Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Galip sayılır bu yolda mağlup


27.6.2018 - Bu Yazı 479 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Hatıralarımızda önemli yer tutacak bu iki aylık kampanya süreci. Biz eskilere de elbette ama genç seçmene, 2010’lar kuşağına bir başka sahici hikaye verdi. Bir hikayesi olan kuşakların kaybetmesi düşünülemez. En çok bu nedenle galip sayılır bu yolda mağlup dedirten İnce, Akşener ve Karamollaoğlu'na iyi ki aday oldunuz, diyorum. Ama zannımca geleceğin tarihçilerini hayli meşgul edecek, sonraki kuşaklara parmak ısırttıracak olan Selahattin Demirtaş’ın cezaevi performansıydı.

Şiirlerden, halk deyişlerinden aparma ve klişe bu başlık. Üstelik züğürt tesellisi havasında ama kabul edelim ki pek sahici. Siyasete cuk oturuyor. Hele bizim ülkenin siyasetinde her daim gideri var. Ancak 24 Haziran muhasebelerine girişilmişken bir başka anlamlı geliyor bana. Tahmin edebileceğiniz gibi “…çatı aday olsaydı, kişiler kendilerini hedefin önünde görmeseydi…” türü eleştirilerle en çok Meral Akşener’e ve kısmen Muharrem İnce’ye ateş püskürülmesi, beni bu başlığa sevk eden.

Hatırlayalım, Abdullah Gül isminin herkesin ağzında sihirli formül gibi dolaştığı, bundan en fazla iki ay önceki günlerde nasıl bir sıkışmışlık ruh halindeydi muhalefet? Oğlumun deyimiyle “AKP kurucusuna mı oy verelim yoksa AKP kurucusuna mı oy verelim?” kısırlığına hapsolmayı hak etmiyordu, bu ülkenin geniş siyasi yelpazesi ve engin birikimi. Sağ olsun Meral Akşener kurtardı bu anlamsız dar boğazdan bizleri.
İknaya memur edilmiş Genel Kurmay Başkanı’nın verdiği “muhtırayla” derhal “hizaya giren” kişi iyi ki çatı aday olmadı zaten. Seçim kazanmak ya da seçim kaybetmekten öte aynı siyasi hareketin birbirine zaman içinde ters düşmüş “görünen” iki kişisinden birini tercihe zorlanmak başlı başına zül. Bu seçim, fiilen uygulanan yönetim sistemi değişikliğinin resmen hayata geçeceği kritik eşik olsa bile… Reel politik kaygılarla, kazanma hırsıyla ilkelerin çiğnenmesindense ilkesel tutumla ortaklaşıldığı halde seçim kaybetmeyi bin kere tercih ederim.

Fayda yerine ilkeyi önceleyen tutumları bugün Akşener ve İnce’yi, kişisel çıkarları için aday oldukları yolunda suçlamalara maruz bıraksa da, asıl çıkarcılığın her şeye rağmen sırf seçim kazanmak için insanları inanmadıkları fikirleri seçmeye zorlayacak çatı aday arayışı olduğu aşikar. Parti içi hesaplaşmalar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın gerçek değişmez. Bu yazı yazılırken yaşanan ve artçıları muhtemelen kesilmeyecek CHP depremine taraf olanlar ne derse desin… Üstelik çatı adayla kazanmanın da garantisi yoktu. İhtiyacımız halaskarlardan halas olmakken çatı adayla bilindik eski bir politikacıyı “yeni kurtarıcı baba” seçmek de ayrıca abesti. Her adayın inandığı politikalar doğrultusunda kendi kampanyasını yürüterek seçmenine umut verdiği coşkulu bir kampanya süreci yaşadık. Umut etmek güzeldi ama olmadı.

OHAL’de seçimden bu halde sonuç çıkması sürpriz sayılmaz. Hele de Erdoğan, son düzlüğe girildiği zaman “Temmuzda OHAL yenilenmeyebilir” mealinde konuşunca, kaçımız içimizden veya dışımızdan “haa maksat hasıl olunca kalkar” demedik ki? Hani Başbakan Yıldırım iki yıl önce ilk günlerde “halkımız endişelenmesin biz OHAL’i kamuya, devlete, kendimize ilan ediyoruz” demişti ya tıpkı bunun gibi son uzatılışı, iktidarın kendi parti tabanına yönelik OHAL ilan etmesiydi sanıyorum. Olağanüstü yönetim koşullarının henüz sona ermediği mesajı, terörle mücadele adı altında yaratılan korku iklimini, seçmen nezdinde inandırıcı kıldı. Kazanmak için dini, milli, tarihi değerlerin hepsini sarf malzemesine dönüştürüp tüketmekten çekinmeyen faydacı politik muhafazakarlık, tabanını konsolide etmek için OHAL’i de kullandı. Sandık taşımaların, polisiye tedbirlerin(!), parti temsilci ve müşahitlerinin son gün gözaltılarla sandıklardan uzak tutulmasının yanı sıra seçmen ruh halini etkileyen elverişli bir araca dönüştürüldü OHAL.

Toplumun yarısını kuşatan korku atmosferine karşın diğer yarısı coşkuluydu. Hatıralarımızda önemli yer tutacak bu iki aylık kampanya süreci. Biz eskilere de elbette ama genç seçmene, 2010’lar kuşağına bir başka sahici hikaye verdi. Bir hikayesi olan kuşakların kaybetmesi düşünülemez. En çok bu nedenle galip sayılır bu yolda mağlup dedirten İnce, Akşener ve Karamollaoğlu’na iyi ki aday oldunuz, diyorum. Ama zannımca 2018 seçimleri hakkında, geleceğin tarihçilerini hayli meşgul edecek, sonraki kuşaklara parmak ısırttıracak olan Selahattin Demirtaş’ın cezaevi performansıydı. Hikayenin baş köşesine hakkıyla kuruldu şimdiden.

24 Hazirana dair çoğunluğun hatıralarında, sayım sonuçlarına ilişkin ilk haberler, ilk televizyon yayınları, sunucuların, yorumcuların jest, mimik ve sözleri de yer alacak kuşkusuz. Bense bunları kaçırdım. Çünkü azınlıktaydım. Hiç de küçümsenmeyecek bir azınlıkta, sandık başındakiler arasındaydım. Gerçi eskilerin “tatlı su Frengi” dediği türden kolay müşahitlikti yaptığım. Zor, sıkıntılı tehlikeleri göze alıp, riske girilerek yapılan kimi yerlerdeki müşahitliklerden değildi yani. Kendi mahallemde, oy kullandığım okuldaydım. Ve işin ilginç yanı hayatta belki bir kere ele geçecek şans eseri “mutlu azınlık” olmuştum. Siyasetin gerçek emekçileri kadınlar olarak iş başında çoğunluktuk gerçi. Sandık görevlilerinden sadece ikisi ve müşahitlerden üçü erkekti. Bir sandık görevlisi, üç parti temsilcisi ve altı müşahit olarak çoğunluk kadındı sandık başında. Sandıktan çıkacak erkek çoğunluğun çetelesini tuttuk. Ülke siyasetinin cilvesi…

.

Mutlu kısmı tahmin edileceği gibi oyların dökümüydü. Yaygın algının tersine TOKİ sakinleri hiç de iktidar partizanı değil. Yıllardır birçok seçim ve son referandumda olduğu gibi yine muhalefet öndeydi, müşahitlik yaptığım sandıkta ve okuldaki bütün sandıklarda. TOKİ Turkuaz’ın Cumhurbaşkanı Muharrem İnce olmuştu. Erdoğan’ı neredeyse ikiye katlayarak. Akşener, Erdoğan’ın yarısı kadar oy almıştı. Karamollaoğlu hiç, Perinçek bir oyla tamamladı bizim sayımı. Çetelenin fotoğrafını ve elle yazdığım sayıları eşe dosta, tanıdığa pek mutlu, mesut göndermekle meşguldüm her fırsatta. Ama hiç bana gelen cevaplara ve internette dolaşan ilk bilgilere bakamadığım için de keyfime diyecek yoktu. Şu abuk sabuk sistemi demokrasiye evirme şansını yakalamıştık ya bundan ala keyif mi olurdu? Bir rüyaydı. Bitince kabusa uyandım.

En güzeli de sandık başındaki atmosferdi. Tam olması gerektiği gibi herkes nazik, özenli, saygılıydı. Sandık başkanı dahil –ki onun “herkese söyleyin lütfen” ricasıyla aklıma düşmüştü bunları yazmak- tüm görevliler ve müşahitler titizlikle sandığa yansıyan seçmen iradesine sadık sayım gerçekleştirmeye çalıştı. Hiçbir olumsuz tavırla karşılaşılmadan tamamlandı işlemler. Üstelik sadece bir geçersiz oy çıktı ki o da iki ayrı ittifaka mühür basan -muhtemelen protestocu- bir yurdum insanıydı. İttifakla geçersiz kararı verildi. Mühürsüz zarf ve pusula yoktu. Seçim öncesi oyunu açıklamak adet olmuştu ya ben de seçim sonrası açıklayarak katılayım furyaya. Önce müşahitliğimi MHP adına yaptığımı belirteyim. Eksikleri vardı ve destek sunmayı teklif edince –kesinlikle kılığımdan değil tipimin güvenilirliğinden 🙂 “Sağol abla” teşekkürüyle anında ismim karta ve listeye yazılıp yakama iliştirmeye de yardımcı olundu. Aslında “Ben size oy vermedim ama” dediğim halde üstelik. Dert etmediler. Ben de dert etmedim hangi parti olduğunu çünkü adil şahitlikten öte köy yok yolumda. Seçmen zarfımda ise ülkemde görmek istediğim tabloyu gerçekleştirdim. Elimden gelen bu kadar olduğu için aykırı sanılanlara ortak siyaset zemini yarattım kendimce. Bir oy HDP’ye bir oy Meral Akşener’e vererek, ötelenenleri, engellenenleri dostça yan yana getirdim. İnce’ye sevinmek ve MHP’ye şahitlik eklenirse dışladığım bir tek AKP kalmıştı bu seçim günü. Eh artık o da 2011’e kadar verdiğim oyla yetinsindi. Ve nihayetinde bir seçimdi geldi geçti. Asırlık sorunlarsa mıh çakılı kaldı gündeme, üstüne ucube sistemle yenileri eklenerek.

Seçim ertesi haftasının köşeci geleneğini bozmamak adına, hasbelkader bir köşesine kurulduğum Gazete Duvar yazımdan bir alıntıyla bitireyim. Sandık başına gitmeden iki gün önce yazdığım sizinse oy kullanmadın bir gün önce okuduğunuz bir önceki yazımda “seçimi kim kazanırsa kazansın” diyerek geleceğin gündemine ilişkin görüşlerimi de paylaşmıştım: “Kadın eşitlik mücadelesi bunlardan birisi. Kürtlerin haklı talepleri de bir diğeri. Demokratikleşme bunlardan bir başkası. Eşitlikçi, özgürlükçü anayasa ihtiyacı bir diğer kalıcı sorun. Giderek merkezi otoritenin değil yerel yönetimlerin güçlenmesi ihtiyacı da öyle.”

Hak talep etmekten hizmet sorgusuna mecali ve zamanı kalmayanlar olarak biliyoruz ki işimiz hak ve adalet arayışı… Temel yazı konuları belli ve mücadele baki…

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive