• 28.02.2014 00:00
  • (1618)

 İktidar ve basını haftalardır devlet içinde yuvalanmış kontrol edilemeyenbir yapının tehlikesine dikkat çekiyor. Ancak âlemle alay edercesine MİT’ten kontrol edilemeyecek ve sadece Başbakan’ın emrinde bir yapı kurmak üzere alelacele yasa değişikliğine gidiyor. Ne diyor eski MİT mensubu Mehmet Eymür? “Denetlenemeyen, hesap verme yükümlüğü olmayan bir gizli servis çok tehlikelidir.” Ne diyor eski MİT mensubu Cevat Öneş? Kurumun Meclis denetimine tabi olmamasının vahametine dikkat çektikten sonra “Parlamento denetimi dışında gerek idarî, gerekse yargı denetimi mekanizmaları gelişmiş demokratik ülkelerde olduğu gibi burada yer almıyor”. MİT sadece memleket içinde operasyon yapmadığına göre, dış dünya ile de işimiz zorlaşacaktır!

 


24 ŞUBAT


Başbakan’ın oğluyla yaptığı iddia edilen konuşmaların ses kayıtlarının ifşa edilmesinden sonraki ilk grup konuşmasında, şubat ayında cereyan etmiş önemli olaylardan söz etti. Önce26 Şubat 1992’de Dağlık Karabağ’da Hocalı’da Ermeni milislerin öldürdüğü Azerîleri andı. 27 Şubat 2011’de vefat eden Necmettin Erbakan’ı andı. Ve 28 Şubat 1997’deki darbeden söz etti. İlerde şubat ayı anılırken 24 Şubat da Türkiye’nin muktedirinin siyasî sonunun başlangıcı olarak anılır mı dersiniz?

 


ÖZERSAY İLE MAVROYİANNİS


Kıbrıs bu koyu karanlık günlerin tek ışığı olmayı sürdürüyor. Yeni dönemde her iki toplumun müzakerecileri çapraz görüşmeler için diğer başkentlere gidecekti. İşte dün bu gerçekleşti. Türk toplumu müzakerecisi Kudret Özersay Atina’da Rum toplumu müzakerecisi Andreas Mavroyiannis de Ankara’da resmî temaslarda bulundular. Yarım asrı aşkın biz zaman sonra ilkler yaşanıyor. En son Rauf Denktaş 1959’da Türk toplumu lideri sıfatıyla resmî bir Atina ziyareti yapmıştı, 1962’de de Başepiskopos Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla Ankara’ya gelmişti. Bu yıl içerisinde Kıbrıs çok somut gelişmelere gebe. Ama bunların altüst olmuş Türkiye’ye nasıl yansıyacağı muamma. Obama’nın Erdoğan medyasında Erdoğan’a destek gibi gösterilmeye çalışılan telefonun ana mesajı “Kıbrıs’ta başlayan yeni sürece destek ver” idi. Kıbrıs’taki olumlu gelişmelerin, vakti geldiğinde Türkiye’nin kaostan çıkabilmesi için güçlü bir ivme oluşturması muhtemel.

 


YABANCI KARŞITLIĞI YARIŞI


Başta Almanya, Fransa, İtalya olmak üzere AB ülkeleri, İsviçre’nin ayın başındaki yabancı işçi referandumu sonucunda karalar bağlamış durumda. Avrupa’nın başzengini İsviçrebugünkü refahını 2000’lerin başında AB ile yaptığı anlaşmalara borçlu. Pazarların karşılıklı açılması sonucunda ticaretinin yüzde 60’ını AB ile yapan ve yüksek maaş ve üst düzey teknoloji sayesinde en iyi AB’li uzmanları ülkesine çeken İsviçre durup dururken AB’den gelen yabancı çalışanlara kota uygulama kararı aldı ve bir bakıma harakiri yaptı. Zira serbest dolaşım ilkesini reddedince diğer bütün anlaşmalar da kadük olma riski taşıyor. İşin en tuhaf yanı, referandumda “evet” diyen bölgelerde yabancı çalışan yok!Referandumun sahibi ise 2009’da minare yani Müslüman karşıtı referandumu başlatan ırkçı parti... Ama bu defa sanki işleri zor... İsviçre hükümetinin, referandumun ilk etkisi olarak yeni AB üyesi Hırvatistan vatandaşlarını çalışma hakkından mahrum etme kararı almasına AB İsviçre’yi ortak ar-ge programı Horizon’dan men ederek cevap verdi. Pişman İsviçreliler yüzde 74 seviyesinde “aman diğer anlaşmalar da iptal edilmesin” diye çırpınıyormuş.


İsviçre’deki Alman, Frenk ve İtalyan göçmen işçilerin yabancılıkları, tıpkı kendi ülkelerinde AB dışından gelen yabancılar gibi yüzlerine vuruluyor.



[email protected]