Cafer Solgun



Bookmark and Share

Yetmez, ama yeter!


15.08.2020 - Bu Yazı 1598 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçenlerde (2 Ağustos 2020) şair Haydar Ergülen Birgün’deki köşesinde “Önemsiz günler ve haftalar-10” başlıklı bir yazı yazdı ve 2010 yılından beri bir türlü gündemden düşmeyen “Yetmez ama evet” mevzusuyla ilgili tutumundan dolayı özür diledi. Kendi tercihidir, hissiyatıdır; kim ne diyebilir?

Ama Ergülen aynı yazısında çıtayı hayli yükselterek, “Akil insanlar, açılım toplantılarına katılanlar, bildirilere imza atanlar, ülkeyi AB’ye taşıyarak demokratikleştirecekler düşüncesiyle bu iktidarı destekleyenlerin, yazı yazanların, yani bu sürece bilerek ya da bilmeyerek katkı sağlayan herkesin özür dilemesi gerekiyor” dedi. (Yazının tamamı burada: https://www.birgun.net/haber/onemsiz-gunler-ve-haftalar-10-310419)

İster gündelik ilişkilerde ister sosyal, siyasal meselelerle ilgili aldığı tutum, savunduğu görüş nedeniyle “yanlış yapmışım” deyip özür dilemek, klişe bir tabirle, kuşkusuz erdemli bir davranıştır. Maalesef diyerek eklemek gerekir; bu “erdemli” davranıştan, etinden parça koparılacakmışçasına uzak durmak hayli yaygın bir toplumsal “hasassiyetimiz” oluyor. Malum, hatasından dolayı özür dilemektense kavga etmeye daha çok teşne “milletiz.”

Bir de kendi adına özür dileyip kendi özrünü genelleştirmek çabası içinde olanlar var. “Tamam, özür dilerim. Ama sen de dileyeceksin!” türü enteresan bir tavır. Bu dayatmacı tavır genellikle başka bir “kavga” veya çekişmenin gerekçesi haline gelir. Sonra da, misal, karşısındakine kafa göz girişen kişinin gerekçesi hazırdır; “Ben özür diledim ama o dilemedi!”

Özür dilemek, son derece kişisel bir duyarlılık. Kendisine karşı hata yaptığınızı düşündüğünüz kişiden, “hatalı” olduğunuz için özür dilersiniz. Özrünüzün nedeni hatanızdır. Bir karşılığı olması gerekli değildir. “Erdemli” olan budur. Aksi durumda özrünüzün samimiyeti tartışılır olur, niyetiniz sorgulanır hale gelir.

Sayın Ergülen 2010 referandumunda “yetmez ama hayır” demiş, şair arkadaşlarından “evet” diyen de, “boykot” diyen de varmış ama. Mesela rahmetli Adalet Ağaoğlu’nun adını anmış.

Siyasal bir tutum, neden ve niçinleri ortaya konularak kuşkusuz eleştirilebilir veya savunulabilir. Ama bizde “eleştiri” ile insafsızca karalama, suçlama arasındaki sınırlar hayli ince.

Soru ve sorun şu: Ergülen’in kendi özrünü genişçe bir liste dahilinde “…Herkes özür dilemeli” olarak dayatmacı bir üslupla ortaya koyması bir “eleştiri” midir?

Muhatabınız yanlış yaptığınız konusunda gözünü karartmış “özür dileyeceksin” diyorsa onunla neyi tartışacaksınız?

Mesela Ergülen’den aldığı pasla, “Kuru bir özürle her şeyi unutacak mıyız?” diyen Cumhuriyet yazarı Enver Aysever’le neyi, nasıl tartışabilirsiniz?

Tabii ki sayın Aysever! Unutmayalım! Özür dileseler de unutmayalım ve “kabul etmiyoruz özrünüzü filan” diyelim. Peki ne yapalım? Herhalde bunları bir meydana toplayıp yakmayacaksınız? “Toplu” ve “köklü” bir “çözüm şekli” gerçi ama el alem “solcu” sanıyor ya sizi, daha “çağdaş” cezalar düşünmek, bulmak lazım!

Bu arada “Yetmez ama hayır!” demiş Haydar Ergülen, neden dolayı özür diliyor; onu atlamayalım. Şöyle yazmış: “17 Nisan 2010 günü, yani tam 10 yıl önce, sinema, müzik sanatçılarından sonra, edebiyatçılarla da buluşan o zamanın başbakanı mevcut cumhurbaşkanı beni de davet etti kahvaltıya. Çok eleştirildim sonradan, sultanın sofrasından beslenmekle, iktidara destek olmakla, vb. O zaman da gazetelerde yazıldı, ben de sonradan yazdım, toplantıda temel olarak ‘Aleviler’e yönelik uygulamalar, Madımak’taki otelin utanç müzesi yapılması’ gibi birkaç konuyu gündeme getirdim…de ne oldu? Ne olacak, hiçbir şey. Madımak Utanç Müzesi olmadı ama, ben o kahvaltıya katıldığım için utandığımla kaldım.”

Bu yaklaşım, bana çok sorunlu geliyor.

Sayın Ergülen’in katıldığı türden toplantılardan bazılarına ben de davet edildim, katıldım. “Sultanın sofrasından beslenmek” ya da bazı düşkün zevat gibi o toplantıların konusunu oluşturan sorunlardan ziyade bakanlarla, bürokratlarla başka “işlerinin” kulisini yapmak için değil. Hasbelkader bulunduğum o masalarda Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini, sorunlarını dile getirmek, savunmak için…

Bizim devlet “arşivlemeye” çok önem verir. Kim ne demiş tutanak altına alır. Devletin arşivlerinde katıldığım o toplantılarda hangi sorunları nasıl gündeme getirdiğim kayıt altındadır.

Bundan dolayı ne diye “utanç” duyalım?

Asıl utanç duyması gerekenler demokrasi, hak ve özgürlükler, adalet ve barışa dair verdikleri sözleri, gündeme getirdikleri “açılımları” sokağa terk edenlerdir.

Şunu da belirtmeden geçmeyeyim: “Destek” deyince” bunu “amigoluk yapmak” olarak anlayanlardan değilim. “Karşı olmak” adına doğru bir iş yapılsa dahi, “Olsun! Ben yine de karşıyım! Benim için esas olan karşı olmaktır” diyenlerden de olmadığım gibi.

Sorumlusu, dolayısıyla da çözüm adresi “devlet” olan sorunlarımız var. Kürt sorununun barışçıl çözümü, Alevilerin eşit yurttaşlık sorunu gibi. Hangi parti iktidarda olursa olsun devleti yönetenler bu sorunları “çözmek” istediklerini söyleyip sizin görüşünüzü dinlemek isterse, konuşmayacak mısınız? Böyle davranmakla barış ve çözüme mi, çözümsüzlük siyasetinin sürüp gitmesine mi hizmet etmiş olacaksınız?

“Konuştuk da ne oldu?” denilebilir elbette. Bu, devleti yönetenlerin suratına tutmamız gereken bir aynadır.
Bir yandan demokrasi mücadelesinden bahsedecksin ama öte yandan da “Sen yetmez ama evet demiştin… Sen AKP ülkeyi AB’ye sokacak sanmıştın… Sen bunların Kürt sorununu çözeceğini sanmıştın… Sen Alevi açılımına destek vermiştin… Sen liberalsin… Sen şusun… Sen busun…” gibi ayrımlar yaparak, sorunlarımızın muhatabıyla değil yan yana olman gerekenlerle kavga edeceksin… Bu denli çapsızlık ancak bizim ülkemizin çapsız aydınlarından beklenir…

Sonra da “Bu halk adam olmaz” minvalinde sayıklayıp durmaya devam edecek, aynaya yansıyan suretine bakmaya yanaşmayacaksın.

Bu anlayış sahiplerinin lafzi keskinliklerinin altını biraz kaşıyın, kronik “olamamışlık” kompleksleriyle malûl olduklarını görürsünüz…

***

Sürekli okurlarım bilir; şununla bununla polemik yapmak pek hazzettiğim bir “tarz” değildir. Görüşlerimi kişilerden ziyade anlayış ve politikalar üzerinden ifade etmeyi tercih ederim. Ama bazen “Yetmez ama… Yeter!” demekten de insan kendini alamıyor.

Sağlıcakla kalın.

Gazete Davul

Facebook Yorumları

reklam
28.02.2021
Çıplak arama
8.02.2021
Bir çocukluk hayali
22.01.2021
Gülistan Doku’ya ne oldu? Hürmüz Diril nerede?
3.01.2021
Seneye bu zamanlar…
21.12.2020
“Norveç gibi” olmak?
7.12.2020
‘Yeni’ Türkiye’de de: Kürt sorunu yoktur!
23.11.2020
Gündemler, gölgeler, gerçekler
22.10.2020
‘Kendine demokrat’ halleri…
12.10.2020
Gizli tanık öyle diyor: Kobanê olayları aslında ‘Kobanê olayları’ değilmiş!
2.09.2020
Çukur, porno, ırkçılık…
26.08.2020
‘Madem benim gibi düşünmüyorsun’
15.08.2020
Yetmez, ama yeter!
21.04.2020
Çıkan çıktı... Ya geride kalanlar?
16.04.2020
Hangisi ‘millet’ hangisi ‘alt tabaka’?
8.04.2020
Virüs ayrım yapmıyor, ama…
1.04.2020
‘Olmaya devlet cihanda…’
19.03.2020
Koronavirüs: İlginç zamanlar…
5.03.2020
‘Şehitler tepesi’ daha fazla dolmasın...
26.02.2020
Tuz koktu, hatta çürüyor…
20.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
5.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
22.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
16.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
8.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
25.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
18.12.2019
Gömlek değiştirdik bile diyemeden...
13.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
27.11.2019
Bir gelecek tasavvurunuz yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
13.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
6.11.2019
Egemen gündem, öteki gündem...
24.03.2020
‘Bize bir şey olmaz abi!’
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive