Her seçimin öncesinde partiler seçmenlerin önüne seçim manifestoları ile çıkarlar. Muratları tabii ki iktidar olmaları halinde memleketin sorunlarına, dertlerine en iyi kendilerinin çare olacağına, devletten beklentileri en iyi kendilerinin karşılayacağına seçmeni ikna etmektir. Gerçi, kabul etmek gerekir ki bizde siyaset kurumu başka birçok şey gibi yozlaşmıştır. Oy isterken söylenenlerin kapağı Ankara’ya attıktan sonra kulak ardı edilmesine “alıştırılmış” bir toplum haline geldik.

Mesela 2002 yılında yüzde 35 seçmen desteğiyle hükümet kuran ‘yenilikçi’ AKP’nin kendisini iktidara getiren sözlerini bugün kendileri bile hatırlamıyor. Hatırlatılmasından da hoşlanmıyorlar. Çünkü ‘ne dediysek yaptık’ diyebilen bir pratikleri yok. Fakat bu seçimler farklı. Bu ‘fark’, 12 yıllık AKP iktidarının ülkeyi içeride ve dışarıda getirdiği noktadan ileri geliyor. 12 yıl, ‘yaptıkları yapacaklarının garantisidir’ diyebilmek için herhalde ziyadesiyle ‘yeterli’ bir süre. Bu kıyaslamayı yapmanın zamanı, maalesef güvenle gerçekleşeceğinden yana insanların haklı tereddütler yaşadığı 7 Haziran seçimleri.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 100 maddede özetleyerek okuduğu 350 sayfalık seçim beyannamesinde bolca demokrasi, özgürlük, insan onuru ve eşit yurttaşlık vurgusu var. Demek ki bu kavramların her biri birer kapsamlı soruna işaret ediyor. Peki bize demokrasi, özgürlük, hak. hukuk, insanlık onuru ve eşit yurttaşlık vaat eden bu parti kim? 12 yıldır iktidarda olduklarını unutmamak lazım dememin sebebi bu. Sayın Davutoğlu’nun yargı, yasama, yürütme erklerinin bağımsızlığına vurgu yapması, yolsuzlukla mücadele etmeyi vaat etmesi insanı acı acı güldürüyor. ‘Paralelle mücadele’ adı altında bugüne değin görülmemiş bir partizanlık ve kadrolaşma harekatı yürüten, yargıyı esir alan, Meclis’i çoğunluğunun verdiği güçle sadece kendi gündemine kilitleyen, rüşvet zanlısı bakanlarını Yüce Divan’da hesap vermekten kaçıran parti midir bunları söyleyen?

Toplumu adeta ‘bizim gibi düşünmeyenin çekeceği var’ şantajıyla hayatın her alanında baskı altına alan, Kürtleri ‘Çözüm Süreci’, Alevileri ‘yakında açılım yapacağız’ diyerek oyalayan, desteğini aldığı mütedeyyin yurttaşları dahi ‘biat edenler ve etmeyenler’ diye kutuplaştıran parti midir bize ‘eşit yurttaşlık’tan, haktan, hukuktan, birlik ve beraberlikten söz eden? Beyannamede hükümetin ‘Türkiye’nin en önemli sorunu’ ile ilgili herhangi bir ‘çözüm’ planı olmadığını da bir kez daha gördük. Aslında AKP’nin ‘çözüm’ vizyonu, ‘Ne Kürt sorunu ya? Neyiniz eksik?’ sözleriyle gayet özlü bir dille ifade edilmişti zaten. Beyaz tülbentli Barış Anneleri’nin, Roboskili ailelerin ‘adaletimiz eksik!’ çığlıkları arasında...

Ya AB ile ilişkiler? Ya ‘onurlu’ oluşu da tartışmalı uluslararası ‘yalnızlığımız?’ Ya bozulan ekonomik dengeler? Ya işsizlik, yoksulluk? Bunların da AKP beyannamesinde adı yok. ‘Teferruat’ olduklarından dolayı herhalde...

AKP beyannamesindeki laf kalabalığının yegane anlamı var ve o da Türk Tipi Başkanlık Modeli’ne geçiştir. AKP’nin Türkiye toplumuna vaat ettiği budur ve başkaca hiçbir sözü yoktur, kalmamıştır.

Meselemiz bunun dürüstçe oylanmasıdır.

http://www.meydangazetesi.com.tr/akp-ne-vaat-ediyor-makale,136.html