• 13.12.2013 00:00
  • (1922)

 İktidarların denetlenme sevmediği bilinir, ama bugün gibi denetimin külliyen istisna olduğu bir dönem görülmedi. Komisyondan kavga gürültü geçen 2014 Bütçe Tasarısı salı Genel Kurul’a indi. Denge ve Denetleme Ağı da şeffaf bütçe önerilerini açıkladı.


Taraf ’ın haberine göre, son Sayıştay raporunda 31 bulgunun 15’i denetçi raporundan çıkarıldı. 277 sayfa rapor kuşa çevrildi. Kılıçdaroğlu’nun faş ettiği belge ortada. Denetçi raporunda yer aldığı hâlde özette yer almayan bulgular daha çok mevzuata aykırı işlemler! Denetim, acele ve ketsiz kalkınmanın, dolayısıyla AKP iktidarının önünde engel. Bedelini toplumca ödemeye devam.
 

DEVLET SIRRI KONFORU

Aynı denetsizlik çerçevesinde Devlet Sırları Kanun Tasarısı Haziran 2012’de komisyonda kabul edildi. Sırra karar veren kim? Başbakan başkanlığında dört bakandan, yani tamamen siyasî iktidardan oluşan kurul. Kendince devlet sırrı olan bilgi, belge ve kayıt 50 yıl devlet sırrı olarak korunacak! Demokratik memleketlerde benzeri yok.

Tasarı daha yasalaşmadı, şimdilik Ceza Muhakemeleri Kanunu Madde 47 ile idare ediliyor ama hükümetin kurduğu Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bile “devlet sırrı” damgalı belgelere ulaşamamıştı.
 

KPK TOPLANTISINDA FİYASKO

Avrupa Parlamentosu ile TBMM arasında ta Ankara Anlaşması döneminde kurulmuş olan bir Karma Parlamento Komisyonu var. 1966’da yapılan ilk toplantıdan beri Türkiye’deki askerî darbeler veya başka sorunlardan ötürü toplantılar bazen ertelendi bazen gerçekleşemedi. Yakın dönemde Komisyon’daki aşırılar dolayısıyla sert takışmalar cereyan etti. Ancak 5 Aralık’taki 73. toplantıda yaşanan fiyaskonun benzeri daha önce yaşanmadı. Açılış konuşmaları akabinde Meclis Başkanı, AB Bakanı ve KPK eşbaşkanı AKP’li Afif Demirkıran toplantıdan ayrıldı. Kalan AKP’liler ayrılan Bakan ve eşbaşkanın seçim çalışmaları nedeniyle ayrıldığını söylemekte beis görmediler. İş artık öyle bir noktada ki, iktidara AB deyince millî şişinme vesilesi misafirperverlik dahi geçersiz.
 

MANDELA

Küresel güç adayı Türkiye, Drogba’nın saygısına soruşturma açarken UEFA uluslararası saygı duruşunu dayatıverdi. Küresel güç adayı, cenaze törenine başbakan seviyesinde katılamadı. Adayımız Obama’nın Mandela’yı tarif eden “sadece mahpusu değil gardiyanı da özgürleştiren irade ” sözünü ise duyamadı.
 

İKİNCİ RAPOR OECD’DEN

Eğitim sisteminin hâli dershaneler üzerinden bir nebze olsun konuşuluyorken OECD’nin üç yılda bir yapılan PİSA 15 yaş grubu için yetenek ölçme çalışması sonuçları geldi. Rapor 65 ülkeden 400.000 öğrenciyi kapsıyor. Türkiye’nin ortalaması 2010’a göre biraz yükselse de ortalamanın çok altında, 42. sırada. Matematik, okuma anlama, bilim ve sorun çözme ağırlıklı testler bilginin niceliğini değil niteliğini değerlendiriyor. Memleket açısından şaşırtıcı değil, mal meydanda.

PİSA raporu toplumun yaratıcılık ve sorun çözmedeki beceriksizliğini iyi anlatıyor. Sorun çözememeyi her gün yaşıyoruz, yaratıcılık ise kurnazlıktan öteye geçmez. Öyle teşvik edilen bir şey de değildir mâlum. Çocukluktan itibaren “icat çıkarma” derler, eski köye yeni âdet de pek hoş görülmez!

BETAM’ın geçen haftaki Ar-Ge notunda hatırlatıldığı gibi bütçedeki harcama 2003’te millî gelirin yüzde 0.48’iyken 2012’de yüzde 0.92’ye çıktı. Patent başvuruları artıyor ama daha çok, düşük teknoloji sektörlerinde. Bu zaaf zaten yapılan ihracattaki cılız katma değerde ortaya çıkıyor.

Elime geçen bir diğer çalışmada iki karşılaştırma manidar: İlkin, ithal ettiğimiz ürünler üzerinden dışarıya ödediğimiz Ar-Ge giderimiz yıllık beş milyar dolar olan Ar-Ge harcamalarımızın iki katı. İkincisi bu aynı miktar tek başına Google şirketinin Ar-Ge harcamasına eşit. Bakan Nihat Ergün “ceketimizi satarız Ar-Ge için ” demişti ya...


[email protected]
http://www.taraf.com.tr/cengiz-aktar/makale-cuma-notlari-52.htm