Berrin Sönmez

gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Dillerin altında ne baklalar gizli


7.4.2018 - Bu Yazı 419 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cinsel istismar faillerine yönelik cezalar hem arttırılıp hem takdir hakkına dokunulmadığında, hakimlerin erkek suçluya yönelik yufka yüreği cezasızlık sayılacak indirimler takdir eder her zaman. E bir de kimyasal hadım varken ve infazın bir parçası sayılmışken düzenlemenin meali şöyle oluyor: Suçlular fiyakalı bir kravat takıp iğne korkusunu da yenerse sorun bitti gitti. Kadınlar ve çocuklar ağlasın, zırlasın, bağırsın; yoksa suçu da suç saymam.

Deizm ve ateizm gibi konuların gündemi doldurmasıyla birlikte İslami kesimde başlayan güncellenme tartışmaları yeni boyutlara yelken açmış gibi görünüyor. Dindarların kendi dindarlık biçimlerini ve kendi din algılarını yeniden sorgulamalarını mümkün kılacak tartışmalar yapılabilse keşke. “Ey müminler, iman ediniz” ilahi emri doğrultusunda imanını, inancının esaslarını ve hayatındaki karşılığını sorgulayarak, kişisel özeleştiri yaparak tazelense. Dindarların İslam’ı anlama ve anlatma çabasının yanına tam da olması gerektiği gibi İslam ahlakını yaşama gayreti eklense.

Günün sonunda gerek gençlerin itikadi soruları çerçevesinde gerekse hukuk (içtihat/fetva) alanındaki eskiye saplanıp kalma alışkanlığı üzerine özgürlükçü yorumlar yapılabilir belki. Bu konuların gündeme gelmesi, tartışılır olması başlı başına iyi bir şey ancak iyi şeyler her zaman iyi sonuçlanmayabiliyor. Hele de tartışmalar belli amaçlara matuf başlatıldıysa… Kim ne söylerse söylesin konuyu açanların kafasındaki hazır kalıplarla konuyu kapatacağını görmek için müneccim olmaya lüzum yok. Gidişat tartışmaların, “Müslümanın ötekisine” yapılan ayrımcılıkları pekiştireceğini gösteriyor. Konya’daki çalıştayın sonuç bildirgesi böyle izlenim veriyor mesela.

Öncelikle biçim yönünden çalıştayı mercek altına almak gerek. Adı çalıştay olunca ve hükümet destekli yapılınca, konusu da gençlik/inanç/eğitim olunca çoğulcu ve kapsayıcı tartışmalar yürütülmesi gerekir. Hadi uzun yıllardır uygulanmayan demokratik ilkelerden umudu kestik diyelim. Mevzuat hazretleri yönünden bakalım, çalıştayın gerçekleştirilişindeki usul hatalarına. Web sitelerinde pek çok bilgi yer almasına rağmen tüzüklerine erişilemeyen iki dernek, hükümetten güçlü destek elde etmiş. Dernekler kanunu doğrultusunda tüzel kişiliğini, tüzükle ispatlayan dernekler, tüzüklerinin açık olmaması nedeniyle Dernekler Dairesi ve İl Müdürlüklerince sıkı takip altında tutulurken, aynı kamu idaresinin bir diğer il müdürlüğü tüzüklerine erişilemeyen iki dernekle ortak çalışma yürüttüğünde sorun var demektir.

İlkesel sorunlar önemli. Özellikle OHAL şartlarında pek çok dernek kapatılmış, kayyım atanmış, mal varlığına el konulmuşken tüzüklerinin ilan edilmeyişi başlı başına hukuksuzluk olan iki dernekle hükümet birimlerinin işbirliği içinde oluşu affedilemez hatalardan. Hukukun tarafgir uygulanışı, yani adaletsizlik… Ülkemizde yaşanan adaletsizliklerin ilki değil ve sonuncusu da olmayacak kuşkusuz. Ancak temel ilkelerin çiğnenmesi her zaman art niyetlerin sahne almasını mümkün kılar. Gülen cemaatinin paralel devlet yapılanmasına evrilişi uzun yıllar süren bunun gibi temel idari ve hukuki ilkelerin çiğnenmesi ve usulsüzlüklere göz yumulmasıyla gerçekleşmişti. Şimdi o yapıyla mücadelenin sürdüğü söylenen zamanlarda benzer göz yumuşların başka başka oluşumlar için yapılması en hafif söyleyişle hatada ısrar. İttifakın MHP kanadına duyurmuş olalım. Güncellenme direktifinin, Bahçeli tarafından cinsiyetçi, ayrımcı, hadsiz dini söylemlere itiraz edildikten sonra geldiğini hatırlayarak ve hatırlatarak. Biçim ya da usul hataları böyle…

İçerik de hayli düşündürücü. İKDAM Eğitim Derneği ( ilim, kültür, düşünce, araştırma, medeniyet) ve Uluslar Arası Öncü Eğitimciler Derneği tarafından Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü desteğiyle 4 Mart’ta gerçekleştirilen Gençlik ve İnanç Çalıştayı’na ait sonuç bildirgesi, ağızda ıslanmayan bakla misali. Sadece din öğretimi değil genel olarak öğretim metotları ve eğitim sisteminde görülen aksaklıklara değiniliyor. Herhangi bir çalıştay yapılmadan hatta uzman görüşüne dahi başvurulmadan her birimizin söyleyebileceği olumsuzlar yer almış bildirgede. Eğitim materyallerinin pedagojik açıdan uygunsuzluğu, öğretmenlerin donanımsızlığı, ders kitaplarının öz ve biçim yönünden yetersizliği gibi bilindik tespitler, çalıştayın suret-i haktan görünen yönü. Önceki yazıda ele aldığım deizm, ateizm meselesi de gündemi meşgul eden süsü çalıştayın. Özü ise “ayrımcılık ve hak ihlallerini nasıl daha etkili gerçekleştirmeliyiz” şeklinde özetlenebilecek temel iki dertleri: Eşcinsellik ve kutsal aile.

Eşcinsellik, çalıştayın sonuç bildirgesinde şu şekilde yer almış: “Gençlerde karşılaşılan ve gün geçtikçe daha da yaygınlaşan başlıca ahlakî sorunlardan biri eşcinsellik konusundaki tutum ve bakış açılarıdır. Özellikle medyatik kişilerle ülke gündemine sokulmaya çalışılan eşcinsellik, pek çok lise öğrencisinde normal ve hatta sempatik görülebilmekte ve bir sapkınlık olarak değil cinsel bir tercih olarak nitelendirilmektedir. Öğrenciler eşcinselliği özgürlük bağlamında anlamakta, özgürlüğün ne olduğu öğrenciye yeterince anlatılamamaktadır.”

Ülkemizde eşcinsellere yapılan hak ihlallerini sorun olarak görmek yerine, yeni çıkmış ve medya aracılığıyla ülkemize sokulmaya çalışılan bir olgudan bahsedişleri cidden üzücü. Lafa gelince “bütün dinlerde günah” der, diğer yandan “kapitalizmin, siyonizmin icadı popüler kültürün, modernizmin ürünü” gibi izahlarla tuhaf çelişkilere düşerler. Bütün dinlerde günahsa yeni bir icat olmadığını, semavi dinlerin ilk vahyedildiği zamanlardan beri insanlığın tanıdığı bir olgudan söz edildiği idrakinden uzaklar. İslamda eşcinsellikle ilgili hükümlerin eşcinselliğin zorbalıkla dayatılmasına, ekomomik ve siyasi yönden hakim zümrenin hükmetme gücünü kullanarak insanları, eşcinsel ilişkilere zorlamasına dair olduğunu anlamalarını beklemek de bizim saflığımız olsun. Ancak temel insan haklarını eşcinsellerden esirgemenin İslam’ın gereği gibi sunulup bu görüşün gençlere dayatılmasını sağlayacak çalıştaylar yapmaları ve hükümetten destek bulmaları üzerinde durulmalı. LGBTİ+ bireyler topluma eşcinselliği dayatacak olursa onların karşısında durmak gerekir evet. Tıpkı eşcinsel insanların yaşam ve çalışma hakları başta olmak üzere tüm insan haklarının ihlaline dini alet edenlerin karşısında durmak gerektiği gibi.

Erkek şiddetiyle mücadele bağlamında hazırlanan 6284 sayılı kanuna ve İstanbul sözleşmesine ilişkin itirazlardan tanırız bu yaklaşımı. Kanunun ve sözleşmenin iptali için çok çalıştıklarını da biliriz. Henüz iptale muvaffak olamasalar da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı, kanunu yürütemez, çalışamaz hale getiren baskıları da malum. En büyük dertlerinden biri sözleşmede ve kanunda erkek şiddetine karşı kadını koruduğu için aileyi “dinamitlediği” inancı. Diğeri de şiddet mağduru her bireyi kapsaması. Yani eşcinselleri de şiddetten korumakla devleti yükümlü kılan hükümlere karşı çıkarlar. Eşcinselliği meşrulaştırma olarak görürler devletin eşcinselleri şiddetten koruma görevini. Lafa gelince kimsenin ölmesini, şiddete uğramasını istemezler ama şiddetle mücadele kanununa, onların da kapsandığı ifadeler nedeniyle itiraz ederler. Bu, eşcinseller şiddetle karşılaştığında devlet onları korumakla yükümlü olmasın demek. Eşcinsellere şiddet uygulansın sonucunu getiren uygulanan şiddeti cezasız bırakarak teşvik eden bir yaklaşım. Dar din anlayışlarına sığdırdıkları şey bu. Asıl sapkınlık olan, insana insan olarak eşref-i mahluk gözüyle bakamayan haksız tutum.

Zaten eşcinselliğini açıklayan -ya da bir şekilde açığa çıkan- kişiler kamu görevinden uzaklaştırılıyor. Bizde hangi sebeple olursa olsun kamudan ihraç edilen kişilere özel sektör de iş vermez malum. Çalışma hakkından ve sosyal güvenceden mahrum bırakılarak fuhuşa ötelenir eşcinseller, aile desteğinden ve maddi güçten de yoksunsa. Şiddet görürler ama eşcinsellerin uğradığı şiddet vakaları gazetelerde haber olmaz. Şiddete ilişkin anketlerde bile “bilinmeyen” sütunlarında yer alır eşcinsel adı kullanılmadan. Anlaşılan çalıştayda bundan daha fazla ne yapabiliriz arayışına girmişler. Körpe dimağları daha fazla zehirlemenin yollarını arıyorlar.

Çalıştayın ve bir kısım dindarların temel derdi olan bir diğer konu da kutsal aile meselesi. Tıpkı eşcinsellik meselesinde olduğu gibi ahlakçı damarları kabarmış. Aile, mahremiyet, sadakat gibi olguları kullanarak televizyon dizilerine sarmışlar: “Özellikle diziler eliyle, aldatma ve gayrı meşru beraberlik normalleştirilmekte, aile ve sadakat kavramları büyük darbe almakta; bunun sonucunda da gençlerde pek çok ahlakî değer zarar görmektedir. Bununla beraber pek çok film ve dizide konu edilen aile içi gayrı meşru ilişkiler de normalleştirilmektedir. Bu diziler sadece gençler değil çoğu kendini dindar olarak tanımlayan aileleri tarafından da ilgiyle izlenmektedir.”

Kadına ve çocuğa hayatı zindan edip, toplum vicdanını sızım sızım sızlatan erkek şiddeti, çalıştayın gündemi olamamış ama ailenin korunması için resmen sansür istemekten geri kalmamışlar. Sonuç bildirgesinin ilk yarısında tek yönlü bir özgürlük anlayışı diyerek olumsuzlanan ve yukarıda belirttiğim aile ve eşcinsellik bağlamında yer alan özgürlük kavarmı tabii ki cinsel hazzı konu ediyor. Tüm hazları ve insanın bütün hırslarını değil.
Bildirgenin sonlarında “ha şunu bileydin” dedirten çok kıymetli bir tespit de yer almış özgürlük hakkında: “Din eğitimcisinin İslam itikadını öğretirken bireyi özgürleştiren ve ona tercih hakkı veren yönünü vurgulaması gerekmektedir.” İslam, bireyi özgürleştiren ve ona tercih hakkı veren inanç esasıyla, bu çalıştayı, yapılış şeklini ve sonuç bildirgesinde yer alan tespitlerin çoğunu ret etmemizi gerektiriyor.

VE BEKLENEN İSTİSMAR DÜZENLEMESİ

Altı bakanlıktan oluşan istismar komisyonunca bakanlar kurulunda imzaya açılan yeni düzenlemeler hakkında bu yazıya başladıktan sonra gelen haberler üzerine ilk izlenimlerim “beklendiği gibi dağ fare doğurdu” şeklinde özetlenebilir. 12 maddelik olduğu Recep Akdağ tarafından açıklanan yeni düzenlemenin tam metnini görmeden bile söylenecek çok şey var.

En başta dile getirdiğim(iz) kimyasal hadımın çare olmadığı görüşüne hiç itibar etmeyip sadece iki yıl önce yaptıkları hatayı düzeltebilmek için altı bakanlıkça bunca zamandır boşuna konuşulduğu anlaşılıyor. Kanunla düzenlenmesi gereken bir konuyu yönetmelikle halletme kolaycılığı AYM tarafından iptal edildiği için hatalarını düzeltmeye yönelmişler. Ancak kimyasal hadımın çocuğun cinsel istismarını önleyecek tedbirlerden sayılmasının yanlışlığına ilişkin görüşleri hiç dikkate almamışlar.

Görülüyor ki asıl mesele çocuk istismarını önlemek değil. Cinsel istismarı yaygınlaştıran çarpık toplumsal algıyı dönüştürmek hiç değil. Asıl istenen şey toplumu istismarcılardan temizlemek de değil. Sadece hapishaneleri istismarcılardan temizleyecekler. Oradaki gazeteciler güvende olsun istiyorlar anlaşılan. “Takdir indirimine dokunmama kararı” ifadesi de destekliyor, “tacizcileri, tecavüzcüleri hapiste tutmak yerine toplum içine salıverme yönündeki güçlü siyasi irade” tespitini. Hem cezalar arttırılıp hem takdir hakkına dokunulmadığında, hakimlerin erkek suçluya yönelik yufka yüreği cezasızlık sayılacak indirimler takdir eder her zaman. E bir de kimyasal hadım varken ve infazın bir parçası sayılmışken düzenlemenin meali şöyle oluyor:

Suçlular fiyakalı bir kravat takıp iğne korkusunu da yenerse sorun bitti gitti. Kadınlar ve çocuklar ağlasın, zırlasın, bağırsın; yoksa suçu da suç saymam.

Facebook Yorumları

reklam
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
17.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
3.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
25.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
15.3.2017
Arkamdaki yadigâr olsun
11.3.2017
Sürdürülebilir politik ortaklık sahici kadınlarla mümkün
8.3.2017
Haydi kadınlar politik ortaklığa!
4.3.2017
OHAL şartlarında Dünya Kadınlar Günü
1.3.2017
Her darbeyle yeniden darp edilmiş vurgun yemiş nesiller ülkesi
26.2.2017
EVET veya HAYIR’ın kısa formülü
23.2.2017
Seçim vetoları gibi
18.2.2017
Evetin soruları hayırın cevapları
12.2.2017
Halkın aklıyla alay etmede devlet aklı
8.2.2017
Bu sefer insanlar ölmedi ama siyasette insanlıktan eser yok
4.2.2017
Pozitif ayrımcılık: Hem zehir hem şifa
1.2.2017
Kadına yönelik şiddetle mücadelede paranın izini sürmek
28.1.2017
Bakanlığın sayısını unuttuğu kadınlar
25.1.2017
Darbecilerin anayasasına makyaj referandumu
22.1.2017
Sahi bu neyin kavgası?
19.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 5
14.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar 4
12.1.2017
Kırk yamalı bohçaya astar-3
7.1.2017
Şehîdê min ê ezîz! Mekanê te cennet be. Welat minetdarê te ye
4.1.2017
Yıldızları söndürmüş fırtınanın soluğu
31.12.2016
Emek verelim sevgiye barışa
29.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar (2)
24.12.2016
Kırk yamalı bohçaya astar
17.12.2016
Çocuk istismarından evlilik kitabına uzanan geniş bir yelpazede eril distopya
14.12.2016
Şehit değil aşık olmalı gençler
11.12.2016
Bilim din politika fark etmez ataerki her yerde dipdiri
8.12.2016
Kaç yıl geçti siyasi mizahtan uzak
4.12.2016
Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar
1.12.2016
Küresel oyunlar değil yerel acılar öncelenmeli
27.11.2016
Son ümit kırıntısı: Bu yasayı onaylamayın Sayın Cumhurbaşkanı
23.11.2016
Adalet Komisyonu'na açık öneri
21.11.2016
TBMM'de gece yarısı tecavüz baskını
16.11.2016
Galeyan demokratik katılım sayılır mı? Kısas hükmü idamı gerektirir mi?
13.11.2016
Hayaline cihan değer: Demokrasi ve barış için güçlü toplumsal talep
9.11.2016
Grup toplantısının düşündürdükleri: HDP yine nöbete
6.11.2016
Yeter artık
2.11.2016
Çocuk istismarı 'kalın fırçalarla' çizilecek konu değil ama...
30.10.2016
Doğan çocuğun adı: Cumhuriyet
27.10.2016
Savaş, yoksulluk, istismar kıskacında çocuklar
23.10.2016
Mum kimin yanan Kerkük
20.10.2016
Siyasetin utanç günlüğüne eklenen yeni sayfa
16.10.2016
İnsanlık onuru = İnsan hakları hukuku
13.10.2016
Sorunun erkek tarafı çözümün de parçası olmalı
9.10.2016
Yine bir cinsel istismar davası
6.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma - 2
2.10.2016
Ne zafer ne hezimet Lozan sadece bir antlaşma
26.9.2016
Vesayetin tezgahına düşülüyor
18.9.2016
Kadınlara verilen sözler
16.9.2016
Halime Hala: Türkülerde yaşayan bir memleket hikayesi
15.9.2016
Muhafazakârlık ve dindar muhafazakâr
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive