Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'


15.1.2019 - Bu Yazı 258 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 "Cumhuriyet tarihi boyunca seçilmiş 50.292 muhtar içinde kadın sayısı sadece 674. Eşitsizlik uçurumunu belgeleyen bir başka rakam da yine tarih boyu seçilmiş 31 bin erkek belediye başkanına karşılık sadece 119 kadın belediye başkanımız olması.” Bu rakamların tesadüf olmadığı ve kadın politikacı, yerel yönetici eksikliği altında yatan nedenler üzerinde duruldu, 11-12 Ocak günleri gerçekleşen son Kadın Koalisyonu toplantısında.

Yerel seçimler yaklaşırken gündem kaçınılmaz olarak adaylarla yüklü. Aday adayları hakkındaki kararın, siyasi parti tabanı değil, seçmeni hiç değil sadece parti yöneticilerince kesinleştirildiği ülkeyiz. Her partide yürütülen, kerameti liderinden menkul anketler, eğilim yoklamaları filan ancak seçmeni, teşkilatı susturma işlevine sahip. Hal böyle olunca yerel yönetimlerin belirleneceği seçim, toplumun genel yararı gözetilmeksizin, rekabet odaklı bir diğer siyasi kapışma arenası görünümünde. Bu politik tavrın bugüne mahsus olduğu da söylenemez. Siyasi partilerden herhangi biriyle de sınırlanamaz maalesef. Demode bile değil artık hepten arkaik özeliklere sahip kanunuyla ilişkili. Üstelik bir de bu anti demokratik kanunun fırsatçı politika yorumuyla uygulanışı, temel derdimiz.

.

Ancak sadece aday belirleme aşaması değil tüm yönetim aşamalarında katılım mekanizmaları oluşmasını zorlayacak, tabandan itki yaratmaya dönük sivil toplum faaliyetleri de mümkün. Özellikle kadın hareketi oldukça başarılı çalışmalar yürütüyor bu konuda. Demokratikleşme hamlesinin taşıyıcısı kadınlar günümüzde. Her alanda eşitlik izleme çalışmaları yürütülüyor. Gündem itibariyle şimdi yerel yönetim izleme çalışmasını hatırlayarak sonuç raporunu incelemekte yarar var. “Kadınlar Kentlerini İstiyor” sloganıyla 2012 yılında başlayan yerel yönetimleri izleme çalışmasının bulguları, 2018 yılında Belediyeleri Kadınlarla Sınamak adlı raporla kamuoyuna duyurulmuştu. “Rapora konu olan izleme çalışması 2014-2017 yılları arasında yapılmıştır. Ancak raporun yayıma hazırlanmasından önce, 2018 yılında, izlemeye konu olan çalışmalar Adana Kadın Koalisyonu tarafından gözden geçirilerek kısmi olarak güncellenmiştir” bilgisini de dipnot olarak içeren rapor, Adana Büyükşehir, Seyhan, Çukurova, Yüreğir belediyeleri çerçevesinde gerçekleştirilen izleme çalışmasının çıktıları, seçmen tercihleri belirlenirken ışık tutacak nitelikte. Seçmen ve sivil toplum örgütleri için kent yönetimlerine dair katılım mekanizmalarını oluşturmak yönündeki çabaların kıymetini ve faydasını da gösteren detaylar içeriyor.

Rapor neden izleme çalışmasına ihtiyaç duyulduğunu da açıklıyor: “Kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasal yaşamın her alanına katılmalarının, kamu kaynaklarının eşit dağıtımı ile ilgili politika ve karar süreçlerinde aktif rol almalarının önemli bir ihtiyaç ve aynı zamanda sorunlu bir alan olduğunu biliyorduk. Bu bilgiyi somut belge ve verilerle ortaya koyabilmek, kadınların katılımında yaşanan tıkanıkları belirleyip politika üretebilmek için yola koyulduk.”

Şu an ister istemez siyaset gündemi yerel seçimle ilgiliyken Kadın Koalisyonu’nun neden yerel yönetimleri izlediği, sorusuna verdiği cevabı görmek çok faydalı: “Belediyeleri izlemek istedik, çünkü belediyeler ürettikleri politikalar, kurdukları ilişkiler ve sundukları -ya da sun(a)madıkları- hizmetlerle hayatımızı doğrudan etkiliyorlar. Toplu taşımanın güzergâhı, aydınlatmanın yeterliliği, park alanlarının ranta açılıp açılmaması gibi pek çok konudaki kararlarıyla biz kadınların kenti kullanabilmemize ya da kent hayatının dışına itilmemize neden olabiliyorlar.

Özetle, izlemeyi bir katılım aracı olarak görüyorduk, kullandığımız yöntem de bunu destekleyecek nitelikteydi. Amacımız hem kadınlar ve kadın örgütleri olarak güçlenmek hem de yerel yönetimler ve kadın örgütleri arasında diyaloğu sağlamak oldu. Bu anlamda, bu Belediyeleri Kadınlarla Sınamak 5 izleme çalışması kadınların örgütlülüğüne, hayatlarına ve yaşadıkları yere sahip çıkması için bir araç oldu. Aynı zamanda politika yapma biçiminin de bir örneği. Yerel yöneticilerin, cinsiyetçi politika ve uygulamaların kadınların yaşamına etkisini fark etmelerine yol açtığını da söylemek mümkün.”

Aynı zamanda bir politika üretme biçimi olarak izleme çalışması yürüten kadınlar, salt bu çalışma sırasında yönelttikleri sorularla da yöneticilerin farkındalık geliştirmesine katkı sunmuş oldular. Yani izleme çalışması kendiliğinden bir politik tavır olmanın yanı sıra üretilen ve uygulanmakta olan politikaları yönlendirme hatta dönüştürme gücüne sahip. Fikrin ortaya atılıp, geliştirilmesi, yöntem tespiti ve izlemenin gerçekleştirilmesi ile raporlanması, altı yıllık bir emeğin ürünü. Onlarca kadının uzun soluklu çabasına hak ettiği kıymeti verebilmek çok zor… Ancak çalışmayı gerçekleştiren sivil toplum örgütlerini anarak, kadın örgütlülüğünün önemini vurgulayarak, kadın emeğinin görünürlüğüne katkı sunmak gerek. Adana Büyükşehir ve bazı ilçelerle sınırlı bu izleme çalışmasını yürüten raporlayan ekipte yer alan örgütlere teşekkürle isimlerini anmak isterim:

“Adana Kadın Da(ya)nışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM) Adana Büyükşehir Belediyesi’ni, KA-DER Adana Şubesi, Türk Kadınlar Birliği Adana-Seyhan Şubeleri ve Seyhan Kadın-Çocuk Dayanışma Kültür ve Eğitim Derneği (SEKAD) Seyhan ve Yüreğir Belediyeleri’ni, Ev Hanımları Dayanışma ve Kalkındırma Derneği (EVKAD) ve ÇYDD Çukurova Şubesi Kadın Grubu ise Çukurova Belediyesi’ni izleme sorumluluğunu aldı.” Tabi ki, ülkenin her yanından bu izleme politikasının üretilmesine katkı sunmuştu pek çok kadın da. Üstelik izleme politikası devam edecek. İlk etapta Trabzon ve Bodrum belediyeleri mercek altına alınacak kadınlar tarafından. Ne denli zorlu bir çalışma yürütüldüğüne dair başlangıç bölümü bize fikir veriyor:

“Görüşmeler öncesinde, bilgi edinme dilekçelerinin belediyelere iletilmesi sürecinde belediyelerdeki ilgili kişilere çalışmanın amacını anlattık. Bu konuda bazı sorunlar da yaşadık. “Katılımcı Belediyecilik” anlayışının yerel yönetimlerde henüz içselleştirilememiş olmasından ve sivil toplumla, kadın örgütleriyle sistematik ve yatay ilişkilenme pratiklerinin günlük belediye işleyişine dahil edilmemiş olmasından kaynaklı bazı yanlış algılar çalışmanın işleyişini olumsuz etkileyebildi. Kadın örgütlerinin neden izleme yaptıklarının tam olarak anlaşılamaması belediyelerin kuşkucu ve kaygılı yaklaşımlarına yol açtı; Belediyenin bir hatasını aramaya geldiğimiz düşüncesi gibi… Kimi yerde çalışmaya mesafe koydular. Bu sebeple çoğu durumda cevapları bire-bir ilişkiler kurarak ve çalışmanın amacını ayrıntılı şekilde aktararak aldık. Ancak söz konusu anlayış sebebiyle görüşmeler konusunda sınırlılık yaşadık, randevu almakta ve ilgili kişiye ulaşmakta zorluklarla karşılaşabildik. Dolayısıyla, çalışmanın en önemli tamamlayıcısı olan yüz yüze görüşmeler sınırlı sayıda ve kapsamda gerçekleşebildi.”

Zihniyet ve algı dışında bir de ülkemizdeki en yaygın hastalık olan veri, doküman yayını ve şeffaf yönetim eksikliğini hatırlatıyor bir kere daha rapor:

“Ayrıca, belediyelerin yıllık faaliyet ve stratejik planlarına da baktık. İzleme başlıkları ile ilgili bölümleri web sayfalarındaki bilgilerdeninceledik. Bu süreçte yaşadığımız önemli bir kısıtlılık ise gerek teşkilat yapısı ve işleyişe ilişkin bilgilerin gerekse plan ve bütçelere dair verilerin çoğu zaman web üzerinden ulaşılabilir olmamasıydı. Oysa tüm bu bilgilerin, cinsiyete göre ayrıştırılmış halde ve kamuoyuna açık biçimde belediyelerin web sayfalarında yer alması hem şeffaf, katılımcı ve demokratik belediyeciliğin bir gereğidir hem de cinsiyet eşitliği taahhütlerindeki samimiyetin önemli bir göstergesidir.”

Rapor aynı zamanda izleme çalışması yürütülürken sıkça dile getirilen “sosyal belediyecilik” anlayışıyla birlikte “her vatandaşa eşit muamele” klişelerini de sorguluyor. Sonuç bölümünde bu iki söylemin irdelenmesi, her alanda kullanılacak önemli tespitler yüklü:

“Bir diğer önemli nokta da, sıkça karşılaştığımız ‘vatandaş’ vurgusudur. Bu ise çeşitli sebeplerle kimliği olmayan (Örneğin Roman bireyler ya da mevsimlik tarım işçileri gibi) grupları ve ‘vatandaş’ olmayan mültecileri dışlamaktadır. Örneğin, Adana’da kayıtlı bulunan 139,804 21 Suriyeli mültecinin 65,708’i kadındır (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 28.07.2016 tarihli verilerine göre) ve vatandaş tanımına dahil değildir. Dolayısıyla verilen cevaplarda 65.000’in üzerinde kadın aslında görünmezdir.”

“Belediyelerin eşitliği, eşit muamele biçiminde algılaması, kadınların erkeklerden farklı olarak yaşadıkları hayatı yok sayan uygulamalara yol açmaktadır. Bu da ne yazık ki mevcut eşitsizliklerin sürmesine, hatta derinleşmesine neden olmaktadır. Yani herkesi eşit görmek, mevcut eşitsizlikleri gidermiyor, fiilen eşit olmayı sağlamıyor. Dolayısıyla herkese eşit vatandaş muamelesi, eşit olmayanların hizmetlerden yararlanmasını engelleyebiliyor. Kadınların farklı koşulları, ihtiyaçları gözetilerek kentsel hizmetlerden eşit şekilde yararlanması sağlanmalıdır. Gerektiği hallerde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik geçici özel önlemlere ve destek politikalarına başvurulmalıdır.”

“Belediyelerin cevaplarında sıklıkla dile getirdiği ‘Sosyal belediyecilik’ bizi ihtiyaç ve sorunlara yönelik hizmet sağlama ile sınırlamakta, oysa bizim eşitlikçi, katılımcı ve özgürlükçü bir belediyeden kastımız hem mekânı hem hayatı birlikte biçimleyen bir anlayışı içermektedir. Bu da, sadece kadınlar için değil, orada yaşayan tüm insanlar için daha iyi, eşit ve özgür bir hayatın güvencesidir. Yani, ancak böyle bir belediyeciliği hayata geçiren bir yerel yönetim ‘herkes için’ eşitlikten ve demokrasiden söz edebilir.”

Ve raporun kapanış cümlesiyle alıntılarımı tamamlamak isterim:

“Kısacası biz kadınlar, yaşadığımız yerin de nasıl yaşayacağımızın da belirleyeni olmak istiyoruz!”

KADER de bu yıl seçim kampanyasında bazı rakamlara yer veriyor: “Cumhuriyet tarihi boyunca seçilmiş 50.292 muhtar içinde kadın sayısı sadece 674. Eşitsizlik uçurumunu belgeleyen bir başka rakam da yine tarih boyu seçilmiş 31 bin erkek belediye başkanına karşılık sadece 119 kadın belediye başkanımız olması.”

Bu rakamların tesadüf olmadığı ve kadın politikacı, yerel yönetici eksikliği altında yatan nedenler üzerinde duruldu, 11-12 Ocak günleri gerçekleşen son Kadın Koalisyonu toplantısında. Gerçek hayatta yaşanan eril şiddetin izdüşümü, sanal ortamda ve siyasetteki şiddet, örnekleriyle birlikte sonraki yazımın konusu olsun.

Facebook Yorumları

reklam
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive