• 12.04.2013 00:00
  • (2528)

 Çekilme: Sıvışın!


“Çekilmeyeceğiz demiyoruz. Konunun bir yasal düzenlemeye ihtiyacı olduğunu ve hükümetin üzerine düşeni yapması gerektiğini söylüyoruz.(...) Biz de soruyoruz, konunun iki tarafı mı var yoksa tek bir tarafı mı? Türkiye bizimle istişare etmeden tek taraflı hareket ediyor.”
 Murat Karayılan’ın El Ceziretelevizyonuna söyledikleri açık: Yasal düzenleme ihtiyacını tekrarlıyor, müzakerenin tek tarafı olamayacağının altını çiziyor.

Çekilme ya da daha doğrusu silâhlı unsurların toprağı terk etmesi ciddî mesele. “Sıvışın, halkın arasına karışın, gözden kaybolun” ile hallolacak mesele değil. 1999 ve 2004’te olanları Başbakan da dillendiriyor. Epeyidir önerdiğim gibi TSK’nın nezaretinde gerçekleşmesi en mâkulü.

Ama farklı veçheleri olan bir mesele aynı zamanda. PKK silâh bıraktı diyelim korucuların onbinlerce silâhı ne olacak? Keza konunun uzun vadeli sosyal-psikolojik boyutu var: Silâh bırakan PKK’lilerin suça (hangi suça) karışmamış olanları nereye dönecek? Eve dönüşe kim, ne güvence verecek? Bütün bu sorular ve daha nicelerine verilecek cevap, yasal düzenleme değil de şahsî teminat nasıl olabilir? Üstelik yasal düzenlemenin Meclis’te CHP’yi elini taşın altına koymaya zorlayacağı, koymazsa da iyice marjinalleşeceği açıkken...

Gelelim muhataplığa. Geçende “AK Parti için müzakere vakti” diyordum. Kuzey İrlanda barışının mimarlarından Jonathan Powell’ın Ezgi Başaran mülâkatından“Biz süreci IRA’yı dâhil etmeden sürdürmeyi çok denedik fakat her seferinde çöktü. Ne zaman ki, elinde silâh tutan adamları bir çadırın içinde toplayıp derdimizi anlattık, o gün sürdürülebilir bir müzakere süreci yakaladık.”


Rekabet, hırs, tamah

Büyüme ve kalkınma dediğimiz süreç böyle devam ederse, ortada yaşanabilir bir dünya kalmayacak.Bu acımasız rekabet, bu hırs, bu tamah böyle devam ederse, çocuklarımıza bırakacağımız bir dünya var olmayacak. Çok bilinen bir Kızılderili sözünü burada bir kez daha tekrar etmekte fayda görüyorum: “Bütün ağaçlar kesildiğinde, bütün hayvanlar avlandığında, bütün sular kirlendiğinde, hava solunamaz hâle geldiğinde, işte o zaman paranın yenilebilir bir şey olmadığını anlayacaksınız.”

Kızılderili haksız mı diye sorarak devam etmeden tırnak işareti kullanmadan alıntıladığım yukarıdaki paragrafın bana ait olmadığını itiraf edeyim. Taraf’ta kalkınma saplantısını ele alan bir dolu yazı kaleme aldığımdan sizi şaşırtmamıştır ama beni bir hayli şaşırttı. İfadeler Başbakan’ın Birleşmiş Milletler Ormancılık Forumu 10. Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmadan. Memleketin ikili ruh hâlinden mustarip olduğunu bilirdik ama bu kadarını da beklemezdik.

Sözlerin sahibi, fütursuz kalkınmayı şiar edinmiş, danışsız, denetsiz, düzensiz, hesapsız bir iş yapma biçimiyle her istediğini kendi tayin ettiği şekilde ve yerde yaptıran bir iktidarın başbakanı. Söyledikleriyse memleketin içinde bulunduğu kalkınma furyasının veciz bir eleştirisi.


Ya üzerine alınmıyor, ya hazır metin olduğu için okudu geçti, ya şaka yapıyor, ya da artık çevreye önem verecek.
 Ama ilginç ve kesin olan şu ki metni yazan AK Partililermeselenin farkında... Kızılderili’nin haklı olduğunun...


Emek Sineması, göstere göstere

Mekân kamunun yani sizin, kiralama süresi yirmi beş yıl, yapılan tâdilat geri dönüşsüz...

Hırs ve tamahı sorgulayana dayak, tazyikli su, hakaret, gözaltı...

Kızılderili’nin listesine “kültür avm, dağ taş toki olduğunda” eklesek...


Beketov öldürüldü

Basında Bianet’ten başka bir yerde göremedim. Moskova civarında ormanlık alanın içinden otoyol geçmesine itiraz ettiği için Kasım 2008’de ölesiye dövülen çevreci gazeteci Mikhaïl Beketov yıllarca saldırının vücudunda bıraktığı izlerle cebelleşti, sonunda bu pazartesi öldü. Saldırıdan sonra Radio France’ta yayınlanan bir mülâkatını dinlemiş, Sovyet-sonrası Rusya’nın envai çeşit toplumsal itiraz karşısındaki tahammülsüzlüğüne tanık olmuştum. Allah benzetmesin...


Burada Ermeniler de yaşardı

Ama onların hayatını hatırlatacak kartpostallardan başka pek bir şey kalmadı.


Osman Köker
’in Orlando Carlo Calumeno’nun koleksiyonundan yarattığı bu ikinci çarpıcı sergi.19 nisana kadar Tophane Depo’da açık.

Gezerken insanların kederle pişmanlık arası tepkilerine kulak misafiri olacaksınız. Ermenilerin Anadolu’daki hayatı üzerine bilimsel, çokdilli ve takdire şayan bir websitesi de var:www.houshamadyan.org


[email protected]