milyonlarca insanın pozitif enerjisi matem havasındaki batıdan gelen ziyaretçiye iyi geldi. Devran döndü, sürekli bedel ödeyen Kürt coğrafyasının bugün özgüveni tam. “Ödenen bedellerle sulanmış topraklar çiçek açıyor” diyen afiş pek çok şey anlatıyor.


Ateşin kesildiği on beş ayın muhasebesini yapacak olursak dört husus öne çıkıyor. İlkin, barış inşasının hukukî altyapıya kavuşturularak bir devlet politikası hâline getirilmesi epeyidir gündemde. Böylece AKP’nin vazgeçilmezliğine ihtiyaç kalmayacak. Hukukî altyapı gizli kapaklı pazarlık yapanlar için de bir güvence oluşturacak. Bu çerçevede tarafsız ve yabancı bir üçüncü tarafın varlığı şart. Fakat hukukî altyapıyı oluşturacak muhatap artık yok.


İkincisi diyalogdan müzakereye geçilebilmiş değil. Bu, çatışma çözümü ve barış inşası konusundaki müktesebatın zayıflığı kadar Kürtlerin siyaseten eşit olabileceğinin Türklerde kabul görmemesinden kaynaklanıyor.


Üçüncüsü âkil heyetleriyle başlayan pedagoji akamete uğradı.


Dördüncüsü çatışma çözümü ve barış inşası teknikleri konusunda uzmanlık kısır. Hâsılı kelambarış inşasının Kürtlerden başka aktörü kalmadı. İşte Kürt siyasî hareketi böyle bir ortamda, AKP’nin sıkıntılarından da yararlanarak yerel seçime gidiyor. Alınacak belediyelerle birlikte doğu-batı ayrışmasının pekişmesi ve fiilî özerkliğe doğru yol alınması sürpriz olmayacak.

 


ALINAN VE VERİLEN HAKLAR


“Hak verilmez alınır” sözünün bu coğrafyadaki en özlü örneği Kürt siyasî hareketi. Kürtlerin ödediği bedele mukabil pek bedel ödememiş, genellikle hazıra konmuş “memleketin sahibi” olan batıda bugün derin bir karamsarlık hâkim. Hazıra konmaya iki örnek: 1946’da NATO üyeliği için “bahşedilen” çokpartili sisteme geçiş ve 1961’de çalışanlara “bahşedilen” grev hakkı. Mücadele etmeden edinilen haklar muktedirlerce belki kolay geri alınabiliyor.Grev hakkının ve çokpartili sistemin içinde bulunduğu durum ortada. Gezi itirazı ve ekolojik itirazlar işte bu yüzden çok değerli.

 


KESAB


Geçen cuma, Türkiye’nin destek verdiği söylenen Al-Nusra askeri sınırın dibindeki Ermeni kasabası Kesab’ı ele geçirdi. Pazar günü Kesab üzerinde Al-Nusra ile savaşan Suriye uçağı Türkiye tarafından düşürüldü. Meseleyi sınır ihlaline indirgeyerek “intikam, tokat, angajman kuralı” naraları atan iktidar işin özünü tamamen atladı. Soykırım mağduru, Antakya’nın Kırımvarî bir referandumla Türkiye tarafından 1939’da ilhâk edilmesiyle canlarını zor kurtaran ama mülklerinin büyük bölümü Türkiye tarafında kalan Kesab Ermenileri bugün kasabalarını büyük ölçüde terketmiş ve Latakiye’ye sığınmış durumda. Dünyadaki bütünErmeniler, Kesablıların başına geleni ve düşürülen uçağı 1915’in devamı olarak okudu. Haberiniz ola.



[email protected]