2017 Ocak ayında Kanada’nın Quebec eyaletinde, aynı zamanda cami olarak da kullanılan Quebec İslam Kültür Merkezi'nde yatsı namazı için toplanan cemaate Alexandre Bissonnette tarafından silahlı saldırı düzenlendi ve saldırıda, 6 kişi öldü, 8 kişi yaralandı.


Saldırının faili Bissonnette, aşırı sağcı, beyaz milliyetçisi ve Müslüman karşıtı görüşlere sahip biri olarak tanınıyor. Bissonnette'in sosyal ağlarda mültecileri ve feministleri aşağılayan ifadeleri bulunmakta… Bissonnette aynı zamanda Donald Trump ve Marine Le Pen'in de destekçisiydi. Kendisiyle ilgili olarak cami cemaatinden birisi, saldırıdan önce cami dışında onunla görüştüğünü ve onunla konuştuğunu, İslam'la ilgili sorular sorduğunu söylüyor. Açıkçası bu da saldırının planlı bir şekilde yapıldığının göstergesi. 

İnsanları ibadet ederken hedef alabilen Bissonnette’in akıl sağlığının bozuk olduğuna dair bir bilgi yok. Ve saldırgan polisteki ifadesinde “Kanadalıların kendisine teşekkür etmesi gerektiğini, yaptığının kesinlikle yanlış olmadığını, Kanada’yı kurtardığını, Kanada’ya gelen mültecilerin ülkeye alınmaması gerektiğini” söyledi. Daha sonra “üzgün olduğunu” söylediği ifadeleri de mevcut, elbette bu üzüntü daha az ceza alması için zira üzüntüye dair ikna edici bir emare bulunmamakta.

Bissonnette, 6 kez birinci derece cinayet ve 6 kez cinayete teşebbüsle suçlandı.  Kanada Başbakanı ve Quebec başbakanının Bissonnette'in eylemlerini terör saldırısı olarak kınamasına rağmen, Kanada Ceza Kanunu’na göre , “Terörizm suçu sadece şiddet eylemlerini değil, aynı zamanda genellikle tek bir silahlı adam için terörist grupla işbirliğini de gerektirir” denilerek  bu saldırı terör saldırısı olarak tanımlanmadı. Aslında Kanada hukuku üzerinde ilk olarak Bissonnette bu şekilde korundu/kollandı. Daha sonra olaya ilişkin yayın yasağı getirilerek ikinci kez olayın üzeri örtülmeye çalışıldı. Bissonnette önceden suçlamaları kabul etmese dahi 28 Mart 2018’de tüm suçlamaları kabul etti.  8 Şubat 2019'da mahkeme Bissonnette’i 40 yıl şartlı tahliye olmaksızın ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme kararı, Kanadalı yöneticilerin şiddet karşıtı mesajları ve Kanada’da birçok Kanadalının bu saldırıyı kınaması, hayatını kaybedenleri anması en azından bu İslamofobik terör saldırısının mağdurları ve bundan etkilenenler için bir miktar teselli oldu ancak bu teselli çok uzun sürmedi. Olayın üzerinden bir süre geçip, yarattığı tahribatın etkileri azalmaya başlayınca Kanadalı hakimler, Bissonnette’in cezasında 15 yıl indirim yaptılar. 3 yargıçtan oluşan Temyiz Mahkemesi heyeti, kararın “40 yıllık süreye izin verecek” şekilde yazılırken hata yapıldığına karar verdi. Kanada Ceza Kanunu’nda 2011'de yapılan değişiklik, yargıçlara, birden fazla insan öldürenler için 25 yıllık bloklar halinde ayrı ayrı hapis cezası verme hakkı tanıyordu. Ancak hakimler birden 2011 öncesine gidilmesi gerektiğini düşündü ve Ceza Kanunu'nun bu hükmünün hükümsüz kılınması ile cezanın, yasanın 2011'den önceki şekliyle uygulanması gerektiğine hükmetti ve Bissonnette'in 25 yıl hapis yattıktan sonra şartlı tahliye başvurusunda bulunabileceğini söyledi. Yani 6 kişiyi soğukkanlılıkla öldüren birine ceza indirimiyle dolaylı destek verdi.

Bissonnette’in öldürdüğü altı kurbanın isimleri şöyle: İbrahima Barry (39 yaşında), Mamadou Tanou Barry (42 yaşında), Khaled Belkacemi (60 yaşında), Aboubaker Thabti (44 yaşında), Abdelkerim Hassane (41 yaşında) ve Azzedine Soufiane (57 yaşında). Öldürülenlerden biri yerel bir helal marketin sahibi, biri profesör, üç tanesi memur ve bir tanesi de eczane çalışanıydı. Terör kurbanlarının ikisi Gineli, ikisi Cezayirli, biri Faslı ve biri de Tunusluydu.

Quebec katliamı bir “yalnız kurt” eyleminin, 1960’lardan itibaren Müslümanların Batı’ya göçünün oluşturduğu travma ya da 11 Eylül sonrası oluşan İslamofobi, anti-İslamizm rüzgarının sonucu değil. Bu katliamın dayandığı tarihi bir sömürgeci arka plan var. Kanada’ya gelen Avrupalılar arasında sayısı en fazla olan Fransızlar, Kanada’nın en büyük eyaleti olan Quebec’e yerleşmiş. Zaten Bissonnette de Fransız kökenli. Hiç şaşırmayacağımız gibi Quebec saldırganın öldürdüğü Müslümanların kökenlerine/uyruklarına baktığımızda Gineli, Cezayirli, Faslı ve Tunuslu insanları görüyoruz. Bu 4 ülkenin ortak özelliği Fransız sömürgesi olmaları. Ve tarih, Fransa’nın sömürge yaptığı ülkelerde uyguladığı asimilasyon ve katliam uygulamalarıyla dolu.

Burada uzun yıllar önce uygulanan yanlış sömürge politikalarını bugüne bağlayarak tüm Batı dünyasını sadece o dönem üzerinden şeytanlaştırmıyorum. Ancak sürekli olarak “ırkçılık, İslamofobi, İslam karşıtlığı” gibi insani yaşam imkanlarını baltalayan olguların iddia edildiği gibi Müslümanlardan ve İslam’dan kaynaklı olduğu iddialarına karşın öyle olmadığını, somut delillerle ifade ediyorum. Sömürgecilik faaliyetlerini tarihten silemezsiniz, ama bugünün dünyasında o günün icraatları üzerinden de değerlendirilemezsiniz ancak ibadet eden insanları topluca öldürebilecek kadar soğukkanlı katilleri hukuk yardımıyla korur ve kollarsanız “ırkçılık, düşmanlık, nefret” karşıtı olduğunuza kimseyi andıramazsınız. Hukuk yoluyla, ibadet eden 6 kişiyi öldürebilen bir caninin cezasını indiriyorsanız bu “teröre, İslamofobik ve İslam karşıtı saldırılara” dolaylı yoldan destek verdiğiniz anlamına gelir. Dilediğiniz kadar “İslami terör” diye bağırarak Müslümanları şeytanlaştırmaya çalışın, bu uğurda kendinizi paralayın, ne yaparsanız yapın ancak tarihin sizleri bir süre daha vahim ırkçı saldırılarınızla anmaya devam etmesinin önüne geçemeyeceksiniz.