Cafer Solgun



Bookmark and Share

Ortadoğu: Mevzunun özü…


21.01.2020 - Bu Yazı 774 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suriye, Irak, Libya ve her zaman Filistin meseleleri nedeniyle Ortadoğu sorunu en sıcak haliyle gündemimizde. AKP politikalarından dolayı bu sorunların her birinde “atak olmak” adına (bunu “Osmanlı rüyaları görmek adına” olarak da okursanız itiraz etmem) “taraf” haline geldiğimiz için “Ne oluyor” ve “Ne olacak” merakı içerisinde olmamız gayet doğal.

Önceki yazımın devamı olan bu yazıda da Ortadoğu meselelerinin “güncel” boyutlarından ziyade, bu güncel sorunların kaynaklarına dikkat çekmeye çalıştım. Çünkü mevzunun özünü bilmeden sorunun güncel boyutlarını, bölgede kimin ne olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını doğru anlamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Televizyonların tartışma programlarının daimi konuklarının çoğu, haritalar önünde sözüm ona “analizler” döktürüyorlar. Döktürdükleri sallamaymış değilmiş, umurlarında değil. Söylediklerinin fos çıkması da, mesnetsiz oluşu da yüzlerini kızartmıyor çünkü. Neyse, mevzu o değil.

Öncelikle; Ortadoğu adının neden adeta kaos ve istikrarsızlıkla anıldığına ilişkin bazı tespitler yapmak gerekiyor.

* Alternatif arayışlara rağmen enerji kaynakları bakımından petrol ve doğal gaz dünyada hala “stratejik” bir öneme sahip ve Ortadoğu bu özelliği nedeniyle küresel ve bölgesel aktörlerin egemenlik mücadelesinin başlıca alanlarından biri.

* Bugünkü Ortadoğu tablosunun temelleri, malum, 1. Dünya Savaşı yıllarında atıldı. Sykes-Picot anlaşmasıyla İngilizler ve Fransızlar, Osmanlı’nın enkazı üzerinde bölgeyi yeniden şekillendirdiler, nüfuz alanlarına böldüler. Anlaşmaya ortak ettikleri Rusya Ekim Devrimi’nin ardından anlaşmadan çekildi ve bu gizli emperyalist paylaşımın belgelerini yayınladı. Fakat izleyen yıllarda “devrim”i içeride “devletleştiren” Sovyetler Birliği, bölgede Baasçılık tarzında gelişen Arap milliyetçiliği üzerinden “Ben de varım!” tutumunu benimsedi, etkili de oldu (Nasır döneminde Mısır, Saddam döneminde Irak, Kaddafi döneminde Libya “anti Amerikan” politikalar ekseninde Sovyetler Birliği’nin bölgesel ittifakları idiler). 

* 1. Dünya Savaşında şekillendirilen statüko, 2. Dünya Savaşı ardından 1948’de Filistin’de kurulan İsrail devleti ile yeni bir nitelik kazandı. İsrail, “Batı”nın bölgedeki çıkarlarını doğrudan temsil eden bir devlet olarak ABD ve İngiltere başta, Batı aleminin sınırsız desteğiyle Arap devletlerine kafa tuttu. Bu “yeni” durum, ABD uydusu Arap devletleri de dahil bölgede İsrail ve giderek ABD karşıtı bir iklimin temellerini attı. Sorun, 1990’lı yıllarda Filistin halkının devlet kurma hakkının uluslararası planda tanınmasıyla bir “çözüm” mecrasına girmiş göründü; ne var ki, İsrail’in Siyonist iktidarları işlerine gelmediğinde BM kararlarını da hiçe saydılar ve Filistinlilerin iç sorun ve çekişmelerini de istismar ederek, ABD desteğinde Kudüs’ü başkent ilan ettiler, kalıcı barış ve çözüm olasılığını daha da zora soktular…

* Bölgenin hassas dengelerini alt üst eden diğer sarsıcı olay, 1979 İran İslam Devrimi oldu. İran, oluşturduğu yeni rejimi, devrimin dinamik güçlerinden İran Komünist Partisi-TUDEH ve Halkın Mücahitleri’ni, Halkın Fedaileri’ni, ardından örgütlü Kürt güçlerini kanlı bir şekilde tasfiye ederek “sağlamlaştırdı.” O yıllarda “Sovyet yayılmacılığına karşı yeşil kuşak oluşturma” stratejisini hayata geçiren ABD’nin bu “derin” planı, aynı zamanda yeni bir “düşman” konseptinin de temellerini atıyordu. İran, daha o yıllarda bu stratejinin geleceği olamayacağının kanıtı gibiydi. 

*Sadece bölgenin değil dünyanın gidişatını da sarsıcı bir şekilde etkileyen en önemli olay, kuşkusuz Sovyet Blokunun çökmesiydi. İçerisine girilen yeni sürece “Yeni Dünya Düzeni” dediler, ama bu “yeni” düzen, Ortadoğu için “yeni” hiçbir sonuca yol açmadı. Çift kutuplu dünya düzeni çöktü ama kısa zamanda eski kutuplaşma yeni bir kamplaşmayla kendisini üretti ve en sıcak “çarpışma” alanı da Ortadoğu oldu. 

* Suriye sorunu, ancak bu kapsamda değerlendirilirse doğru anlaşılabilir. Suriye, “eski” nüfuz ve paylaşım planlarında Sovyetler Birliği’nin etkisi altındayken bugün Rusya faktörü devrededir ve Rusya bölgede yeni mevziler kaybetmeye tahammülü olmayan bir güçtür. Aynı şekilde, bölgesel ve konjonktürel şartlar nedeniyle Rusya ile birlikte hareket eden İran da Suriye konusunda “üst düzeyde” bir hassasiyet sahibidir ve bu, dünyadaki yegâne Şia devleti olmasıyla yakından ilgilidir. Suriye ile “müttefik” konumunu kaybeden İran’ın Lübnan’da da mevzi kaybedeceği herhalde kimse için sır değildi. Suriye karıştığında üç beş ay içinde Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılacaklarını ilan edenler bu gerçeklerin ayrımında olmadıkları gibi uyarıcı eleştirilere de kulaklarını tıkamışlardı… 

Çok uzatıp dikkatinizi dağıtmayayım.

Ortadoğu’da geçtiğimiz yüzyılın başında oluşturulan statükoyu sarsan gelişmeler, “kartlar yeniden karılıyor” tezlerine yol açtı, herkesi bir şekilde harekete geçirdi ama temeldeki problem olduğu yerde durdukça Ortadoğu’da barış ve istikrar üzerine konuşmaya daha çok devam ederiz.

“Öyle oldu böyle oldu, oraya girdik şurayı aldık, bölgesel hatta küresel güç ha olduk ha olacağız” analizleri yapanların laflarına kanmayın derim. Haydi yalan söylüyorlar demeyeyim ama gerçeği sizden gizliyorlar. 

Çünkü eğer Ortadoğu bir “mesele” ise, yukarıda özetlemeye çalıştığım çerçeveyi de dikkate alarak, bunun çözümü iki ana sorunda düğümlenmiştir. Bunlardan biri Filistin ve diğeri de Kürt sorunudur… Bu sorunlarla ilgili güncel ve uzun erimli, öngörülü ve tabii ki kalıcı barış ve çözümü amaç edinmiş politikalarınız yoksa “yeni” hiçbir şey söylemiyorsunuz demektir.

Her iki sorun da şiddetle bastırılsa dahi daha da ağırlaşarak çözüm istemeye, dayatmaya, dolayısıyla “kriz” üretmeye devam edecektir.

Peki Filistin sorununun kalıcı çözümü Filistin halkının bağımsız devlet kurma hakkının tanınmasından geçiyor ise Kürtlere referandum yapma hakkını bile çok görmek nedir?

Biri “barış” sorunu ama diğeri “beka” sorunu mudur?

Bu “beka” söylemi ve bölgedeki mezhep sorunları üzerinde ayrıca durmak gerek…

Facebook Yorumları

reklam
19.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
4.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
21.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
14.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
7.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
24.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
17.12.2019
'Gömlek değiştirdik' bile diyemeden...
12.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
26.11.2019
Bir 'gelecek tasavvurunuz' yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
12.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
5.11.2019
Egemen gündem, 'öteki' gündem...
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive