Cafer Solgun



Bookmark and Share

‘Olmaya devlet cihanda…’


1.04.2020 - Bu Yazı 610 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Koronavirüs ile ilgili ilk haberler geldiğinde, ne düşündüğünüzü hatırlıyor musunuz? “Çin nere Türkiye nere?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Virüsü ve neden olduğu ölümcül hastalığı Çinlilerin tuhaf yemek alışkanlıklarına bağlayıp “Buralara kadar gelmez nasıl olsa” diye de düşünmüş olabilirsiniz. Belki dikkatinizi bile çekmeyen, dolayısıyla üzerinde düşünme gereği de duymadığınız “uzak” haberlerdi bunlar ve sizin başka “sıcak” sorunlarınız vardı: Dar gelirli bir çalışansanız geçim sorunlarınız, fanatik bir futbol meraklısı iseniz tuttuğunuz takımın performans düşüklüğü, iktidar partisi yandaşı veya muhalifi iseniz siyasi polemikler, kim kime ne dedi…

Velhasıl korona haberleri Çin’den başlayıp neredeyse çevremizdeki bütün ülkelere sirayet ettiğinde, “biz” başka havada idik… İdlib’de Rusya’nın araya girmesiyle ilan edilen ateşkesin kime ne kazandırdığını, kaybettirdiğini anlamaya çalışıyorduk mesela…

Koronavirüs nedir ne değildir, sokaktaki kafası bin türlü dertle meşgul insan bilmeyebilir; normal. Peki konuyla “ilgili” bilim insanları ne derdi bu işe acaba? İlginç örneklere tanık olduk, hatırlayalım.

Ne zaman bu tür “netameli” sağlık, hastalık gündemleri oluşsa, egemen medyanın aklına ilk gelen isim, malum, Canan Karatay oluyor. “Profesör doktor” titri de var tabii. Her ne kadar meslektaşları tarafından sevilmese, görüş ve iddiaları bilim dışı, mesnetsiz de bulunsa, medya için “önemli” olan “reyting” getiriyor olması. “Şunu yiyin bunu yemeyin” diyor kadın ve günlerce tartışma konusu oluyor; “yahu biz yıllardır yanlış mı biliyormuşuz?”

Malum, sayın Karatay kalp ve dahiliye hastalıkları uzmanı. Ama kamuoyunda asıl “meşhur” olduğu alan, diyet meseleleri. Fakat medya sağlıkla ilgili her ne olsa önce bu sayın hanımefendiye sorduğu için, muhtemelen o da kendisini her konuda “uzman” ve “bilirkişi” zanneder oldu. Kim kendisini ne zannediyorsa, tabii ki kendi sorunudur, ama kamu önüne çıkıp uzmanlık gerektiren bir konuda gayet iddialı laflarla tavsiyelerde bulunuyorsa, o zaman “kendi sorunu” olmaktan çıkıyor işte. Uzatmayayım. Günlerce Canan Karatay’ın “Sabah akşam kelle paça çorbası için, korona morona vız gelir tırıs gider” mealindeki sözleri, bilim dünyasında rağbet görmedi ama kamuoyunun tepkisi, “İşte bu!” oldu… “Bize bir şey olmaz” kabadayılığımıza “bilimsel” bir dayanak da bulunmuştu böylece…

Bir başkası da mevzuyu “genetik” açıdan izah ederek noktayı koydu: Koronavirüs Asya ırkını etkiliyordu, onlar sarı ırktı, kısa boyluydu. Bizde “asla” salgın olmazdı, en fazla 10, 20 vaka olabilir, geçer giderdi…

Bu sözlerin sahibi bir fizyoloji uzmanı, o da “doçent doktor” titrine sahip. Uzmanı olduğu alan dışında genetik ve virütik mevzularla da ilgileniyormuş demek. Bu genetik “izahat” da hayli ilgi gördü tabii. Bu “izahatı” eleştirenler hayli fırça yedi; biri de bendim, “Yahu hani sen bilime inanıyordun? Adam bak gayet bilimsel olarak açıklamış işte!” Bu, aldığım tepkilerin en “kabul edilebilir” olanıydı. “Sen Kürts’ün zaten! Ermenilik de olabilir sende!” diyenler oldu çoğunluktaydı ve kendilerindeki “asil” genleri kıskandığımı düşünüyorlardı…

Bu arada memleketi yönetenler de bu hava ile gayet uyumlu, “Bizde bir şey yok. Olsa söylemez miyiz? Her türlü önlemi aldık zaten” açıklamaları yapıyorlardı. Umreden dönen kafilelerden ilk gelenler evlerine yollanmışlardı. Bu durumu sağlık çalışanlarına yönelik kapalı bir eğitim çalışmasında “İşte o zaman biz kontrolü kaybettik” sözleriyle ifade eden doktor oldu özür dilemeye zorlanan…

Ülke liderleri peş peşe kovid19 salgınına karşı aldıkları önlemleri açıklarken, bizim Reis’in ortalıkta görünmemesi dikkat çekmişti ve 18 Mart günü olağanüstü bir toplantıyla Saray duruma el koydu. Millet heyecanla alınacak önlemleri beklerken, “Evde kal!” çağrılarına istinaden muhtemelen kiralar, faturalar, test ve tanı kitleri ile ilgili adımlar atılacağını düşünüyordu. Toplantıdan “ekonomiye kalkan” önlemleri ve bu önlemler kapsamında 100 milyar TL çıktı. Endişeli patronlar, müteahhitler bir parça “neşelendi” ama çalışan milleti evlerinden çıkmamaya davet edildi.

Sahi, ne oldu o “kalkan” önlemleri?

Mesela iç hat uçak biletleri ucuzladı, kaç kişi “fırsat bu fırsat” deyip nerelere uçtu acaba? Konaklama vergileri Kasım ayına değin kaldırılınca otellere büyük rağbet olmuş, iç turizm canlanmıştır herhalde? Yeni ev almak için ödenecek peşinat oranı düşürülüp kredi oranı da yükseltilince ev satışları da patlamış olmalı?

Sayın Erdoğan’ın Kovid19 salgınıyla ilgili twitter üzerinden yaptığı son açıklama ise (28 Mart) direkt mevzuyla ilgiliydi: Evden çıkmama uyarısının yanı sıra şehirler arası seyahatlere de kısıtlama getirildiğinin duyurulduğu açıklamada Erdoğan “Durum ciddi” diyordu.

Maksat kayda girsin: Sağlık Bakanı sayın Fahrettin Koca’nın, alanlarında uzman isimlerle oluşturulan Bilim Kurulu’nun, başından beri meselenin vahametiyle “yüz yüze” işlerini yapan sağlık çalışanlarının durumun ciddiyetinin farkında olduklarından kuşkum yok. Ama tek tek isimler bir yana, bir bütün olarak iktidar partisinin “ciddiyeti” tartışılır durumda.

Meseleyi hala “kar-zarar” hesabı yaparak ele almaları, sağlıklı, etkili muhalefet yapmaktan zaten aciz ana muhalefet ile koordineli hareket etmek yerine hala anlamsız polemiklere girişmeyi tercih etmeleri akıl alır gibi değil. 

Yerli yersiz çokça dillendirdikleri “birlik-beraberlik” ruhunu hiç değilse bu krizi yönetirken canlandırmaya çalışmak yerine kısır çekişmeler ve “aman iktidarımız zarar görmesin” hassasiyetini “devletin çıkarı” olarak lanse eden tutumları da anlamak mümkün değil.

Devlet de iktidar da kendi başına hiçbir anlam ve değer ifade etmez. Yönettiği topluma hukuki kapsamı dahilinde hizmet etmekten uzaklaşıp kendi başına “anlam” ve “değer” atfedilen bir devlet anlayışına “totalitarizm” deniyor, demokrasi değil.  

Meramını anlatırken “özlü sözlerin” desteğine ihtiyaç duymak, bir anlatım tekniği olarak benim de bazen başvurduğum bir şey. Doğrusu ilk defa bir Osmanlı padişahının, Kanuni Sultan Süleyman’ın sözlerini bir yazımda bu amaçla paylaşmış olacağım. Dilerim özellikle “devlet” deyince tüyleri diken diken olanların hiç değilse bir parça düşünmesine vesile olur: “Halk içinde muteber bir nesne yok, devlet gibi. Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi.”

“Bir nefes sıhhati” varlığının temel sebebi sayan bir devlet anlayış ve icraatına ihtiyacımız var. Çünkü tam da sayın Erdoğan’ın deyişiyle, durum, gerçekten ciddi…

Facebook Yorumları

reklam
28.02.2021
Çıplak arama
8.02.2021
Bir çocukluk hayali
22.01.2021
Gülistan Doku’ya ne oldu? Hürmüz Diril nerede?
3.01.2021
Seneye bu zamanlar…
21.12.2020
“Norveç gibi” olmak?
7.12.2020
‘Yeni’ Türkiye’de de: Kürt sorunu yoktur!
23.11.2020
Gündemler, gölgeler, gerçekler
22.10.2020
‘Kendine demokrat’ halleri…
12.10.2020
Gizli tanık öyle diyor: Kobanê olayları aslında ‘Kobanê olayları’ değilmiş!
2.09.2020
Çukur, porno, ırkçılık…
26.08.2020
‘Madem benim gibi düşünmüyorsun’
15.08.2020
Yetmez, ama yeter!
21.04.2020
Çıkan çıktı... Ya geride kalanlar?
16.04.2020
Hangisi ‘millet’ hangisi ‘alt tabaka’?
8.04.2020
Virüs ayrım yapmıyor, ama…
1.04.2020
‘Olmaya devlet cihanda…’
19.03.2020
Koronavirüs: İlginç zamanlar…
5.03.2020
‘Şehitler tepesi’ daha fazla dolmasın...
26.02.2020
Tuz koktu, hatta çürüyor…
20.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
5.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
22.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
16.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
8.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
25.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
18.12.2019
Gömlek değiştirdik bile diyemeden...
13.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
27.11.2019
Bir gelecek tasavvurunuz yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
13.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
6.11.2019
Egemen gündem, öteki gündem...
24.03.2020
‘Bize bir şey olmaz abi!’
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive