• 7.03.2014 00:00

 Açık Radyo’da Ömer Madra sabahları totalitarizmin öykücüsü George Orwell’in 1984’ünden alıntılarla güne başlıyor. İçine düştüğümüz kâbusu resmetmenin daha iyi yolu yok. Alıntılar artık burayı anlatıyor.


“Partinin sloganını biliyorsun: Özgürlük Köleliktir. Bunun tersi hiç aklına geldi mi? Kölelik özgürlüktür. Yalnız ve özgür olan insan her zaman yenilir. Çünkü insan baştan bir yenilgi olan ölüme boyun eğmiştir. Ama özgürlüğünü bir yana bıraktığı, Partiye kayıtsız şartsız boyun eğdiği, onunla bütünleştiği zaman sonsuzlaşır.


Suçdurdurmatehlikeli bir düşüncenin eşiğindeyken, içgüdüsel bir tepkiye benzer bir tepkiyle düşünmeyi durdurmaktır.


Çiftdüşüninsanın iki düşünceyi aynı anda kabullenmesidir. Parti aydını, anılarının hangi yönde değiştirilmesi gerektiğini bilir, bu nedenle gerçekle oynadığını da bilir. Çiftdüşün yöntemiyle, gerçeğin zedelenmediğine kendini inandırır. Bu işlem bilinçli yapılmalıdır, yoksa kesinliğini yitirir, ama aynı zamanda bilinçsiz de olmalıdır, yoksa bir düzenbazlık ve dolayısıyla bir suçluluk duygusu uyandırır... Bile bile söylenen yalanlara yürekten inanmak, zararlı görülmeye başlayan bir gerçeği unutmak, nesnel gerçeklerin varlığını yadsırken bu gerçekleri sürekli göz önünde bulundurmak, gerekli şeylerdir.


Var mı dahası?

 


BEKİR BOZDAĞ AVRUPA’DA


Hükümet mensupları ile iktidarın imaj lobisinin Gezi’den bu yana Avrupa ve Amerika’da giderek yerleşen olumsuz Türkiye algısını terse çevirmek için kolları sıvadığı biliniyor. Mesaj mealen şu: “Türkiye’de meşru hükümete karşı süren bir darbe yaşanıyor. Yapılan her yasal değişiklik hükümetin kendini ve dolayısıyla seçmeninin iradesini korumasını hedefliyor. Değişiklikler Türkiye’nin demokratikleşmesine köstek değil, destek oluyor.” Okuma yazması olan ve Türkiye’yi yakından izleyenlerin aklıyla alay etmekten başka bir şey ifade etmeyen bu akıl tutulmasının bir versiyonunu da Adalet Bakanı serdetti. Gitti Brüksel’de ciddî ciddî HSYK kanun değişikliğini savundu.


Önümüzdeki günlerde Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye İlerleme Raporu Genel Kurul’da oylanacak. Belki ilk kez bir AP raporu AB’nin Türkiye ilişkilerinin nereye doğru gittiği konusunda güçlü bir gösterge niteliği taşıyacak. Raporun olumsuz olacağı aşikâr, önemli olan yaygın Türkiye algısını, özellikle dış ekonomik aktörler nezdinde daha ne kadar derinleştireceği... Müzakereler askıya alınmasa bile “AB çıpasından tamamen kopmuş Türkiye” algısı bugünleri aratır.

 


ERDOĞAN’IN ROL MODELİ ZORDA


21. yüzyılda hâlâ içeride ve dışarıda kaba kuvvetle iş bitirebileceğinden emin, 2008’de Gürcistan işgali Batı tarafından karşılıksız kalmış, Suriye’de ise Batı’nın savaş gönülsüzlüğünü kullanarak inisiyatifi ele almış Putin, böylece biriktirdiği özgüvenle Ukrayna’ya da saldırmaya kalkınca duvara toslayıverdi. Pazartesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Çin dâhil diğer 14 üye ülkenin karşısında tek başına kalması, anca bizimkilerin “değerli yalnızlık” paradigmasına uyar.


Batı ve uluslararası toplum, küresel güvenliğe tehdit oluşturan ve ortaklık kavramının içini tamamen boşaltmış Putin Rusya’sına artık her anlamda daha temkinli yaklaşacaktır. Gaz şantajına karşı üretilecek alternatifler, planlanan ekonomik tecrit görünüşte güçlü ama özünde gayet kırılgan olan, muazzam sermaye ve beyin göçüyle cebelleşen Rusya ekonomisine ve dolayısıyla Putin’e yaramayacaktır.



[email protected]