Cafer Solgun



Bookmark and Share

Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!


5.02.2020 - Bu Yazı 53 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kızılay deyince ne gelir aklınıza? Afet zamanlarında yardıma koşar… İhtiyaç sahipleri için kan bağışı kabul eder… “Hayırlı” bir kurumdur. Gerekli bir kurumdur. Sahiplenmek, güçlendirmek, bunun için de bağışta bulunmak gereken bir kurumdur… “Siyasetler üstü” bir kurumdur.

Kızılay’la ilgili aklımızda olumlu şeyler vardır yani ve bu ilköğretim çağlarından itibaren her birimize belletilmiştir. Bizim kuşak bilir; “Kızılay Kolu” uygulaması vardı eskiden, sırayla Kızılay Kolu Başkanı olurduk.

Söz konusu olan bağışlarla herkesin “hayrına” faaliyet gösteren bir kurum olunca, başka herhangi bir kurumla kıyaslanmayacak kadar açık, şeffaf, düzgün ve dürüst bir kurum olması gerekir Kızılay’ın, değil mi?

Tabii ki öyle. Nedeni gayet anlaşılır: Bu noktada topluma güven vermeyen bir kurum olursa, topladığı bağış ve kan oranı düşer. Sonuçta “olan” hepimize olur.

Resmi web sitesinde (www.kizilay.org.tr) Kızılay’ın “misyonu” gayet güzel özetlenmiş: “Proaktif bir kurum olarak afetlerde ve olağan dönemde ihtiyaç sahipleri ve korunmasızlara yönelik yardım sağlamak, toplumda yardımlaşmayı geliştirmek, güvenli kan teminini gerçekleştirmek ve zarar görebilirliği azaltmak.”

Ve bu da “vizyonu”: “Türkiye’de ve dünyada, insani yardım hizmetinde model alınan, insanların en zor anlarında yanındaki kuruluş olmak.”

Elazığ depremi olduğunda, doğal olarak gözler Kızılay’a -ve AFAD’a- çevrildi ilkin.

Fakat o da ne? İnsanlarda “soğuk duş” etkisi yaratan tweet ve SMS mesajları: Kızılay’a bağışta bulunmak için… Peşi sıra bazı yandaş tweet hesaplarından 10 TL’lik bağışta bulunduklarını gösteren tweetler…

Yahu tabii ki Kızılay’a bağışta bulunalım. Ama Elazığ’da şiddetli bir deprem olmuş, ölüler olduğu söyleniyor, orada bir can pazarı var, sarsıntılar sürüyor, insanlar korku, merak ve endişe içinde. “Kızılay’a bağışta bulunun” çağrısı yapacak zaman mı? İnsanlara o anlarda, o günlerde yapmanız gereken açıklama; ne yaptığınız, görev ve sorumluluğunuzu nasıl yerine getirdiğiniz olabilir ancak… Nitekim tepkiler üzerine Kızılay Başkanı Kerem Kınık o paylaşımını silmek durumunda kaldı.

Ve sonrasında bu kez Kızılay’ın Ensar Vakfı’na yüklü bir bağışta bulunduğu (yaklaşık 8 milyon dolar) haberi gündeme geldi.

Haber olağan dışıydı; nasıl olmasın ki, bağış toplayan bir kurum bir başka kuruma bağış yapmıştı! Doğru değildi herhalde? Doğruymuş! Doğrulayan da bizzat Kızılay Başkanı Kerem Kınık oldu ve akla ziyan bir gerekçeyle: “Vergi kaçırmak başka, vergiden kaçınmak başkadır.”

Literatüre “ciddi” bir katkı olduğuna kuşku yok. Muhtemelen vergi kaçırdığı tespit edilen patronların savunmasının en önemli referansı olacaktır bu: Biz vergi kaçırmıyoruz hâkim bey, vergi vermekten kaçınıyoruz sadece; bunlar farklı şeyler…

Ekonomi benim alanım değil. Ama ben bile anladım ki bu gayet “doğal”, gayet “normal”, gayet “ne var bunda?” denilebilecek bir olay değil!

Bağışı yapan Başkent Gaz isimli Torunlar Holding bünyesindeki bir şirket. Şirketin patronlarından Mehmet Torun’un açıklaması da en az Kerem Kınık’ın açıklaması kadar ilginçti doğrusu: “Madem yanlıştı, Kızılay kabul etmeseydi…”

Torunlar Holding, malum, Ensar Vakfı kurucularından ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imam hatipten arkadaşı Aziz Torun’un patronu olduğu bir sermaye grubu. Enerji, gayrimenkul, gıda alanlarında faaliyet gösteriyor. Belli ki Ensar Vakfı ile “derin” bir gönül bağları var. Bağışlarını Kızılay üzerinden yapmalarını Mehmet Torun, “Bu bağışın şerefiyesinin Kızılay’a kalmasını istediğimiz için” diyerek gerekçelendirmiş. Peki bu “şerefiye” konusu olan bağış nerede harcanacakmış?  TÜRGEV’in New York’taki yurduna…

Kızılay, böyle bir vergi kaçırma ya da vergiden “kaçınma” işine neden aracılık eder? Kamuoyu bunu merak etmesin mi? Gazeteciler sormasın mı? Vatandaşlar “Ne iş?” demesin mi?

Kızılay’ın web sitesine girdiğiniz zaman sizi uzun bir açıklama karşılıyor ve açıklama şöyle bitiyor:

“… Kızılay toplumumuzun ortak paydasıdır. Kızılay, ne bağışçılar ne de ihtiyaç sahipleri arasında dil, din, ırk, ideolojik ayrım yapmaz/yapamaz. Kızılay, insanlık suçu işleyen (terör destekçiliği, uyuşturucu kaçakçılığı vs) kişi ve gruplar dışında hiçbir bağışçının niyetini sorgulayamaz. Kızılay’ın bu gruplar dışındaki bağışçıların yardımlarını reddetme hakkı da yoktur. Ülkemize ve tarihimize mal olmuş böylesi değerli bir markaya yapılan maksatlı saldırılar; Kızılay’a, yanibu milletin kendisine yapabileceği en büyük kötülüklerden biridir. Genel Başkanımız Sayın Kerem Kınık’ın ve yönetim kurulu üyeleri olarak bizlerin en büyük görevi; Osmanlı’dan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten bizlere miras kalmış 152 yıllık milli değer olan Kızılay’ı geleceğe taşımaktır. Unutulmamalıdır ki; aslolan Kızılay’dır.”

Laf salatası! Eleştirilerin, tepkilerin “saldırı” olarak yaftalanması da cabası! Sanki kendilerine “Neden bu bağışı kabul ettiniz?” diye soran varmış gibi! Soru neden vergi kaçırma amaçlı olduğu besbelli bir işe Kızılay’ı aracı ettiniz?

Bu da Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın 2 Şubat tarihli tweeti:

“Son günlerde Kızılay ve bağışçılarına yönelik haksız/mesnetsiz saldırılar gözlemekteyiz. Bu süreçte Elazığ depremi ile meşgul olduğumuzdan açıkçası medyayı da pek takip edemedik. En kısa süre içerisinde dönemimizde gerçekleşen tüm bağış süreçlerini kamuoyu ile tekrar paylaşacağız.”

Elbette paylaşacaksınız! Bu bir lütuf filan değil görevinizin gereği. Görevinizin gereği olmayan, vergi kaçırma işlerine aracılık etmeniz…

Kızılay’ın saygınlığına gölge düşüren “Neler oluyor orada?” diye soranlar değil, bu soruları siyasetteki “modaya” uyup “Kızılay’a saldırı var” diyerek karşılayanlardır.

Hasbelkader oturduğunuz koltuk şahsınıza tapulu değil sayın Kınık. Kızılay’ın herkesin koruması gereken saygınlığını ve güvenilirliğini gerçekten önemsiyorsanız, hesap verin ve kalkın o koltuktan…

Facebook Yorumları

reklam
21.04.2020
Çıkan çıktı... Ya geride kalanlar?
16.04.2020
Hangisi ‘millet’ hangisi ‘alt tabaka’?
8.04.2020
Virüs ayrım yapmıyor, ama…
1.04.2020
‘Olmaya devlet cihanda…’
19.03.2020
Koronavirüs: İlginç zamanlar…
5.03.2020
‘Şehitler tepesi’ daha fazla dolmasın...
26.02.2020
Tuz koktu, hatta çürüyor…
20.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
5.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
22.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
16.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
8.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
25.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
18.12.2019
Gömlek değiştirdik bile diyemeden...
13.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
27.11.2019
Bir gelecek tasavvurunuz yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
13.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
6.11.2019
Egemen gündem, öteki gündem...
24.03.2020
‘Bize bir şey olmaz abi!’
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive