Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı


30.04.2019 - Bu Yazı 156 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Bir yaşam öyküsünden kaç ders çıkarılabilir ve bu çıkarımlarla kaç ayrı politik düzenleme yapılır, yapılmalıdır, yapılmıştır? Büşra Cebeci’nin röportajında yer alan Sevda’nın hayatına dair kesitler,  ülkemizin kadın gerçeğini bir kez daha gözden geçirmeye yöneltiyor, hepimizi. Ve bu gerçeklikten yola çıkılarak üretilmiş politikalarla getirilen kanuni düzenlemeleri anlamaya tabii ki. Son yıllarda kadın karşıtı grupların kampanyalarıyla “üretilen sanal sorunlar” bir de bu röportaj eşliğinde düşünülmeli. İktidarca beslenen kadın karşıtı grupların, üreterek ülke gündemine egemen kılmaya çalıştığı sanal sorunlar, dikkatli gözlerden kaçmadığı üzere son bir buçuk, iki aydır pek konuşulmuyor. Seçim atmosferiyle ilişkili olarak tıpkı fallussantrik din yorumcuları gibi susturuldukları, kolayca tahmin edilebilir. Başta Cumhurbaşkanı ve yakın çevresi olmak üzere iktidar cenahından gelen komutla susturulabilmeleri, öncesinde kampanyalarına direktifle başladıklarını da aşikar ediyor. Oy hesabıyla, insan hayatlarının hallaç pamuğu gibi savruluşuna tanıklık etmek için irdelemeliyiz, Sevda’nın hayatını. Röportajı okuyanlar, Medeni Kanunun 175’inci maddesinde yer alan “süresiz” ibaresinin ne kadar yerinde bir tedbir olduğunu görebilir. Nafaka hakkındaki asıl sorunun tahsil edilemeyişi olduğunu da. Can güvenliği endişesiyle pek çok kadının tıpkı Sevda gibi nafaka hakkını kullanmadığı da ortaya çıkıyor. Mağdur babalar adıyla ortaya çıkıp, çocukla kişisel ilişki geliştirme hakkı konusunu gündeme taşıyanların, bu hakkı nasıl çocuk ve kadın aleyhine kullandığını da açıklıyor Sevda’nın yaşadıkları. Neden “icralık çocuk” haberlerinin arka planını düşünmemiz gerektiğini de görebilirsiniz. Bense bu yazıda, röportajın hiç değinmediği bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Hayatındaki şiddeti anlatıyor Sevda neden nafaka istemediği bilgisini verirken. Ancak şiddetle mücadele mekanizmalarından hiç söz etmiyor.

Sevda evliliklerinin ilk haftalarından itibaren gördüğü şiddetin, çocuğunun doğumuyla da aynen sürüp bebeği de hedef alır hale geldiğini anlatırken ailelerin desteğinden de mahrum kaldığını açıkça söylüyor. Kocasının ailesi “neden bu kadar dövüyorsun, ölüp elinde kalacak” tepkisiyle karşılıyor, erkek şiddetini. Şiddet gören kadın ve çocuğun hayatından daha önemli şiddet faili erkeğin hapis yatma ihtimali. Ki bu tipik erkek tarafı refleksi olarak çok yaygın ülkemizde… Sevdanın ailesi de benzer tepkiler veriyor. Bilindik kız tarafı yaklaşımını sergiliyorlar. Her evde olur demelerle, arada çocuk var, sabret demelerle, şiddete boyun eğmeye mecbur ediliyor, Sevda, pek çok kadın gibi. Yıllarca böyle yaşadıktan sonra aldığı ayrılma kararını da uygulayamayıp sığındığı anne evinden tekrar koca evine dönmeyi tek seçenek olarak görmüş.

KADIN SIĞINMA EVLERİ

Röportajda hiç kadın sığınma evi geçmiyor ve ilk dikkatimi çekmesi gereken tam olarak bu. Sevda, neden sığınma evine, devlet korumasına baş vurmak istememiş sorusuyla tekrar okuyorum. Yok böyle bir girişim. Gerçekten Sevda, devletin ve toplumun kendisine karşı koruma yükümlülüğü taşıdığını düşünememiş bile. Biz toplum olarak Sevda’ya ve onun durumundaki milyonlarca kadına korunacağı yönünde güven vermemişiz. Sevda’nın yaşadıkları, kadınların hiç yabancısı değil ve bütün dünyada erkek şiddetine karşı geliştirilmiş politikalar üzerine kurulmuş bir sığınma evi gerçeği var. Kadın hareketinin ısrarla yürüttüğü sığınma evi politikası, böylesi yaşanmışlıklara karşı alınabilecek ilk ve vazgeçilmez tedbir oluşundan. Kendi ailesinden yeterli desteği göremeyen, kocasının ailesinde şiddeti önleme çabası bulamayan kadınların kendi evlerinde ve kendi başına erkek şiddetinden kurtulma şansı kalmadığında toplum tarafından korunması, alınan derslerle üretilmiş koruma politikasının sonucu, sığınma evleri. Sevda’nın hayatındaki şu kesiti milyonlarca kadın yaşadığı için şiddet gören kadınları kurtaracak bir mekanizma olarak sığınma evleri kuruldu. Sığındığı anne evinde, baba ocağında istenmediğini anlayınca içine düştüğü çaresizliği şu sözlerle anlatır Sevda:

“O evde kalamayacağım belli olmuştu. Çocuğumu başka insanların hayatına yama yapmaya hakkım yoktu. Ne yapacaktım peki? Ayrı eve mi çıkacaktım köyde? Ne yiyip ne içerdim? Kasabaya gitsem kim bana iş, ev verirdi? İş bulup, ev tutsam bile ailem bunu asla kabul etmezdi, adım kim bilir nelere çıkardı. O zaman, ‘Bu benim kaderim’ dedim ve kocamın evine geri döndüm”.

Evinde kocasından şiddet gören kadınların ve yanı sıra çocukların içine düştüğü kırk katır mı kırk satır mı açmazına çare üreten tek yer sığınma evi. Kadınlara şiddet karşısında çaresiz olmadığını söylemenin politik düzlemdeki karşılığı, sığınma evi. Bugün nafaka karşıtlarını, kadına velayet verilmesini, mal rejimini hatta kadının boşanma kararı alma hakkını yok etmek isteyenleri destekleyen, besleyen iktidar, çok yıllar önce sığınma evlerine itirazla başlamıştı işe. Adı değiştirilmişti önce. Konuk evi yapmışlardı, kadın sığınma evlerinin ismini. Kadınlara “şiddet senin kaderin değil, çaresiz ve kimsesiz değilsin” mesajı vermek yerine “misafireten” gidilecek yer imajı çizen bu isimle içi boşaltılmış kavramlardan birisi oluverdi sığınma evi. Kamu kaynaklarıyla beslenen, iktidarca seçili örgütlerin rant ile desteklenmesi yoluyla işgal edilmiş sivil alanın ürünü dernek ve vakıflar yardımıyla sürdürüldü sığınma evi karşıtlığı. Kadın sığınma evlerine genelev muamelesi yapılarak istenmez hale getirildi. AB fonlarıyla karşılanan büyük bütçeli projelerin sonunda “kadınlar konuk evlerine gitmek istemiyor” cümlesiyle özetlenen raporlar yazıldı. Kadın sığınma evi, şiddetle mücadele kanununda yer aldığı halde sayı ve kapasite yönünden güçlendirilmez oldu bu kabil raporlara dayanılarak. Yani önce sığınma evi karşıtı politika belirlenip sonra bu politikayı destekleyecek projeler yaptırıldı. Böylelikle son yıllarda ülkemizde sığınma evleri hiç konuşulmaz hale geldi.

Nitekim bir yerel seçim geldi geçti ve hiçbir adayın, partinin söyleminde sığınma evi açma, sayısını arttırma, kalitesini yükseltme, kapasitesini güçlendirme vaatleri duymadık. Kadınları ev içinde gördükleri şiddet karşısında çaresiz bırakmayacak yerel yönetim politikalarına yönelinmedi. Hayatın içindekiler politikaya yansımadığı gibi bir kadının yaşam, şiddet ve nafaka öyküsüne bile yansımayabiliyor. Her yönüyle kıymetli bu röportajın, Sevda’nın yalnızlığa terk edilmesi demek olan kadın sığınma evlerinin bakanlık tarafından adeta atıl hale getirilişini bize anlatması da çok önemli. Sığınma evlerini yaygınlaştırmak yönünde kanunun verdiği sorumluluğu iktidar yerine getirse o şiddet dolu yıllar, beş yaşındaki çocuğun babası tarafından adeta idam sehpasına çekilişi, beş katlı binanın çatısından elleri ve ayakları bağlı sarkıtılıp ölüme yollanmak istenişi hiç yaşanmayabilirdi. Aile kutsayıcıları ve iktidar, Sevda ve çocuğu özelinde çok sayıda kadın ve çocuğu şiddet karşısında çaresiz, kimsesiz bıraktıklarını idrak etmekten çok uzaklar. Çünkü sığınma evi açmak rant üretmiyor.

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive