• 14.03.2014 00:00
  • (1619)

 İlk ses kaydının ifşa edildiği o günden beri Tayyip Erdoğan’ın çıkarıyla memleketin bekası artık açıkça çelişiyor. Muktedir, kendi bekası için memleketi ateşe atmaya hazır. Kürt-Türk, laikçi-dindar, Alevî-Sünnî, AKP’ci-Gülenci karşılaşmaları potansiyel sert çatışma hatları olarak ufukta. Laikçi-askerci cenah Ergenekon’un salıverilmesiyle eski gücüne kavuşuyor. Salıverme kararının usûl hatalarının telâfisiyle ve dolayısıyla adaletin yerini bulmasıyla ilgisi yok. “Mâdem öyle işte böyle” dercesine Cemaat’e karşı misillemeden başka bir şey değil. O’ndan sonra, nasıl olsa tufan!


Ergenekon salıverilirken başka bir tutuklama furyası tehditleri duyuluyor. İkinci İstiklâl Harbi’nin İstiklâl Mahkemeleri geliyor zahir!

 


RUSYA’DAN YALANLAR


Kırım’ın Rusya tarafından ilhâkı Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana Batı ile Rusya arasındaki en büyük kriz. Bakalım kim önce pes edecek. Bizim muktedirlerin rol modeli Putin ve emrindeki medya Ukrayna konusunda Sovyet dönemini aratmayacak bir kara propaganda başlatmış durumda. 140.000 Ukraynalı Rusya’ya iltica etmiş, Rus yanlısı doğu Ukrayna’da şiddet varmış, Kırım’da hiç Rus askeri yokmuş...

 


AP RAPORU


Avrupa Parlamentosu’nda çarşamba kabul edilen Türkiye İlerleme Raporu’ndan sonra AB müzakerelerinin akıbeti iki gönülsüz taraf AB ile AKP’nin uhdesinden çıkmışve tamamen Kıbrıs’taki görüşmelerin sonucuna endekslenmiştir.

 


AÇIK RADYO’YA DESTEK


“Yayına geçeli 19 yıl oldu, hatta biraz geçti bile. Bunca zamandır kuyruğu dik tuttuk, tutmaya devam ediyoruz, hep de edeceğiz...” diyor Açıkradyocular. Radyo 1995’te açıldığında eski Yugoslavya’dan savaş haberi geçerdim, 1999’dan bu yana da düzenli yorumcuyum.


“Açık Radyo mucizesi, bir avuç mütevazı insanın, hepimize ait olanı, ortak varlığımızı korumak, paylaşmak ve hem birbirine, hem de müştereklere gözü gibi bakmak için yürüttüğü o inanılmaz ortak çabanın sonucudur bizce.” Elbet bence de.


Medya diye bir şeyin kalmadığı, haber alma özgürlüğünün yerlerde süründüğü, haber alınamadan seçime gidildiği şu çölde Açık Radyo elde kalan birkaç vahadan biri. Dinleyici desteğine dayanan, bağımsız ve cesur bir mecraya hiç şu günlerde olduğu kadar ihtiyacımız olmamıştı, inanın.


Yarından itibaren 23 Mart’a kadar sürecek 11. Açık Radyo Günleri münasebetiyle çevrenizdeAçık Radyo’ya destekçi yapmadığınız eşiniz dostunuz kaldıysa --ki, mutlaka kalmıştır-- onları da suçortağı yapmayı ihmal etmeyin.

 


MÜLTECİ POLİTİKASI FİYASKOSU


Haberlere göre hükümet Suriye içsavaşının başından bu yana uyguladığı “açık kapı” politikasını sonlandırmış, ya da iyi ihtimalle askıya almış. Esas sayının resmî rakam 700.000’in en aşağı iki misli olduğu tahmin ediliyor. Mülteci akının başladığı Mart 2011’den bu yana tam üç yıldır uygulanan liberal politika asayiş, malî yük ve barındırma teknikleri açısından sürdürülemez hâle geldi. Neden? Hükümet kendi yağıyla kavrulma inadıyla uluslararası uzmanlıktan yararlanmayı ısrarla reddettiğinden! Bu inadın ardında, artık suya düşmüş bulunan Suriye’deki rejime yönelik siyasî hesapların tabii ki büyük payı vardı. Mülteci ile rejim karşıtı savaşçının birbirine karıştığı norm dışı durum.


Diğer neden ise kibir. Açık kapı uygulamasından başka bir iltica politikası olmayanTürkiye’nin bu çapta bir kitlesel göçle başa çıkması mümkün değildi. Nitekim gelen bilgilere göre, yakın zamanda uluslararası uzman kuruluşlara usulca başvurulmuş, yol yordam sorulmuş. Zararın neresinden dönülse kârdır, zira olan Suriyeli mültecilere oluyor.



[email protected]