• 27.12.2013 00:00
  • (1799)

 • Kasım ayında 128 işçi daha güvensiz çalışma koşulları nedeniyle öldü. 11 ayda 1145 işçi etti. Artık cenaze gelmiyordu değil mi? Bu ay tersane kazasıyla bakalım “rekor” kırılabilecek mi?

• Pazar “faili meçhul” Roboski katliamının ikinci yılı doluyor.


YOLSUZLUK NOTLARI

• Şehircilik Bakanı’nın, istifa ederken Başbakan’ı da istifaya davet etmesi AKP’deki biat kültürünün sonu anlamına geliyor olmasın?

• Ne tuhaftır ki şeffaflığın karşıt anlamı Türkçede yok. Hâlbuki aksini beklerdim.

• Yolsuzların iş tuttuğu yerler Rusya, Çin ve İran. “Devlet büyüklerimizin” AB yerine işaret ettiği ittifaklar.

• Evdeki ayakkabı kutusuyla simgeleşen vurdumduymazlık, telefonda rüşvet konuşmaları, iktidar çevrelerinin özgüveninin eriştiği boyutu iyi anlatıyor.

• Hükümet “hoca beni sevmiyor” bahanesiyle kriz yönetiminden yine çaktı. Yalnız bu defa iş iktisaden çok ciddî.

• Demokratik bir memlekette bu çapta bir kriz yaşansaydı, başbakanı Pakistan’a gezmeye gitmezdi. Mâlum Gezi esnasında da Mağrip gezisindeydi.

• “Erdoğan Medyası” bu aralar tadından yenmiyor. En hoşu, tekparti dönemindeki gibi “cahil halka” ne düşünmesi gerektiğini anlatan “günün yorumu” kılıklı imzasız ayarlar.


İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN (1)

Taksim Platformu birçok farklı grubun görüşünü alarak unuttuğumuz yerel seçimleri hedefleyen ve yerelliğe kalıcı bir vurgu yapmayı amaçlayan bir sözleşme hazırladı. Şu sıralar imzaya açılmak üzere. Her cuma bir bölümünü paylaşacağım.

İstanbul’un yeni bir yönetim anlayışına ihtiyacı var:


• Yaşadığı şehrin yönetimine katılmak, her yurttaşın temel hak ve sorumluluğu.


• Yerel yönetimler inanç, kimlik, siyaset veya parti ayırmaksızın, bu hakkı ve sorumluluğu yerine getirmemiz için gereken araçları yaratmalı.


• Her sokak, her mahalle, her ilçe, merkezden değil, yerinden yönetilmeli.


• Mali kaynaklara erişim başta olmak üzere, yerel yönetimlerin güçlü ve etkin kılınmaları için gereken yasal ve anayasal düzenlemeler için çalışılmalı.


• Her düzeydeki kent yönetimi, şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamakla, bütçesini erişilebilir olmakla yükümlü olmalı.


ERGENE VE ERDOĞAN

Geziciler, çevreciler biraz da Ergene’nin kenarında dolaşsınlar yahuHesabını sorsunlar.” Aybaşında Trakya’da boş meydanlara konuştuğundan olsa gerek, tepki çekecek birkaç kelam etmişti Başbakan. Oysa Ergene Platformu “Ergene Hayata Dönsün” sloganıyla yıllardır memleketin en kirli havzalarından birini kurtarmak için mücadele ediyor. Mücadele sonucunda Mayıs 2011’de Çevre Bakanlığı “Ergene Havzası Koruma Eylem Planı” hazırladı, ama daha ortada kesilen cezalardan başka bir sonuç yok. Ergene’yi Çerkezköy-Çorlu sanayi bölgesi atıklarıyla kirletiyor yıllardır. Irmak o bölgeden çıkıp pirinç ve ayçiçeği tarlalarını suluyor, halk da ağır metalli o ürünleri tüketiyor.


KÖYLER ŞEHİRLEŞSİN!

Aynı gezi esnasında daha sonra da Antalya’da, iktidarının tüyler ürpertici zihniyetini mükemmel tarif eden sözler sarfetti: “Şehir, medinedir. Diğer tanımıyla medeni olmaktır. Onun için bizim köylerimizin şehirleşmesi lazımbunu başardığımız zaman medenileşmenin sırlarını yakalamış olacağız. İşte biz hükümet olarak bunları açtığımız için Türkiye'yi büyütüyoruz. Korkmadığımız için 16 büyükşehirden, 30 büyükşehire çıktık.” aynı şeyleri tekrar etti.

Türkiye onyıllardır tarımıyla birlikte kırsalını da lağvediyor. Kentleşme yoğunluğu bütün gelişmiş memleketlerin üzerinde. Hatırlayın bir vakitler “Türkiye artık tarım toplumu değildir” derdi Başbakan. Şimdi sıra köyü medenîleştirmede yani şehirleşmede! Ne hınçmış.


[email protected]