• 27.05.2013 00:00
  • (1760)

 İddia edildiği gibi 560. değil! Zira Osmanlı’da böyle bir kutlama âdeti olduğu vaki değil. Neden olsun ki, kozmopolit ve evrensel Osmanlı için İstanbul’u sahiplenmek gibi bir keyfiyet yoktu. Ko(n)stantiniye zaten Osmanlıydı. Bizans’a “çanak çömlek” diyen Başbakan’ın ecdadı kendisini Doğu Roma’nın mirasçısı telâkki ederdi.

Ecdat, şehri fethettiğinde bugün şehirden silinmiş olan Ortodoksluğun tahtına patrik atayacak kadar evrensel ve patrikle Rumca konuşacak kadar dünyalıydı.

Fatih, Ortodoksluğun hâmisi durumuna gelerek hem kendi imparatorluğunun hem de Doğu Hıristiyanlığı’nın Batı Hıristiyanlığı karşısında ortak çıkarını belirleyendi. Ehl-i Sünnet olduğu kadar ehl-i Rumdu.

Gayrımüslimlerden iştahla ilim ve tecrübe devşiren, nüfusu 40.000’e inmiş düşkün şehri ayağa kaldırıp evrensel bir başşehir yapan, o çağlarda evrenselliğe çok uzak Hıristiyanlığın yanında İslâm’ın kucaklayıcılığıyla yol alan bir imparatordu.

Başbakan ve emrindeki teşkilâtın “İstanbul/ Fetih/ Fatih/ 1453” temalarına düşkünlüğü mâlum.“Yeniden fetihçi” ruhşehirde ve her yerde yapılan ameliyatları hatırlayacak olursak, AKP’nin temel dinamiği.

Lâkin neo-fetihçi değerlerin, 1453 sonrasının kozmopolit ve evrensel medeniyetiyle bir alâkası yok. Osmanlı mirasının üzerinden bugünkü zihniyeti belirleyen İttihatçı- Kemalist ulus-devlet geçti, silindir gibi. O yüzden tekçi, ahlâkçı ve millî bakış, tarih dâhil, içten dışa her politikayı bu denli kolay kuşatabiliyor. Bugün fetih dönemi İstanbul’unun millî, Müslüman ve cihatçı kimliğine vurgu yapan zihniyet ile şehrin tarihini 1453’te durdurup 1821 Mora İsyanı ile tekrar başlatan Helenci bakış arasında tarihdışılık açısından fark yok.


1953 ruhu

Fetih kutlamaları ilk kez 1938’de fethin beşyüzüncü yılına hazırlık maksadıyla dile getirilmiş. 1939’dan itibaren Cumhurbaşkanı İnönü ve Başbakan Refik Saydam hazırlıkların destekçisi ve takipçisi olmuşlar. İstanbul Fetih Cemiyeti’nin kuruluşu ve tüm çalışmalar devletin tasarrufunda yürümüş. Diğer bir deyişle, işler, sıkça işittiğimiz “1953’te Menderes hükümetinin antilaik kesime hediyesi” olarak cereyan etmemiş. Ancak kutlama öncesinde 1953’e dek süren tartışmada Türk-İslâm sentezi arayışında olan çevrelerce 1923-1938 döneminin rövanşını hazırlayacak ilk adım olarak algılandığı anlaşılıyor. Örneğin fetih kutlamasıyla kentin yeniden fethedileceği gibi ifadelerin içi, o dönemde dile getirilmeye başlanan Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması talepleriyle dolduruluyor.

Ama fetih kutlamaları esas AK Parti ile görünürlük kazandı. Partinin yerel yönetim üzerindeki hegemonyası ve Başbakan’ın İstanbul üzerindeki bitmez tükenmez iddiaları 29 Mayıs’ı yeni tarih yazımının ana simgesi hâline getirdi. 29 Mayıs, bugün toplumun belli bir kesimi tarafından sahiplenilen, dışlayıcı, buram buram hamaset ve fütuhat kokan, hurafeler üzerine bina edilmiş mitolojik bir temsilden ibaret. Üstelik sadece mitolojik de değil, gayet somut bir fetihçiliksözkonusu olan. Yarın şehrin son akciğeri olan kuzey ormanlarını ilelebet yok edecek olanüçüncü köprü ve kuzey otoyolunun temel atma töreni var. Ya da kuzey ormanlarını fethetme töreni...


İstanbul üzerinden tarih yazmak
, dolayısıyla tarihi yeniden yazmak AKP’ye özgü değil elbet. Laik cumhuriyet döneminin Prost veya bugünkü adıyla Kongre Vadisi, şehrin 19. yüzyıldan kalma “asrî” ve “Batılı” kozmopolit mahallesi Pera’nın burnu dibinde, operası, tiyatrosu, stadyumu, park alanı ile o dönemin millî kültür programını ortaya koymayı hedefliyordu. Bugün aynı mekânda yapılan ameliyatlar şehir üzerinden millî tarihi ve şehrin tarihini yeniden yazıyor. Prost dışarıdan zorlama, diğeri içeriden, ama hiçbiri sahici değil. İlki Osmanlı’yı reddederek millî kültür, millî tarih oluşturmaya çalışıyordu, bugünkü versiyonu ise Osmanlı’yı kâmilen bir Müslüman devleti addederek.

15. yüzyıl Osmanlısının feraseti, bereketi ve medeniyet kuruculuğu elbet bir yerlerde gizli ve lâyıkıyla keşfedilmeyi bekliyorlar. Neden 29 Mayıs, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz, fetih sonrasında pek çok farklı din ve unsuru barış içerisinde birarada yaşatabilen, fethettiği şehri âbâdeden dünya imparatorluğu Osmanlı’yı tanımamız ve tanıtmamız için bir etkinlik günü olmasın? Neden 29 Mayıs “Osmanlı Günü” olmasın?


[email protected]

http://www.taraf.com.tr/cengiz-aktar/makale-yarin-fethin-60-yildonumu.htm