Suriye’deki kriz, ABD’nin SDG ve alt kadrolarına, Rusya’nın Esed’e verdiği destek nedeniyle çözümsüz bir halde derinleşmeye devam ediyor. Suriye’nin bir güç savaşı alanına döndürülmesi nedeniyle yaklaşık 10 yıldır devam eden savaş sonucunda kaos, Suriye sınırları içerisinde kalmadı, tüm dünyayı etkileyecek boyuta geldi. Suriye içerisinde çözümsüzlüğü derinleştiren küresel güçlerin Suriye üzerindeki emellerini meşrulaştırmak için maymuncuk olarak kullandıkları IŞİD’e, mücadele adı altında dolaylı yoldan moral destek vermesiyle bir yandan Suriye’deki kriz derinleşirken, diğer yandan IŞİD de büyüyecek imkanlar buldu. Aynı zamanda Irak ve Türkiye gibi ülkeler de PYD ve İran gibi aktörlerin IŞİD bahanesiyle nüfuz ettikleri bölgelerdeki politikalarından olumsuz bir şekilde etkilendi, etkilenmeye devam ediyor. Rusya, on binlerce insanın öldüğü ve mülteci olmak zorunda kaldığı bir savaşta halkını katleden Esed rejimine destek verip meşruluk ararken, ABD’nin başını çektiği Batılı koalisyonlar da terör örgütlerini desteklemelerine IŞİD’le mücadele bahanesiyle kılıf bulmaya çalıştı. Elbette IŞİD’in temellerine, motivasyonlarına bakıldığında da bu terör örgütünün ABD’nin Irak ve Afganistan işgalleri sonrasında oluşan kaos ortamında filizlendiğini de unutmamak gerekiyor. IŞİD’in ortaya çıkışından bugüne kadar birçok ülke ve gruptan gelen “IŞİD’le savaş nihayete erdi, IŞİD bitirildi” açıklamalarının da gerçeği yansıtmadığı aynı zamanda bir süre dinlenip, tekrar güç kazanması için nadasa bırakıldığı da ortada…


Geçtiğimiz hafta Independent Türkçe’de Abdülhakim Günaydın imzalı bir haber, IŞİD’in yeniden örgütlendiğini ifade ediyordu: “El-Hol Kampı'nda IŞİD yeni devletin temellerini atıyor: Kampta Birleşik Krallık ve Avrupa'dan bin 215 aile de bulunuyor” ( https://www.indyturk.com/node/305796/el-hol-kamp%C4%B1nda-i%C5%9Fi%CC%87... )

Suriye’nin kuzeyindeki El-Hol Kampı, 2015’te SDG’nin kontrolüne geçen, 2019 itibariyle 60 bin IŞİD’li kadın ve çocuğun bulunduğu bir kamp ve IŞİD’in “kuluçka yuvası” olarak tanımlanıyor. Birleşmiş Milletler’in yaklaşık olarak verdiği rakamlara göre El Hol Kampı’nda, 28 bini Suriyeli 30 bini Iraklı ve 10 bini başka ülkelerden olmak üzere yaklaşık 65 bin kişi yaşıyor. Elbette kampın durumu stabil değil, bir şekilde yargılanıp masum olduğuna kanaat edilen ya da pişmanlık duyduğunu ifade edenler kamptan çıkartılabiliyor. Bu sistematiğin nasıl işlediğini net olarak bilemesek de IŞİD’lilerden yabancı uyruklu olanların, özellikle Batılıların, Batı tarafından kabul edilmediği, bölgede kalmaya ve IŞİD’le bağlantılarını sürdürmeye çalıştığı bilinen bir şey. Bir yandan Kürtlerin IŞİD nedeniyle yaşadığı dram ortadayken, diğer yandan terörle iltisaklı olduğu halde IŞİD üzerinden meşruluk ve alan kazanmak isteyen YPG’ye bağlı güçlerin Batı’dan medet umduğu politikaları nedeniyle Kürtler de dahil olmak üzere bölgede çok geniş bir alanda terör faaliyetlerinin zarar vereceği bilinirken, maalesef IŞİD’in imkan bulunmasına dolaylı yoldan hizmet ediliyor.

El Hol Kampı’yla ilgili tehlike yeni bir durum değil iki yıl önce 2009’da da kampla ilgili tedirginlikler yüksek sesle dile getiriliyor, kampın IŞİD’de bağlı kişiler için bir alan olduğu dile getiriliyordu. Yani uzun bir süredir kamp, terör örgütleri üzerinden ve bir takım gruplar üzerinden bölgede güç savaşı yürüten aktörlerin küçük bir sahası olmuş durumda ve açıkçası herkesin IŞİD’e karşı mücadele verdiğini söylemesine rağmen kimsenin görmek, duymak istemediği bir tehlikeyi barındırmaya devam ediyor.

El Hol Kampı, IŞİD’le mücadele edilmediğinin, bu terör örgütünün görevini tamamlamadığının bir göstergesi. Kampın Suriye’nin genel kriz halinin küçük ölçekli bir prototipi olduğu da ortada… ABD’nin bir dönem sınırsız silah verdiği SDG ve ona bağlı güçler bazen sivil Kürtler hatta bazen peşmerge için bir risk oluşturuyor. Aynı zamanda SDG ve ona bağlı gruplar, IŞİD’in yabancı savaşçılarını ülkelerine göndermezken, yerli IŞİD tohumlarını bölgeye salabiliyor. Bunun sonucunda IŞİD sadece Kürtler için değil tüm bölge için bir tehdit olduğu halde varlığını devam ettirecek imkanlar bulabiliyor.

ABD eski başkanı Trump’ın bölgeden çekilmek için uydurduğu “IŞİD bitirildi” ifadesinin gerçek olmaması bir yana, çiçeği burnunda yeni Başkan Biden’ın nasıl bir Suriye politikası izleyeceği net değilken, Suriye politikası konusunda bir şeyler yapabilecek imkanı var mı bu da hala önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor…

Biden’ın göreve geldiği gün, IŞİD Irak’ta bombalı bir saldırı gerçekleştirerek ABD’ye Trump sonrası Orta Doğu politikaları içerisinde kendisini de görmesi gerektiğini hatırlatmıştı. 32 kişinin hayatını kaybettiği saldırının olması gerektiği gibi gündeme getirilmediğini görmek bir şeyi de göstermiş oldu; IŞİD konusunda ABD’nin şimdilik acil bir gündemi yok. Diğer yandan ABD’nin Suriye’deki müttefiki SDG ve ona bağlı gruplar IŞİD üzerinden ABD’nin dikkatini çekmek, Biden yönetiminin kendilerine destek vermesi gerektiğini hatırlatmak istiyor. Ancak zannediyorum ABD’nin SDG konusunda da şimdilik acil bir gündemi yok. IŞİD konusunda bıçağın kemiğe dayanmasını, şartların olgunlaşmasını bekliyorlar dahası ABD şu sıralar ancak kendi belini doğrultmakla meşgul, tamamen kendisine odaklanmış durumda… ABD’den medet umarak Suriye’deki sivil Kürtlerin refaha kavuşması yakın zamanda pek mümkün değil ancak diğer yandan da IŞİD gibi terör örgütleri “otorite boşluğunu ve gecikmeleri” iyi değerlendiren yapılar. Bu nedenle SDG ve ona bağlı güçlerin ABD’nin dikkatini çekmek için IŞİD’e imkan sağlamak yerine, bölgede Kürtler dahil olmak üzere genele gelecek zararın önlenmesi konusunda hamleler yapması gerekiyor. Yani, IŞİD’in kuluçkası El Hol Kampı da dahil olmak üzere IŞİD’in yeniden filizleneceği imkanların önünü kapatmak gerekiyor, IŞİD’li yerli teröristleri salıverip, IŞİD’li yabancı teröristleri beslemenin yanlış politikalar olduğunu hatırlatmak da bir görev halini alıyor.