Bayram ZİLAN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

90'larda kulağının üzerine yatmış 1128 akademisyenin hazin sonu


16.1.2016 - Bu Yazı 1767 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhuriyetin “mühendis ideologları” masa başında cetvelle “Türkiye Cumhuriyeti’nin makul vatandaşları portresi”ni çizince, doğal olarak bu coğrafyada yaşayan milyonca farklılık bu portrenin dışında kaldı. Bu, aynı zamanda toplumun kendisiyle ve geçmişiyle ilk kopuşuydu. Makul vatandaş portresinin içerisinde kalanlarsa “elit bir azınlık” oldu.

Artık, özgürlüklerin taksimi masa başında belirlenen portreye göre yapılıyordu. Bir tür “sömürge özgürlük”, “bana benzersen özgür olabilirsin” anlayışı. Ali Şeriati, kapitalizm eleştirisi yaparken “insanoğlu özgürlük isteyip aramada kapitalizmin esiri oldu” der. Türkiye’de de durum farklı olmadı. Farklılıklar, özgürlük arayışını Kemalist-elitist azınlığın çarkında bir dişli olarak yaptı. Ne var ki, bu çarkın içinden özgürlük çıkartmak mümkün olmadı. Aksine ittihatçılar, çarkın içine giren farklılıkları öğüttü ve kendine benzetti. Bu, bir dönem öylesine abartıldı ki, cumhuriyet, kendi çocuklarını bile yemeye başladı.

Öte yandan Cumhuriyetin hâkim kodları olan “sekülerizm ve Türkçülüğe” karşı düzenin çarkına girmeden direnmeye başlayanlar oldu. İsyanlar, başkaldırılar ardı ardına geldi. Fakat bunların hepsi bastırıldı. Hatta Kemalist hegemonya, her isyan ve başkaldırı sonrası kendisini daha da pekiştirip resmileştirdi. Nitekim Cumhuriyet tarihi boyunca vuku bulan darbelerin tamamı resmi ideolojinin kendisini “tazeleme ve formatlama dönemleri” olarak kayıtlara geçti.

Direnenlerin yanında, “Batı görünümlü Doğulular” da türedi. Malcolm X’in ergenlik dönemi sendromunda yaptığı gibi “yüzüne pudra sürerek beyazlaşacağını zannedenler” oldu. Bedenleri Doğu’dayken ruhunu Batı’ya satanlar oldu. Kadim kültürlerini, örf ve adetlerini bir kenara bırakarak, Beethoven’ın 9.senfonisini dinleyip Batılı taklidi yapanlar, modernleşmeyi “boğaz manzaralı yalılarda yapılan balolara papyon takarak gitmek ve kadeh tokuşturmak” zannedenler sahneye çıkmaya başladı.

Akademi dünyasının ya da aydınların kibri” dediğimiz aşkın bakış da tam bu noktada devreye girdi. “biz ve onlar” anlayışı üzerine inşa edilen bir sınıfsal kibir. “Tu kakalar”, yalın ayaklılar, göbeğini kaşıyan, makarna yiyen, boyu kısa kalan insan(cık)lar. Kendi başına bırakıldığında daima yanlış yapan, kendi kendini idare edemeyen, yönetemeyen cahil insanlar. Seçme hakkı verildiğinde yanlışı seçenler. Klasik müzik keyfinden yoksun kalmış, arabeks kuşağı Ortadoğulular…

Egemenlik mücadelesi, Erdoğan nefretive akademisyenlerin/aydınların kültürel iktidarı tam da bu noktaya denk düşer.

Gördükleriniz; 1128 akademisyenin “vicdan, adalet ve erdemi” masaya koyup gerçekten devletin kanunsuz ve hukuksuz muamelelerini ifşa etmek ve güvenlik güçlerini hukuki sınırlar içerisine çekme mücadelesi değil.

Gördükleriniz, “Dr/Doç/Prof” gibi ünvanlar almış, öğrenci yetiştiren, bilim üreten ve kendisini “akademisyen” olarak sıfatlandıran 1128 kişinin iktidarı tek taraflı mahkûm ederek “siyasi bir birdiri”yle nefreti dışa vurma mücadelesidir.

Gördükleriniz, kendisini bu coğrafyaya ait hissetmeyen, bu toprakların insanlarına yabancı, Ortadoğu’nun kadim kültür ve medeniyetiyle kavgalı bir zihniyetin 100 yıl önce kısa yoldan elde ettiği ayrıcalıklarını kaybetmeme, halka kaptırmama mücadelesidir.

Bu egemenlik mücadelesi ve nefret, bazen sigaya çekme bildirilerine “imzacı olmak”la, bazen Gezi kalkışmasında “ağaçsever olmak”la, bazen 17-25 gibi darbe girişimlerine “vagon olmak”la, bazen de Moskova’da Kremlin Sarayı önüne “paspas olmak”la ete kemiğe bürünüyor.

Oysa mezkûr zümrenin Kürtlerin acılarıyla, Kürt gençlerinin yaşam hakkıyla hiçbir ilgisi/ilişiği yok. Bugüne kadar olmadı, bugünden sonra da olmayacak.

Bunlar, 80’lerde, 90’larda, Kürtler acı çekerken, işkenceden geçirilirken, katledilirken, köyleri yakılırken sus pus olmuş, hatta failleri desteklemiş insanlar.

Bunlar 90'larda Kürtler inim inim inlerken, asit kuyularına atılırken, JİTEMciler tarafından infaz edilirken kulaklarının üstüne yatmış insanlar.

Bunlar, Başörtülüleri üniversitelerinden yaka paça atmaktan keyif almış insanlar.

Bunlar, Cumhuriyet çocukları.

Bunlar, aristokrat torunları.

Bunlar, mavi kanlı insanlar.

Bunlar, balans ayarı çeken tankları ve bol yıldızlı paşaları hazırolda selamlamış insanlar.

Eğer iktidarda Ak Parti değil de CHP olsaydı, Doğu ve Güneydoğu’da yaşananların aynısı yaşansaydı, bugün “barış bildirisi”nin altına imza atanlar, “iktidara destek bildirisi” imzalayacaklardı.

Dolaysıyla bugün bize “barış bildirisi” diye yutturulan, aslında makarna yemekten boyu kısa kalmış mazlumlar ile Kürtçe klip yapmak isteyenlere çatal-bıçak fırlatarak linç eden, kendilerini akademinin, sanatın, sinemanın, şiirin, edebiyatın ve aydının standartlarını belirleyen otorite sanan, modern olmanın bilirkişisi sanan, Çankaya, Cihangir ve Bebek çevresinde izole hayat yaşayan elitlerin egemenlik mücadelesinin bir ürünüdür.

İşte Erdoğan, tam da bu mücadelenin ana karakteridir.

Nefretin görünür öznesi Erdoğan’dır. Ancak, Erdoğan’ın şahsında tecessüm eden nefretin asıl kaynağı “bu toprakların insanları, bu toprakların kültürü, medeniyeti ve dini”dir.

Erdoğan’a duyulan öfke, aslında Erdoğan’ın temsil ettiği “tarihsel mirasa” duyulmaktadır. Bu yüzdendir ki, Erdoğan’a yapılan bütün müdahaleleri halk kendi üzerine almaktadır.

Peki, “akademisyenlerin bu kibri ve Erdoğan obsesyonu” nereden kaynaklanmaktadır?

Çünkü Erdoğan, “makul vatandaş portresi”ni tahinin çöp sepetine atmıştır. Cumhuriyetin hâkim kodu olan “Türkçülüğü” ayaklarının altına almıştır. Sekülerizm dayatmasını ve laikliğin islamofobik kısmını reddetmiştir.

Üstünlerin musluklarını kesmiş, halka aktarmıştır. Elitlerin alın teri dökmeden faydalandıkları besin kaynaklarını ellerinden almıştır.

Psikolojik Savaş Ajanı akademisyenlerintalimatlarını, medya patronlarının pijamalı davetlerini, köşesinde taht kurmuş padişah yazarların aklını elinin tersiyle itmiştir.

Ez cümle Erdoğan, 1.Cumhuriyetin bütün hastalıklı alışkanlıklarına karşı gelmiş, yeni bir paradigma açmış, resmi ideolojinin tarihsel hegemonyasına ve üstünlerin iktidarına son vermiştir.

İktidar artık, halkındır.

Taziye ziyaretlerinde Fatiha okuyan, ölümü ve ahiret hayatını düşünen, hatta camiye gidip bizzat kur-an okuyan, halkın terine dokunan kişinin, Ahmet Davutoğlu’nun Başbakanlık yaptığı bir iktidar.

Halkın değerlerinden kopuk yaşayan, dayatmacı, tepeden indirgemeci, cebi dolu ruhu boş, konforluların itibar görmediği bir iktidar.

Ağzıyla kuş tutsa, dünyanın en büyük reformlarını yapsa, Türkiye’yi dünyanın en büyük ekonomisi, en demokratik ülkesi yapsa dahi sınıfsal kibirlerinden dolayı Erdoğan nefreti geçmeyecek “Erdoğan Obsesyonu hastalığı” olanlar var bu ülkede.

Noter tasdikli, yeminli muhaliflerin, kategorik karşıtların, “beyaz”ların, elitlerin, jakobenlerin, kendi insanına yabancıların hastalığının adı: Erdoğan Obsesyonu’dur.

Ama onları iyileştirecek doktor, ne Erdoğan ne de Erdoğan’ın temsil ettiği milyonlardır.

Hastalanınca bir insan, adres bellidir…

Twitter: @bayramzilan

Facebook Yorumları

reklam
5.9.2018
AK Parti büyük değişime gidiyor
14.8.2018
Ey sermaye sahibi!
9.8.2018
TRT’ye kimler operasyon çekiyor?
31.7.2018
Yüzyılın lideri: Başkan Erdoğan
27.6.2018
Kürt seçmen ne mesaj verdi?
5.6.2018
Yeni dönemin şifreleri
5.5.2018
Doğu ve Güneydoğu’da sahada neler oluyor?
26.4.2018
Erdoğan’ın sırtında açılan yaralar!
19.4.2018
24 Haziran 2018: Güçlü Erdoğan, Büyük Türkiye
17.4.2018
Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?
5.4.2018
2019’da Var mısınız? Yok musunuz?
3.4.2018
Erdoğan, Kürtlerle köprüleri attı mı?
29.3.2018
Sivil iktidara ayak uyduramayan bürokratlar
22.3.2018
İttifakın oy pusulası AK Parti’nin aleyhine mi?
20.3.2018
Diyarbakır ve Mardin Kongrelerinde ne oldu?
13.3.2018
Erdoğan’a kurulan iki kumpas
8.3.2018
Erdoğan’ın karşısında ne diyeceksiniz?
6.3.2018
Erdoğan’ı dünya liderliğine taşıyan sosyoloji
1.3.2018
AK Parti’ye zarar veren ahlaksız troller!
22.2.2018
Biji Tayyip Erdoğan!
16.2.2018
ABD’den Afrin’e açılan tünel
7.2.2018
CHP’nin İstanbul planı ne?
2.2.2018
Seçim barajı yüzde 15’e çıkıyor
27.1.2018
Kürtler Afrin Operasyonunu neden desteklemeli?
13.1.2018
AK Parti ve MHP, Yerel ve Genel Seçimlerde ne yapacak?
3.1.2018
2018’de Türkiye siyasetini neler bekliyor?
30.12.2017
Milletvekili Seçimi 2018’de, Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2019’da
8.12.2017
Bize Cumhurbaşkanımız yeter!
6.12.2017
ABD’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup
2.12.2017
Erdoğan’ı kuşatma operasyonu
21.11.2017
AK Parti’nin altını oyan bürokratlar kimler?
14.11.2017
Diyarbakır’da neler oluyor?
7.11.2017
AK Parti’ye en çok “medya” oy kaybettiriyor!
2.11.2017
Külliye’deki resepsiyonların artıları ve eksileri
27.10.2017
Siyasi Artıklar Partisi (SAP)
25.10.2017
Yenilenme sürecinde AK Partililere düşen?
20.10.2017
Gökçek ne zaman istifa edecek? Yerine kim gelecek?
17.10.2017
Erdoğan neden “değişim” istiyor?
13.10.2017
Medyadaki metal yorgunlukları
10.10.2017
Afyon kampında neler oldu?
8.10.2017
Referandumun Türkiye Kürtlerine izdüşümü
31.8.2016
‘PKK koridoru’ mu? ‘Kürt koridoru’ mu?
16.1.2016
90'larda kulağının üzerine yatmış 1128 akademisyenin hazin sonu
12.1.2016
İslamcı Kürtler neden aktörleş(e)medi?
9.1.2016
İslamcı Türklere göre 'Anadolu' neresidir?
25.12.2015
Demokratik Hendek Partisi
22.12.2015
HENDEKLERİN DEMOKRASİ PARTİSİ
1.12.2015
DEVLETSİZLİK MESELESİ ÜZERİNE NOTLAR…
10.11.2015
Halkla müzakere, PKK’yla mücadele
4.11.2015
KÜRTLER AK PARTİ’YE NEDEN DÖNDÜ?
26.10.2015
HAMDOLSUN KUTUPLAŞTIK.!
25.10.2015
Hamdolsun kutuplaştık!
20.10.2015
ERDOĞAN VE BARZANİ NEDEN HEDEFTE?
13.10.2015
Defans yapmaktan atak yapmayı unutan Ak Parti…
30.9.2015
KAMU GÜVENLİĞİ NE İŞ YAPAR?
18.9.2015
EY AK PARTİLİLER! NE OLDU SİZE?
15.9.2015
BU KİMİN SAVAŞI?
10.9.2015
KÜRTLER, EDİ BESE (YETER ARTIK) DEMELİ
8.9.2015
Söylem üreten Ak Parti, icraat yapan Ak Parti’nin gerisinde mi kaldı?
27.8.2015
AK Parti Kürtleri nasıl geri kazanır?
19.8.2015
TEK GECELİK KÜRT DOSTLARI
12.8.2015
Şimdi, 100 yıl önceki coğrafyaya dönme zamanıdır
4.8.2015
Seçimler “parmak izi” ile yapılsın
29.7.2015
Bugün artık Kürt sorununun sebebi PKK’dır
18.7.2015
Koalisyon mu tekrar seçim mi?
18.6.2015
Kürtler Ak Parti’ye neden reaksiyon gösterdi?
24.02.2015
Dünden bugüne Süleyman Şah
12.02.2015
Sayın Erdoğan yalnız değilsiniz. Arkanızda milyonlarca “fidan” var.
05.02.2015
2015 SEÇİMLERİNDEKİ KİRLİ PLAN
04.02.2015
Yeni Türkiye’nin mütemmim cüzü: Sivil Anayasa
27.01.2015
DAVUTOĞLU’NUN DİYARBAKIR MENİFESTOSU
21.01.2015
CHP, MHP VE HDP BİRLEŞSİN
15.01.2015
Bir öğütme makinesi olarak liberalizm
13.01.2015
KÜRESEL 28 ŞUBAT SİNEMALARDA
30.12.2014
Müzeyyen Senar ve Putin “yalaka” mı sizce Sayın Kılıçdaroğlu?
18.12.2014
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ DEDİNİZ?
17.12.2014
YENİ TÜRKİYE, SAFRALARINI ATIYOR
13.12.2014
Nişantaşı kibri ve mahalle baskısı
02.12.2014
ZORUNLU ASKERLİK KALDIRILSIN
01.12.2014
İki Kutuplu Türkiye siyasetine hoş geldiniz
25.11.2014
BİR KÜRT OLARAK BEN NE İSTİYORUM?
18.11.2014
ÖZ YURDUNDA BİR PARYA: AHMET KAYA
14.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-2
13.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-1
11.11.2014
Seküler güçler kalmadı, Hello Kitty verelim ablama
07.11.2014
SAVAŞA DEĞİL BARIŞA BAK.!
28.10.2014
PKK bugün Kürt meselesinin sebebidir
19.10.2014
7-8 Ekim Olayları’nın Z raporu ve yeni bir perspektif
08.10.2014
SİZ NE YAPIYORSUNUZ EY TÜRKLER VE KÜRTLER!
30.09.2014
CHURCHİLL’İN CETVELLE ÇİZDİĞİ SINIRLARIN İFLASI
23.09.2014
YERLİ YÖNETİM, GÜÇLÜ TÜRKİYE
18.09.2014
ANADİLİME DOKUNMA
15.09.2014
Muz demokrasisi ihracatçısı: ABD
02.09.2014
Mühendisler Tarihinin Sonu ve Sünnetullah
28.08.2014
2. AK PARTİ DÖNEMİ
21.08.2014
YENİ TÜRKİYE PROSPEKTÜSÜ
20.08.2014
YENİ TÜRKİYE YENİ AK PARTİ
14.08.2014
YENİ TÜRKİYE’NİN MOTTOSU: TÜRKİYELİLİK
06.08.2014
KÜRTLER NEDEN ERDOĞAN’A OY VERMELİ?
01.08.2014
Diyarbakır’dan Hegelci bir Pozitivist geçti.
29.07.2014
Pensilvanya Kantonu’nun Otonom Polisleri
21.07.2014
EY YİĞİT KADIN, RACHEL…
18.07.2014
SİZ “VİCDAN BİLİRKİŞİSİ” MİSİNİZ?
16.07.2014
OYUM EKMEL BEYE, ÇÜNKÜ…
10.07.2014
Heybeden Rejim Bekçisi İsmail Hakkı Çıktı
08.07.2014
KİME OY VERECEKSİNİZ?
03.07.2014
1.CUMHURİYETİN SONU
01.07.2014
CHP’nin siyasal namusu ve Deniz Baykal
26.06.2014
Meğer İhsanoğlu Kağıttan Adaymış
25.06.2014
Eski Türkiye’ye veda virajları
20.06.2014
ÇATI DEĞİL “UYDU” ADAY
17.06.2014
Ortadoğu kilidini açacak anahtar: Türk-Kürt İttifakı
12.06.2014
ÇÖZÜM SÜRECİNDE YENİ BİR YOL?
10.06.2014
KÜRTLERİN TEPESİNDEKİ DEMOKLES KILICI
08.06.2014
Kürtlerin 2. Kemalizm Dönemi
06.06.2014
ÖCALAN İLE HDP ARASINDAKİ MAKAS
03.06.2014
Laik kibrin yeni hastalığı: Obsesif-Kompulsif Erdoğan Bozukluğu
29.05.2014
ÖCALAN, ÇOCUKLARI İADE EDECEK
25.05.2014
Vesayetin yeni sürüm yaşam kaynağı: Aleviler 2.0
20.05.2014
İSTİFA ETMEK BİR YENİLGİ MİDİR?
19.05.2014
Türkiye'nin McDonald's solcuları
13.05.2014
Yeni Türkiye'nin Cenne Çamurcuları
04.05.2014
GAME OVER TÜRK SOLU
29.04.2014
Emekliliği geçmiş liberallerin Erdoğan'la imtihanı
27.04.2014
YENİ SÜRÜM VESAYET: AYM 2.0
23.04.2014
1.CUMHURİYETİN ÇILGIN ÇOCUKLARI
21.04.2014
HER TÜRLÜ YASA İTİNA İLE İPTAL EDİLİR
15.04.2014
Resmi ideolojinin emniyet sübabı olarak AYM
13.04.2014
Ak Parti Olağanüstü kongreye gitmeli (mi?)
08.04.2014
BDP; Türkiye’deki muhalefet boşluğunu doldurabilir mi?
06.04.2014
Türkiye’nin Acil İhtiyaç Listesi: 1-Muhalefet
01.04.2014
SANDIKTAN NE ÇIKTI?
25.03.2014
TWİTTER CIVITTI MI?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.