Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü


27.12.2018 - Bu Yazı 365 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Eril şiddetin duygusal biçimi kadını, suçlu, kusurlu hissettirmek şeklinde tezahür ediyor. Erkek, kendisi reşit olduğu halde küçük yaşta kız çocuğuyla evlendiği için hapiste. Fakat o küçük yaştaki kız çocuğu artık karısı olduğundan hapse girmesinin sorumlusuymuş gibi üzerinde baskı kurmuş. Dört dörtlük duygusal şiddet örneği…

Boşanmayı terör ilan eden Süleyman Aslan’ın sözlerini kendilerine dayanak görenlerle doldu bu ay gazete haberleri ve köşeleri. Yıllık yüz otuz bin boşanma gerçekleştiği bilgisini paylaşırken insan hakları kurulu başkanı, yıllık evlilik sayısını ise kesin rakam olarak vermemişti. 500-600 bin lakaytlığı ile yansıdı haber metinlerine yıllık evlilik sayısı. Aradaki yüz bin, ihmal edilebilir sayı haline getiriliyordu. Ancak o ihmal edilebilir yüz binin yanına bir otuz bin eklenip boşanma sayısı olarak sunulduğunda faciayla karşılaşmış gibi bir tutup fışkırdı her köşeden. 4 Aralık tarihli yazısıyla Hasan Taşkın da boşanmayı büyük tehlike olarak sunmuş, Aslan’ın sözlerinden geniş alıntılarla.

Diyanet SMS ile “boşama” fetvası verdiğinde bu gazetelerin, yazarların aileyi koruma refleksi neredeydi? Saçma bir soru tabii ki… Çünkü o fetva erkeklere hitap ediyordu. Akıllarınca erkek boşandığında dağılmıyor aile. Sadece kadın boşanma hakkını kullandığında yıkılmış sayarlar o yuvaları. Öyle görünüyor ki bu ülkede boşanmayı sorun sayanların asıl derdi, medeni kanun ve medeni kanunla kadınların sahip oldukları haklar. Boşanma da bu haklardan birisi olduğu için tıpkı nafaka gibi tıpkı erken evlilikler sonucu verilen cezalara itirazlarla koparılan kıyametin ortak adı: Medeni Kanun karşıtlığı ve kadın düşmanlığı.

Hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu furyaya Star gazetesi de katıldı. Gazetede nafaka karşıtlığı, “erken evlilik seviciliği”, boşanma korkusu üzerine yapılan pek çok haberin yanında köşe yazıları da yer almıştı. Bunlardan birisi 17 aralık tarihli Yakup Köze yazısı oldu. Diğerlerinden farklı olarak Yakup Köse Medeni Kanun karşıtlığını daha açık şekilde yazıya dökmüş. “Nafaka bataklığı” ile başlayıp geç evliliklerin yasaklanmasıyla bitiyor yazı. Evlilikte yasal alt sınır olan 18 yaşın, erkene çekilmesini istemiş. Buluğ çağında evlendirilmesini istiyor çocukların.

İnsan hayatında biyolojik gelişim aşamalarından birisi olan buluğ, cinsel gelişimin gerçekleştiği dönem. İnsanın sosyal varlık olarak diğer canlı türleriyle arasındaki farkı görmezden geliyor, buluğa dayalı evlilik yaşı talebi. Medeni ilişkilerle, toplum hayatına ve aile hayatına dair sorumluluklarını yerine getirecek zihinsel olgunluk ihtiyacı yok sayılıyor. Diğer yandan dürtü kontrolü yönünde gelişim şansı tanımadan, gençlere, primat yaşam tarzını reva görmek bu. Bir de dini sokuşturuyorlar araya, “dinimizce buluğ çağı” saçmalığıyla. O buluğ çağı yaş aralığının dini hüküm değil, biyolojik gelişme aşaması olduğunu, ve bu yaş aralığının dinde yer almasının din ile bilimin uzlaştığı konulardan biri olduğu bilinmez gibi. Din insana nefis yani dürtü kontrolünü emrederken bunlar çocukları dürtülerinin emrinde yaşamaya teşvik ediyor ve adına “din” diyorlar.

Tabii burada kız çocuklarının cinsel dürtüleri bahane edilerek yetişkin erkeklerin cinsel iştahına, “heva vü” hevesine kız çocuklarını kurban etme alışkanlığı etken. Evlilik yaşı gibi usulleri de tarihsel ve kültürel kökenleriyle, dini dayanakmış gibi sunmaları da malum. Oysa din evlilik için alt, üst yaş sınırları belirtmez. Evlilik için buluğu değil rüştü işaret eder. Yani evlilik yaşını, kişinin, cinsel gelişiminden çok sosyal ve ailevi sorumluluk bilincinin gelişmesiyle ilişkilendirir. Üstelik evlilik ve boşanma usulleri, tarafların hakları konularında örfü işaret eder. Yerel adet ve uygulamalar, her kültürün kendine mahsus kuralları pek az istisnayla değiştirilmemiştir. Yaş ise değiştirilen istisnalar arasında değil. Çünkü evlilik yaşı belirtilmiş değil. Sosyal varlık olan insanın, sosyolojik dokuya uyumuna, zihinsel olgunluğuna değinilir. Tarım toplumu adetleriyle de, endüstri toplumu alışkanlıklarıyla da bilişim çağı yaklaşımlarıyla da çelişki yaratmayacak bir esneklik hakim dinde, evlilik yaşı açısından. Bu nedenle geçmiş adetleri din gibi sunma alışkanlığına verilecek en güzel cevabı da Mevlana söylemiş: Dünde kaldı cancağızım/ düne ait söylenmiş ne varsa / bugün yeni şeyler söylemek lazım. Bugün bizim örfümüz medeni kanun ve medeni kanunla getirilen evlilik yaş alt sınırı, hukuki rüşt yaşı olarak belirlenmiş halde.

18 yaş sınırı da maalesef deliniyor. Layıkıyla keskin hüküm olarak uygulanmıyor. Bazı hallerde anne-baba iznine bağlı olarak 17 yaşında resmi nikah kıyılıyor. Ve kimi durumlarda hakim kararıyla 16 yaşında nikah kıyılmasına izin veriliyor. Kısacası evlilik yaşının erkene çekilmesini isteyenlerin niyeti, on sekiz değil on altı yaşından küçük çocukları, evlendirmek. “Erken evlilik mağduru kadınlar” adıyla oluşturulan platformlar da böyle on altı yaşın altına evlilik izni isteyenler. Zerrece dürüstlük kaygısı taşıyan kişiler, kendi kızları için istemedikleri bu erken evliliği memleketin evladına reva görmez. Ancak CHP milletvekili Atilla Sertel de TBMM basın açıklamasına destek vermekten çekinmedi. Partisi de kadın haklarına açıkça saldırı olan bu talebe verilen desteği, sorun saymadı. Erken evlilik suç ve cezalandırılması gerekir diyebilecek kadar hukuka bağlı olmayan pek çok kişi ve kurum gibi.

Gerçek Hayat isimli medya organı da uzun zamandır kadın karşıtı kampanyanın araçları arasında. Burada yayınlanan dosyalar, haber, yazı ve yorumlar şaşırtmıyor, hatta acıtmıyor bile. Bilindik kadın düşmanlığı. Ancak 10 aralık tarihli Cihan Aktaş yazısı,  sözün hakkını tam manasıyla verecek şekilde “dostun gülü” hükmündeydi. “Sekiz bin aile- Gerçek ne orada ne orada” başlığı aslında gerçeği tüm çıplaklığıyla göz önünde sergileyen sekiz bin rakamında. Gerçek sekiz bin rakamında. Neden mi? Önümüzdeki Mayıs ayında üç yılı dolacak olan boşanma komisyonu raporunda, “’erken evlilik mağduru’ olarak duygu sömürüsüyle sunulan hapisteki kocalar” hakkında verilen sayı üç bindi. 3 bin kocadan, 3 bin aileden söz ediliyordu. Ayşe Keşir’in söyleminde, raporda, komisyona görüş beyan ederek mağdur olduklarını söyleyenlerin dilinde bu rakam üç bin olarak yansıdı topluma.

Merhamet edilmesi istenen “suçsuz!” erkekleri, kocaları hapisteki kadın ve babaları hapisteki çocuklar için kullanılan üç bin aile rakamı, bugün sekiz bin olarak telaffuz ediliyor. Komisyonun gündem oluşturmasından bu yana kamu kurumları, hastaneler görevlerini yapmadıkları, bakanlık kanunu yürütme görevini aksattığı için sayı üç binden sekiz bine çıktı. Hamile çocukların bildirimini yapmayan hastaneyi kamuoyuna taşıyan, işlenen suçtan bizi haberdar eden sosyal hizmet görevlisinin cezalandırıldığı ancak görevini ihmal ve suiistimal eden yetkililere cezai işlem, hatta yargı yolu bile açılmadığı, siyasi irade erken evlilik lehine tezahür ediyormuş algısı yaratıldığı için sayı sekiz bine çıktı. Henüz üç yıl bile dolmadan sayının bunca artması bizi ve Cihan Aktaş’ı tıpkı duvara toslamak gibi gerçekle burun buruna getirmeli. Ayrıca “bu, nasıl görülmez” dedirten, her kelimesinden eril şiddet fışkıran bir alıntıya yer verilmiş yazıda. “Tek suçu sevmek” mottosuyla sosyal medyada yer alan Mağdur Kadınlar Platformu sözcüsü Mahinur Bilmez’in bir röportajından yapılan alıntı, Mahinur Bilmez’in yaşadığı erkek şiddetini ifşa etmekte. Eşinin bir buçuk senedir cezaevinde olduğunu söylüyor ve çocuklarıyla yaşadığı zorluğa dikkat çekiyor. İçinde bulunduğu şartları anlatırken dile getirdikleriyse maruz kaldığı şiddeti, açığa vurmuş:

“Cezaevinde olması bir yokluk, bizim yüzümüzden yatması ayrı bir yokluk” sözleri kendisine ve çocuklarına uygulanan duygusal şiddetin habercisi. Kocası kendi fiiliyle cezalandırılırken suçu kendi üzerine alıp, kendisini kocasına karşı borçlu hissettiren duygusal şiddet, öyle belirgin ki… Pek çok kadın gibi duygusal şiddetin üzerinde yarattığı baskıyı maalesef çocuklarına da yansıtmış görünüyor. Kocanın, babanın hapiste oluşu kadının ve çocukların suçu değil. Kendi fiilinin karşılığı, oysa… Mahinur Bilmez, maruz kaldığı duygusal şiddeti topluma duygu sömürüsü biçiminde yansıtmakla da görevlendirilmiş anlaşılan. Hapisteki kocadan dışarıdaki kadın şiddet görüyor ancak ideolojik çıkarlarla bu duygusal şiddeti farklı biçime sokarak yansıtmakla da yükümlü kılınmış olması, acı verici. Kadınların uğradığı şiddet biçimlerinin nasıl katman katman iç içe geçtiğine çarpıcı bir örnek oluşturmuş. Sözün devamı da ekonomik şiddeti açığa çıkarıyor: “Eşimin psikolojisi o kadar bozuldu ki, benim çalışmama dahi ‘bana bir şey olur’ korkusuyla izin vermiyor.” “Ah! Sevgili kadın, bilsen ki, sana bir şey olur korkusu değil o, senin üzerindeki baskı gücünü yitirme endişesi” desem de şimdi kabul etmez tabii. Bu sözlerle kendisine ekonomik şiddet uygulandığını ifşa etmiş Mahinur Bilmez. Ancak pek çok kadın gibi şiddetin bu biçimlerini anlamakta zorlanıyor. Kanuna ve topluma yansıtıyor gördüğü şiddetten duyduğu acıyı. Umalım ki sürdürdüğü bu mücadele yeterince güçlenmesine yardımcı olur da kocası salıverildiğinde kendisini ve çocuklarını muhtemel şiddet biçimlerinden koruyabilir.

Eril şiddetin duygusal biçimi kadını, suçlu, kusurlu hissettirmek şeklinde tezahür ediyor. Alıntıda görüldüğü gibi erkek, kendisi reşit olduğu halde küçük yaşta kız çocuğuyla evlendiği için hapiste. Fakat o küçük yaştaki kız çocuğu artık karısı olduğundan hapse girmesinin sorumlusuymuş gibi üzerinde baskı kurmuş. Dört dörtlük duygusal şiddet örneği… Ayrıca çalışmasına izin verilmeyişi de ekonomik şiddet. Kendi rızkını kazanan kadın, erkeğin kontrol edemediği alana çekilmiş oluyor. Aslında erken evliliklerin altında yatan nedenlerden biri de kontrol merakı. Din, kültür, gelenek filan değil erkeklerin, kadının hayatını yönetme arzusu. Kız çocuklarının henüz şahsiyeti gelişmeden, ergen çağında evlendirilmesi ve bu konumda kızlarla evlenme merakı, tamamen kocaya ve kocanın ailesine itaat ettirilmesiyle ilişkili.

Cihan Aktaş’ın, sorunun diğer boyutu olarak zorbalıktan, zorla evlendirilmekten de söz etmesi kıymetli tabii. Kadını, kendisine musallat olanla bir ömür geçirmeye mahkum eden aile içi ilişkilere de dikkat çekmiş bu yazıda. Toplumsal sorunlara sadece cezai yaptırımla ve genellemelerle çözüm üretilmesine itirazı da muhtemelen devam edecek başka yazılarla açıklığa kavuşur. Ancak her ne olursa olsun rıza kavramını, gönül rızasıyla evlilik söylemini kullanırken çocuğun rızasından söz edilemeyeceği prensibi dikkate alınmalı. Kadın ve erkek arasındaki yaş farkının beslediği, oluşan yaş hiyerarşisiyle kurduğu otoriter ilişkiye, rızadan çok iknaya benzeyen yanına, değinmesini beklerdim, beklerim.

Facebook Yorumları

reklam
23.08.2019
Terör bahanesiyle kolektif ceza
13.08.2019
Kutsadığınız aile hangisi?
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive