• 20.12.2013 00:00
  • (1676)

 

KATHARSİS

Ameliyat değil soruşturma ve aynı zamanda bir nevî katharsis, yani arınma. İrileşen pastanın, uzun ve mutlak iktidarın, aşırı özgüvenin ve dengesiz denetsiz kamu idaresinin doğal sonucudur bu çapta yolsuzluk. “Şeffaflık” şimdilik bu şekilde tecelli ediyor bu memlekette. Bu boyutlarda bir ifşaatı AKP- Hizmet kavgasına indirgemek nasıl bir akıl tutulmasıdır? Yolsuzun hiç mi suçu yok? Ergenekon daha mı farklı gelişti? Tıpkı Ergenekon gibi uzun bir izleme ve delil toplamadan söz ediliyor.

İktidar ve yakın çevresi lafı dolandırdıktan sonra yolsuzluk başka darbe teşebbüsü başka demeye getiriyor ve adlî- cezaî sorumluluğun siyasî sorumluluk olmadığını anlatmaya çabalıyor. Trajikomik...

MİLLÎ İRADE PARTİSİ

Gezi esnasında AKP’nin düzenlediği millî iradeye saygı mitinglerinin sloganı “büyük oyunu bozmaya haydi tarih yazmaya ” idi. “Millî irade” o zamandan beri görev başında. 2011’de yüzde 50 oy alan AKP millî iradenin temsilcisi, geriye kalan ise tabiatıyla gayrimillî irade. Bu düz mantık sonucunda AKP gibi düşünmeyen gayrimillî iradeye herşey mubah.

Millî iradenin esas temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ne hâlde olduğunu anlamak için şu sıralar cereyan eden bütçe görüşmelerini izlemek kâfi.

Kamu geliri toplamada kaynak, miktar ve yöntem, toplanan gelirin nereye, ne kadar ve hangi kurum aracılığıyla harcanacağını, bütçe hakkı uyarınca millî irade belirler. Oysa oy çoğunluğu sayesinde millî iradeyi temsil etme iddiasındaki hükümet ve AKP Meclis grubu, millî iradeyi temsil eden yasamaya artık bütçe hakkını lâyıkıyla kullanmayı bile çok görüyor.

Ne nahoş tesadüftür ki Sayıştay’ın denetim işlevinin devre dışı bırakıldığı uyduruk bütçe görüşmeleri, nedeni tam da denetimsizlik olan yolsuzluk ifşaatıyla iyice akamete uğradı.

AİHM SOYKIRIM KARARI

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Doğu Perinçek’in soykırımı inkârı için, Amerikanvârî bir okumayla “fikir beyan etme özgürlüğü” demiş. Ancak bunu derken Yahudi Soykırımı’nı ayrı tutmayı ihmal etmemiş, üstelik uluslararası bir mahkemece teyit edildi demiş! Nüremberg’de böyle bir hüküm olmasa da. Bizim inkârcı koro ve davaya taraf olan hükümet tabii bayram ediyor. Bir de utangaç inkârcılar var, şu “tarihçiler tartışsın” diyenler. Tarihçiler bunu çoktan tartıştı ve karara bağladı. Ama kesin olan meselenin hukukçulara bırakılamayacağı. Lozan’daki mahkeme soykırım diyor, Strazburg mahkemesi olmayabilir diyor! Arada vicdan, yerlerde sürünmeye devam ediyor.

EKÜMENİK VE “YEŞİL” PATRİK’E DOKTORA

Boğaziçi Üniversitesi kuruluşunun 150. yılı münasebetiyle ezber bozmaya devam ediyor. Kasım başında soykırımdan kurtulmak için ihtida eden Osmanlı Ermenileri Konferansı’ndan sonra geçen perşembe akademinin ve bütün resmî Türkiye’nin dışladığı İsmail Beşikçi hocayı fahri doktorayla onurlandırdı. Dün de Ortodoks dünyasının ruhani lideri Ekümenik Patrik Bartholomeos’u çevre bilinci için sarfettiği çabalara istinaden ve üniversitenin Çevre Bilimleri enstitüsünün teklifi üzerine fahri doktora ile onurlandırdı. Patrik’in ekümenik sıfatı da doksan yıl sonra ilk kez bir devlet kurumu tarafından kayda geçirilmiş oldu.

ÜÇÜNCÜ RAPOR CPJ’DEN

Yılsonunun üçüncü raporu CPJ Gazetecileri Koruma Komitesi’ninki. Bulgulara göre bu yıl dünyada 211 gazeteci hapiste. En çok gazetecinin hapiste olduğu ülke ise 40 gazeteciyle Türkiye. Şampiyonumuzu 35 tutuklu gazeteciyle İran ve 32 gazeteciyle Çin izliyor. Tebrikler Türkiye.


[email protected]