Cafer Solgun



Bookmark and Share

O, yani Kenan Evren…


11.5.2015 - Bu Yazı 1934 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ağzından çıkan ‘kanun’du. Adı korkuyla söylenendi. Etrafında pervane olunan ve ne dese “Hakk-ı âliniz var efendim” denilendi.

Memleketin karşı karşıya bulunduğu dahili ve harici tehdit ve tehlikeleri en iyi gören, bilen, söyleyen ve o tehlikeleri bertaraf edendi. Onun sayesinde ülke uçurumun eşiğinden dönmüştü. Onun sayesinde bölünmemiş, birlik ve beraberlik onun ve oluşturduğu rejimin etrafında kenetlenerek kurtarılabilmişti. Halkı o uyandırmıştı, devleti yeniden yapılandırırken alkış tutulandı…

Tek işi devleti ve milleti kurtarmak olmayandı; o, her şeyden anlayan, her şeye karışan, her konuda halkın duygularına tercüman olandı. Sanatla ilgili de sözü vardı edebiyatla ilgili de. Picasso’nun dünyaca ünlü resimlerine bakıp, “Ne var ki bunda, bunu ben de yaparım” diyendi. “Tükürürüm böyle sanatın içine” diyenlere, beğenmediği heykellere ‘ucube’ diyenlere ilham kaynağı olandı.

Ne yapmışsa “aziz millet” için yapandı. Kendini ‘millet’ sanandı. Memleketi açıkhava hapishanesine çeviren, ‘içeri’ aldıkları için meydanlarda “Asmayıp da besleyelim mi?” diye sorduğunda “As! As! As!” karşılığını alan, “bir sağdan bir soldan, iki sağdan iki soldan” asarak ‘adaleti’ elden bırakmayan, yıllar sonra bile “İdam kararlarını imzalarken ellerim titremedi” diyendi.

İşkenceler ayyuka çıktığında, “Devleti zor duruma düşürmek için kafalarını duvarlara vurarak kendilerini öldürüyorlar” diyendi. Hapishaneleri ‘cezaevi’ değil birer ‘okul’ haline getirendi ve o okullarda işkence eşliğinde okutulan yegâne dersin ‘biat!’ olmasını isteyendi. ‘Biat’ eden yaşamalı ve biat etmeyen yok olmalıydı.

‘Tek tip’ olunca memleketin cennet vatan olacağını düşünen ve uygulayandı. ‘Aziz milleti’nin mutluluğu için gerekli olan buydu. Herkes Türk olsa, devletin çizdiği sınırlar içinde Müslüman olsa, ‘ulu önder Atatürk’ ve kendisinin yolunda yürümeye ant içse, ‘zararlı’ ideolojilerden uzak dursa, hiçbir şey istemese, talep etmese, şikâyet etmese, aç da kalsa, dilsiz de kalsa ‘devlet’ dese ve başka hiçbir şey demese, aklını çelmek isteyenleri hemen ihbar etse, bazen de kendisi cezasını verse, bu memleketin tadından yenmeyeceğine inanandı.

O sadece memleket için değil, binlercemizin kişisel tarihlerinde adı ‘milat’ olan, adı hafızalarımıza kanla kazınandı. İşkencelerimiz, hapisliğimiz, öldürülen arkadaşlarımız, ölüme yattığımız açlık direnişlerimiz, gençliğimiz demekti çünkü…

O yıllarca görüştürülmediğimiz, cezaevi kapılarında itilen kakılan, hakarete uğrayan, eziyet gören ailelerimiz demekti.

Ve o, zulme karşı insanlık onurunu; faşizme, diktatörlüğe karşı barış ve demokrasiyi sahiplenip savunmanın anlamını asla unutmamacasına öğrendiğimizdi.

O, yani, Kenan Evren… Yani hayatlarımızın üzerine düşen kanlı, kara gölge. Yani, babamın katili… Öldü.

Baba, memlekete dön’

12 Eylül’de çoğu Metris’te olmak üzere 7.5 yıl tutuklu kaldım. Bu süre zarfında annemle bir kez görüştüm. Hâlâ bile “Görüşmesem daha iyiydi” diye düşünürüm. 10 dakika süren o görüşmenin çoğu askerlerin tacizine cevap yetiştirmekle geçti. Çünkü annem Türkçeyi iyi konuşamıyordu ve bildiği Türkçe de Elazığ şivesiydi. Arkasında duran asker ikide bir “Ne diyorsun sen? Düzgün konuş” diye araya girdi o 10 dakika boyunca. Ağlayarak terk etti görüş kabinini.

Babam birçok kez geldi İstanbul’a ziyaret için. Ama her seferinde ziyaret ‘yasak’ idi. Son geldiğinde yarı çıplak hücrelere atılmıştık. Tek Tip Elbise giymemiz isteniyordu. Her gün yediğimiz dayaklar bir yana, neredeyse soluduğumuz hava dışında her şey ‘yasak’ idi; havalandırma, revir, ziyaret, avukat ziyareti, kantin alışverişi vb. Açlık grevindeydik ve birkaç kişiyi ziyarete çağırdılar. Açlık direnişini kırmak için bazen kullandıkları bir yol idi bu. Gözü yaşlı annelerimiz, babalarımızın bize “açlık grevini bırakın” diye dil dökmelerini sağlamak için.

İyi değildim. Arkadaşlarımın yardımıyla ziyaret yerine gelebildim. Babamdı. Yıllardır görüşmemiştik. Beni bu halde görmeseydi… Günlerdir İstanbul’da imiş. Her sabah cezaevi kapısına gelir, beklermiş. “Memlekete dön baba” dedim, “grev bitene kadar dönmeyeceğim” dedi. “Ankara’ya giden gelen aileler var, onlarla hareket etsen…” dedim. Bir şey demedi. Yol bilmez, yordam bilmez naçar babam Ankara’ya gidip ne yapacaktı. Tekrar “memlekete dön” dedim. “Dönmeyeceğim” dedi. O an benim dilim lal olaydı keşke. Taş olaydım. Düşüp kalaydım orada. Bir Pepuq Kuşu olaydım ama o lafı söylemeyeydim… “Kal o zaman” demeyeydim, “cenazemi götürürsün memlekete”…

Benim ömrünü hamallık yaparak çocuklarını okutmaya vakfetmiş çilekeş babamın yıllardır gözlerimin önünden gitmeyen resmi, onun gözyaşlarını tutamadığı o andır…

Babam bana asla “Direnişi bırak oğlum” demedi. Çaresiz ama bir o kadar da onurlu bir adamdı. Askerlerin onu itip kakarak görüş yerinden çıkarması bundandı…

İzleyen günlerde açlık grevini “asker sözü, işkenceler bitecek” sözü karşılığında bıraktık. (Ama yasaklar ve işkenceler devam etti.)

Bir gün, Cumhuriyet gazetesine verilen küçük bir ilanda gördüm resmini; “Dernek girişimimizin onurlu üyelerinden Emirali Solgun…”

Çıktıktan sonra öğrendim. Beyin kanamasından vermiş son nefesini. Hastaneler “ölüyor bu” deyip almamışlar. Evde son sözleri, “O daha çocuk” olmuş…

Dün, Anneler Günü idi. Annemi aradım. Sabah erkenden kalkıp babamın ve ablamın mezarlarına su dökmeye gitmiş. “Anne” dedim, “duydun değil mi, Kenan Evren ölmüş”. Biliyordu. Adına lanet okudu. “Çok zulmetti bize oğlum” dedi. Ağladık.

Zulmedenlerin kaderi, aldıkları ‘ah’larıdır anaların.

Facebook Yorumları

reklam
1.04.2020
‘Olmaya devlet cihanda…’
19.03.2020
Koronavirüs: İlginç zamanlar…
5.03.2020
‘Şehitler tepesi’ daha fazla dolmasın...
26.02.2020
Tuz koktu, hatta çürüyor…
20.02.2020
Dersim’de hâkim kanaat: Gülistan Doku öldürüldü ve gizlice gömüldü
11.02.2020
Deprem sonrası Elazığ Seko Mahallesi’nden insanlık halleri…
5.02.2020
Sayın Kınık, kalkın o koltuktan!
22.01.2020
Ortadoğu: Mevzunun özü…
16.01.2020
Kaos ve istikrarsızlık Ortadoğu’nun ‘kaderi’ mi?
8.01.2020
38 ağladığımız, yandığımız, öldüğümüzdür…
25.12.2019
Kanayan vicdanımız: Roboski
18.12.2019
Gömlek değiştirdik bile diyemeden...
13.12.2019
Alevilerin eşit yurttaşlık haklarını tanıyın!
27.11.2019
Bir gelecek tasavvurunuz yoksa…
20.11.2019
Toplu intihar vakalarının düşündürdükleri
13.11.2019
En kötüsü çaresizliktir insan hallerinin...
6.11.2019
Egemen gündem, öteki gündem...
24.03.2020
‘Bize bir şey olmaz abi!’
25.7.2018
'Kontrol'lü mü? 'Tiyatro' mu? 'Darbe' mi?
9.4.2017
Sahi ne oldu o ‘ruh’?
17.2.2017
“Evet” ya da “Hayır” derken...
2.2.2017
Hayırlısı...
27.12.2016
Bir yılbaşı anısı...
3.11.2016
‘Tebligatınız var’
23.10.2016
O sesin sahibi...
28.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-2
27.9.2016
“Günlerden Bir Gün”ün kısa hikayesi-1
14.7.2016
‘İç barış’ derken?
12.7.2016
Barış, iç barış, teslimiyet
9.7.2016
Bayram ve tatil bitti hayat devam ediyor
7.7.2016
Bayram halleri
5.7.2016
İyi bayramlar
2.7.2016
Madımak katliamını düşünmek…
30.6.2016
Söz konusu olan hayatımız, geleceğimizdir
28.6.2016
AB çöksün, biz yeniden kuralım’
25.6.2016
‘Milli iradeye’ de mi ‘kayyım?’
23.6.2016
Çok mu ‘cesurlar’?
18.6.2016
Liseliler ne diyor siz ne diyorsunuz?
16.6.2016
Tuhaf ve düşündürücü işler
14.6.2016
Tahrikçi kim acaba?
12.6.2016
Diktatörlük... Psikolojik harp... Ne alakası varsa?!
9.6.2016
Tehlikeli acizlik
7.6.2016
Irkçılığın laboratuvar sonuçları
5.6.2016
Medyadaki tırşıkçılar-2
2.6.2016
Medyanın tırşıkçıları
31.5.2016
Darbeler bastırıldı, sıra ‘üst akıl’da!
29.5.2016
Rezilliğe paravan olanlar
27.5.2016
Olanları ve olacakları CHP de görüyor (mu?)
25.5.2016
‘Dur bakalım şimdi ne olacak?
19.5.2016
Sorun HDP değil parlamentonun saygınlığı
14.5.2016
Kılıçdaroğlu’na saldırıyorlar, ama…
10.5.2016
Demokrasinin asgari eşiğinde…
7.5.2016
Belliydi…
5.5.2016
38 hâlâ kanıyor…
4.5.2016
‘Bakalım millet ne diyor?’
30.4.2016
‘Naaptın İsmail abi ya?’ diyorlar. Neden ki?
29.4.2016
Gündem çarpıtma mı gündem oluşturma mı?
24.4.2016
AKP’nin çarkları ve kutuplaştırma
21.4.2016
‘Cadı avı’
19.4.2016
Kansız bir gökyüzü için... Adalet...
17.4.2016
CHP artık ‘sert’ olacakmış. Yani?
12.4.2016
Ensar Vakfı paniği… Neden?
10.4.2016
Yazıklar olsun!
9.4.2016
12 Eylül’ün izindeler…
5.4.2016
Devlet uyumuyor. Uyutmuyorlar ki…
2.4.2016
‘Darbe mi olacakmış? Ne zaman?’
1.4.2016
Ortaya karışık
26.3.2016
‘Gelecek’ çocuklarımız değilse eğer…
24.3.2016
‘Bu adamın ne işi var oralarda?’
22.3.2016
Yapmayın…
20.3.2016
‘Olmasaydı sonumuz böyle’
18.3.2016
Korku büyürken…
15.3.2016
Kaos, istikrar, Survivor ve ‘işler yolunda’
13.3.2016
Yaparsınız, gücünüz var…
8.3.2016
Sahi, nereye kadar?
5.3.2016
Yapabilirsiniz, evet, ama nereye kadar?
4.3.2016
Meselemiz nedir; anlamayan kaldı mı?
1.3.2016
Evet ortalık ‘karıştı’…
23.2.2016
Türkiye nereye?
20.2.2016
Neden yalnız ve ‘hedefteki ülke’ olduk?
18.2.2016
Baykal’ın ‘bayram değil seyran değil’ çıkışı
16.2.2016
Savaş mı? ‘One minute’!
13.2.2016
Sahibinin sesi medya ve Cizre
9.2.2016
Cizre’de ne oldu, ne oluyor?
6.2.2016
Davutoğlu’nun tutumu ya da tutumsuzluğu...
4.2.2016
Sur’u Toledo yapmak?
2.2.2016
Korucular ‘muhatap’ olursa...
31.1.2016
Devlet ‘rutin dışına’ çıkarsa ne olur?
28.1.2016
‘Rutin dışı’ devlet...
23.1.2016
Zaman beklediğimizdir...
21.1.2016
Bu ‘farkın’ bedelini çok ağır ödüyoruz
19.1.2016
‘Adalet’ isteyince de ‘hain’ oluyor muyuz?
16.1.2016
Devlet suç işler mi?
15.1.2016
Di vî karî de şaşiyek heye
12.1.2016
Boğmak istediğiniz o çığlık utancınız olacak
9.1.2016
‘Kürt’ deyince…
7.1.2016
Duygusal kopuş...
2.1.2016
Sıkıntı...
31.12.2015
‘Dûr bî nure’ ya da yeni yıl yazısı
30.12.2015
DTK’dan ‘öz yönetim’ çıkışı ve kanayan tarih
24.12.2015
Bir bakalım neler oluyor...
22.12.2015
Dışarıda ‘yaptık oluyor’ olmuyor
20.12.2015
Celal Şengör’e açık mektup
16.12.2015
‘Yapıyoruz ve oluyor’ körlüğü
10.12.2015
Demokrasi ‘bahşedilen’ değil kazanılandır
8.12.2015
Yurtta ve cihanda aktif kutuplaşma, yüksek tansiyon
5.12.2015
Bu kafayla da Türkiye yönetilir, ama...
3.12.2015
‘Önce biraz zor gelecek ama…’
2.12.2015
Elçi’mizi yitirdik, umudumuz ağır yaralı
29.11.2015
Gazetecilik sınavı
28.11.2015
Rusya ile kriz: ‘Şükür’ mü?
22.11.2015
Toprak
19.11.2015
‘Biz birlikte Türkiye’yiz’!
17.11.2015
İçimizdeki IŞİD’le yüzleşmezsek…
14.11.2015
Mavi…
11.11.2015
Bu seçimler eşit, adil ve serbest miydi?
9.11.2015
Teşhis ve umut…
4.11.2015
‘Sen kazandın ama biz haklıydık’
2.11.2015
Bugün 2 Kasım
31.10.2015
Sandık kayyumları…
29.10.2015
Darbe hukuku ve büyüyen umut…
28.10.2015
Darbeye karşı direnmek meşru bir haktır
26.10.2015
Umut, direnen insanlığımızdır
24.10.2015
Kerbela… Unutulmayan, unutulamayan, unutturulmayan
22.10.2015
‘Söyle bakalım…’
19.10.2015
Belki bir umut daha...
17.10.2015
AKP ve IŞİD’in ortak hedefi: Kürtler
14.10.2015
Devletin sorumluluğu
12.10.2015
Yüzsüz, pişkin ve arsızlar
11.10.2015
Dipteyiz. Var mı ötesi?
8.10.2015
Bir duyan varsa eğer...
5.10.2015
‘Seninle görüşeceğiz!’
3.10.2015
Bu neyin paniği?
30.9.2015
Bir ‘u’ şeklimiz eksikti, o da tamam!
28.9.2015
Sorgulamazsan ‘kaderin’ olur…
23.9.2015
AKP’nin kanlı miladı: Roboski…
22.9.2015
Seçim hükümeti mi operasyon hükümeti mi?
16.9.2015
‘Dur bakalım seçim olacak mı?’
14.9.2015
Ay… Cemile…
12.9.2015
Öcalan neden konuşmuyor?
9.9.2015
Hiçbir şey bir anda başlamadı…
7.9.2015
HDP’li bakanlar istifa etmeli
5.9.2015
‘Tayyip’in askerleri’ne ne oldu?
3.9.2015
‘Bana dokunmayan yılan’ iyidir mi sanıyorsunuz?
2.9.2015
‘Önce solcular için geldiler, bir şey demedim…’
1.9.2015
Türkiye, Saray’ın çiftliği olacak mı?
31.8.2015
38’in askerleri...
26.8.2015
Anaların ahını alan…
24.8.2015
1 Kasım’da test edilecek olan...
23.8.2015
HDP neden önemli?
19.8.2015
Bu psikolojiye teslim olmayalım
17.8.2015
Ya yine boyun eğmezsek?
16.8.2015
Bir saniye bile terk edemiyorlar
12.8.2015
Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu
11.8.2015
Yok OHAL değil bunlar!
5.8.2015
Davutoğlu’nun ikilemi
3.8.2015
Hakikatlerimizi çürütmeyelim
30.7.2015
Kamu düzenini korumak…
26.7.2015
Bu filmi gördük, tekrar görmek istemiyoruz
22.7.2015
Suruç’ta katliam… Bu kez unutmayalım
20.7.2015
Herkes sorumluluğunu bilirse...
18.7.2015
Bir gün, günlerden bayram olsa...
8.7.2015
Davutoğlu ve AKP’nin ahlakı
7.7.2015
Siyasetin sorumluluk sınavı
4.7.2015
Nicedir kuşatılmışız…
30.6.2015
‘AKP bu dersi anlamazsa’
27.6.2015
Tansiyonu düşürelim, normalleşelim. Peki nasıl?
24.6.2015
Yeni bir MC mi?
22.6.2015
Anlaşıldı, ‘size rahat yok’ diyorlar
21.6.2015
Yarın Babalar Günü ya da uzaklara ağıt…
17.6.2015
Kitap, ‘bomba’, zaman ve liderlik
15.6.2015
'Galiba hata yaptık'!
14.6.2015
AKP’nin densiz yalakaları
8.6.2015
HDP barajı yıktı, AKP ikilemiyle baş başa
6.6.2015
Geçmişi değil geleceği oyluyoruz
5.6.2015
Sözüm AKP seçmenine…
4.6.2015
Bu, bir kararlılık tatbikatıdır
2.6.2015
DERSİM’DE SONUÇLAR BELLİ
1.6.2015
ELAZIĞ’DA HDP SÜRPRİZ YAPACAK
30.5.2015
Gerçekler hamasetle sıvanabilir mi?
27.5.2015
İtibar meselesi ya da kabahatin büyüğü
27.5.2015
Aleviler oylarını paylaşıyor
25.5.2015
Aleviler hep CHP’li miydi?
23.5.2015
7 Haziran sınavı
20.5.2015
‘İşkilli büzük dingilder’
19.5.2015
HDP barajı yıkıyor
16.5.2015
Diktatörlerin davası
14.5.2015
Zamane diktatörleri
11.5.2015
O, yani Kenan Evren…
6.5.2015
Psikolojik harp zamanlarından günümüze…
4.5.2015
‘Bunlar Ermeni’den ‘bunlar Zerdüşt’e...
2.5.2015
Böyle olmak zorunda değildi, ama...
29.4.2015
Adaletin sefaleti
27.4.2015
Adaletiniz yoksa...
25.4.2015
Yüzleşmek mi unutmak mı?
22.4.2015
AKP'nin unuttuğu...
21.4.2015
Dün 'hain" bugün 'paralel'
19.4.2015
AKP ne vaat ediyor?
16.4.2015
Erdoğan'ın girdabı...
13.4.2015
Asıl mevzuyu unutmayalım
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive