• 30.08.2013 00:00
  • (2166)

 Müdahale kararının Güvenlik Konseyi’nden çıkması mucize olur. BM kimyasalı rejimin kullandığını teyit etse dahi Batılılar üç kere düşüneceklerdir. İran ve Rusya faktörlerini gözardı etmeleri mümkün değil. ABD’nin ağzı Afganistan ve Irak’ta fena yandığından müdahale hava bombardımanıyla cezalandırmanın ötesine geçmez. Irak’taki gibi bir işgâl sözkonusu değil. Havadan müdahale ise içsavaşı bitirmenin teminatı değil. Dolayısıyla, komşusuna karşı askerî müdahale için can atan hükümetin hesabı tutmayabileceği gibi, Allah korusun müdahaleye katılmanın bedeli az buz olmayacaktır.

Bu hercümerçte Suriye’nin son Osmanlı olduğunu da unutmayalım. Bosna da öyleydi, dinî ayrışmaya kurban gitti. Muhtemelen Suriye’nin akıbeti de aynı olacak. İçsavaş bir gün sona erdiğinde tıpkı Bosna gibi Suriye’de de artık birlikte yaşamak mümkün olmayacak. Yazıklar olsun.


MISIR’LA LİMONÎ İLİŞKİLER

Geçen gün Türkiyeli şirketlerin Mısır’daki faaliyetleri üzerine not düşmüştüm. Yıldız Holding’den aradılar. Mısır’daki bisküvi fabrikasının kapatılması kararının siyasî baskı sonucu alınmadığını, nedenin çalışanların can güvenliği ve ürün sevkiyatındaki sorunlar olduğunu söylediler. Ne âlâ, not ettik.

Ancak iki ülke arasındaki siyasî ilişkiler diğer faaliyetleri kolaylaştıracak üslûpta cereyan etmiyor. Erdoğan’ın Mısır’a verdiği ayarlara karşılık Mısır’dan art arda çok sert beyanat geliyor. Diplomatik ilişki kopma aşamasında. Kahire’nin en son, genç diplomatlara akreditasyon vermediği konuşuluyor.

Bedel ödemede sıra Türkiyeli şirketlerde olabilir. Hem kaliteli Mısır pamuğundan hem de Mısır’ın ihracat kotalarından istifade ederek yıllardır oradan Avrupa’ya ihracat yapan ve orada iki milyar dolar doğrudan yatırımı bulunan 260 Türk firması mevcut. Hafazanallah!


BM’DE BİR İLK

Gerçi haber eski, mart sonunda olmuş ama buraya yansımamış. Güvenlik Konseyi oybirliğiyle, Barış Koruma Operasyonları çerçevesinde Kongo’da görev yapan Barış Gücü askerlerine “önleyici saldırı” yapma görevi verdi. Bu hedefle 2000 askerlik bir birlik kuruldu. BM tarihinde ilk kez bir Barış Gücü müdahale hakkı elde etmiş oldu.

Yeri gelmişken Erdoğan’ın başlattığı BM polemiğine birkaç katkı... Tıpkı efendileri gibi AKP’li zinde kalemşorlar da BM’yi keşfediyor. BM’nin temsiliyet krizinin ayyuka çıkması Soğuk Savaş’ın sonuyla, moral üstünlüğünü kaybetmesi ise irili ufaklı savaşları sona erdirmekteki acziyle başlar. Suriye katliamı ve Mısır darbesiyle değil. Bu durumun buralarda en çok hissedilen sonucu Bosna ve Kosova’daki atalet idi.

İkincisi, BM bir sekretaryadır. Özellikle veto yetkisi olan beş Güvenlik Konseyi üyesi ülke herhangi bir konuda “olur” demeden kılını kıpırdatamaz. Keza üye ülkeler malî kaynak vermezse iş yapamaz. Mağdurların ve gayrimemnunların kuracağı bir yeni BM ise anca eskisiyle aşık atma üzerine bina edilmiş bir zırvalıktan öteye geçmez. Tekerleği yeniden keşfetmek diyorduk ya...


“AYASOFYA: SULTANLARIN CAMİİ”!

THY’nin dergisi Skylife’ın (neden böyle sıradan bir isim?) ağustos sayısının kapağı! İmparatorların mâbedi hatta ibadethanesi dese anlayacağız. Derginin “millî tarihçiliğe” hevesini bilirdik. İşi derinleştirirken komik olmayı da ihmal etmemişler.


[email protected]