Bayram ZİLAN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

7-8 Ekim Olayları’nın Z raporu ve yeni bir perspektif


19.10.2014 - Bu Yazı 1422 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tarih kitapları 7-8 Ekim Olayları’nı şüphesiz “kırılma ve psikolojik tahribat yaratan olaylar” şeklinde yazacak. 7 Ekim’de başlayan olayların henüz net olarak Z raporunu almış değiliz. Elbette fiziki tahribatın istatistiği gazetelerde boy boy gösteriliyor. Ancak bahsettiğim Z raporu, toplumsal tahribatın ne olduğu hakkında kapsamlı bir Z raporudur. 7-8 Ekim Olayları’nın toplumsal dokuyu ne derece zedelediğini, Kürtler ve Türkler üzerinde ne gibi bir kırılmaya neden olduğunu ve okulları yanan çocukların zihin dünyalarında meydana gelen etkinin sonuçlarını zaman içerisinde göreceğiz. Ancak bugün, bu olayların Çözüm Süreci bağlamında etkilerini ve sonuçlarını değerlendirmek mümkün.

Madde madde gidelim…

1-İlk kurşun sıkıldı. 22 ay boyunca süregelen çatışmasızlık ortamı bozuldu.

2-“22 aydır gençlerin cenazesi, soğuk musalla taşlarının üzerine konulmuyor, anneler ağlamıyor” savunumuz artık geçersiz.

3-Çözüm Süreci başladığından ve silahların gölgesinin Türkiye toplumunun üzerinden kalktığından bu yana Türk ve Kürt toplumu, psikolojik bariyerlerini kaldırmaya, birbirine daha çok dokunmaya, daha çok konuşmaya (hatta konuşulması tabu olan konuları bile konuşmaya) ve birbirlerini daha fazla anlamaya başlamıştı. 22 ay boyunca sağlanan bu psikolojik yakınlaşma 2 gün içerisinde heba edildi. Psikolojik açıdan bugün, ilk başladığımız noktadayız.

4-HDP ve PKK’nin silahı bir sigorta aracı olarak hâlâ arkalarında saklıyor oldukları çok sarih biçimde anlaşıldı.

5-HDP ve PKK’nin, Öcalan ile ciddi bir fikir ayrılığı içerisinde olduğu anlaşıldı.

6-HDP ve PKK’nin Kürtler üzerinde bir hegemonya kurmak istediği, teksesli, yekpare bir “tek parti dönemi” arzuladığı ve bunu pratikleştirdiği herkes tarafından öğrenilmiş oldu.

7-Çözüm Süreci’nde siyasi ve toplumsal müzakerelerin ve hak ve özgürlük bağlamındaki taleplerin sadece PKK/HDP ile yapılıyor olması (veya -görünürlük açısından- Türkiye toplumunda böyle biliniyor olması)  ciddi siyasi krizlere neden olabileceği anlaşıldı.

Bütün bu gelişmeler, Çözüm Süreci’ni yürütenler açısından yeni tedbirleri, önlemleri ve yol haritasında değişiklikleri kaçınılmaz kılıyor.

Ya üçüncü bir yol ile Çözüm Süreci’nin kırılgan fay hatlarını değiştirip, farklı bir güzergâh ve rota çizerek süreci daha sağlam bir zemine oturtacağız ya da 7-8 Ekim Olayları gibi ağır tahribatlar yaratan olayların tekrar yaşanmasına ve kırılgan fay hatlarının süreci devirmesine seyirci kalacağız.

“Çözüm Süreci’ne elimi, bedenimi, canımı koydum. Bu sürece sonuna kadar sahip çıkacağım” diyen bir Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve “Çözüm Süreci’ni nihayete kavuşturmak bizim en önemli görevimizdir” diyen bir Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun olduğu güçlü ve kararlı liderler varken yukarda sözünü ettiğimiz 2.seçeceğin seçileceğini zannetmiyorum.

Öyleyse 1.seçenek nasıl olmalı? Üçüncü yol mümkün mü? Süreci rahatlatacak ve önünü açacak önlemler neler olabilir?

Yine madde madde gidelim…

1-Çözüm Süreci’nin paydaşları mutlaka genişletilmeli. Hak ve özgürlük bağlamındaki talepler ve süreci ilgilendiren adımların atılması hususundaki müzakerelerin bundan sonra çok geniş bir konsensüs ile yapılması gereklidir. Bunun için Çözüm Süreci’ne bölgedeki kanaat önderleri, medrese çevreleri, İslamcı/Müslüman Kürt oluşumlar ve daha önce sık sık yazdığım PKK’nin etkisi alanında olmayan daha “bağımsız ve sivil” STK’lar mutlaka dahil edilmelidir.

2-Ak Parti’nin Kürt Milletvekilleri (en az HDP milletvekilleri kadar) daha çok görünür olmalı ve konuşmalıdır. Kürtlerin haklarının sadece HDP tarafından savunulduğu yanılgısı bir an önce aşılmalıdır.

3-Akil İnsanlar Heyeti’nin sayısı en az iki katına çıkartılmalı, farklı toplum kesimlerinden insanlar heyete dahil edilmelidir. Mezkûr heyet, süreç nihayete kavuşana kadar aktif olarak çalışmalı, sürecin her aşamasında kamuoyuna bilgi vermeli ve aylık basın toplantıları yapmalıdır.

4-Çözüm Süreci’nde “3.Göz Mekanizması” devreye sokulmalıdır. Bu mekanizma sürecin taraflarını izlemeli, verilen sözleri yerine getirmeyenleri uyarmalı, gerekirse kamuoyuna deklare etmeli ve bu sözlerin tutulması için taraflara baskı yapmalıdır. 3.Göz Mekanizması tamamen sivil ve tarafsız olmalı, gücünü milletten almalı ve tarafların eksik bıraktığı yanları hiçbir baskı altında kalmadan, özgür ve cesurca yine millete anlatmalıdır.

5-Öcalan’ın toplumla veya Kandil’le direk görüşmesi sağlanmalıdır. 7-8 Ekim olayları Kandil ile İmralı arasında bir fikir ayrılığının olduğunu çok net biçimde göstermiştir. Süreç başladığından bu yana Öcalan, her türlü provokasyonda toplumu sağduyuya davet ettiği görülürken, Kandil, doğrudan provokasyonların bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle, Öcalan’ın kitlelere vereceği mesajları, daha direk kanallar ve enstrümanlar ile yapmasının önü açılmalıdır.

Çincede “fırsat” ve “kriz” kelimesi aynıdır. Çincedeki bu kelimeyi dileyen fırsat anlamında dileyen de kriz anlamında kullanır.

7-8 Ekim Olayları, birçok kişi için bir kriz olarak değerlendirilir, bu doğru bir değerlendirmedir de. Ancak mezkûr olaylar aynı zamanda bir fırsattır da.

Eğer Z raporunu eksiksiz görür, kırılgan fay hatlarını tespit eder, sürecin rotasını değiştirir, 3.yol ile kaldığınız yerden devam etme iradesini gösterir ve süreci daha sağlam bir zemine oturtursak 7-8 Ekim Olayları veya krizi bir fırsata dönüşmüş olur.

Twitter: @bayramzilan

Facebook Yorumları

reklam
5.9.2018
AK Parti büyük değişime gidiyor
14.8.2018
Ey sermaye sahibi!
9.8.2018
TRT’ye kimler operasyon çekiyor?
31.7.2018
Yüzyılın lideri: Başkan Erdoğan
27.6.2018
Kürt seçmen ne mesaj verdi?
5.6.2018
Yeni dönemin şifreleri
5.5.2018
Doğu ve Güneydoğu’da sahada neler oluyor?
26.4.2018
Erdoğan’ın sırtında açılan yaralar!
19.4.2018
24 Haziran 2018: Güçlü Erdoğan, Büyük Türkiye
17.4.2018
Uluslararası Kudüs Konferansı’nda neler yaşandı?
5.4.2018
2019’da Var mısınız? Yok musunuz?
3.4.2018
Erdoğan, Kürtlerle köprüleri attı mı?
29.3.2018
Sivil iktidara ayak uyduramayan bürokratlar
22.3.2018
İttifakın oy pusulası AK Parti’nin aleyhine mi?
20.3.2018
Diyarbakır ve Mardin Kongrelerinde ne oldu?
13.3.2018
Erdoğan’a kurulan iki kumpas
8.3.2018
Erdoğan’ın karşısında ne diyeceksiniz?
6.3.2018
Erdoğan’ı dünya liderliğine taşıyan sosyoloji
1.3.2018
AK Parti’ye zarar veren ahlaksız troller!
22.2.2018
Biji Tayyip Erdoğan!
16.2.2018
ABD’den Afrin’e açılan tünel
7.2.2018
CHP’nin İstanbul planı ne?
2.2.2018
Seçim barajı yüzde 15’e çıkıyor
27.1.2018
Kürtler Afrin Operasyonunu neden desteklemeli?
13.1.2018
AK Parti ve MHP, Yerel ve Genel Seçimlerde ne yapacak?
3.1.2018
2018’de Türkiye siyasetini neler bekliyor?
30.12.2017
Milletvekili Seçimi 2018’de, Cumhurbaşkanlığı Seçimi 2019’da
8.12.2017
Bize Cumhurbaşkanımız yeter!
6.12.2017
ABD’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup
2.12.2017
Erdoğan’ı kuşatma operasyonu
21.11.2017
AK Parti’nin altını oyan bürokratlar kimler?
14.11.2017
Diyarbakır’da neler oluyor?
7.11.2017
AK Parti’ye en çok “medya” oy kaybettiriyor!
2.11.2017
Külliye’deki resepsiyonların artıları ve eksileri
27.10.2017
Siyasi Artıklar Partisi (SAP)
25.10.2017
Yenilenme sürecinde AK Partililere düşen?
20.10.2017
Gökçek ne zaman istifa edecek? Yerine kim gelecek?
17.10.2017
Erdoğan neden “değişim” istiyor?
13.10.2017
Medyadaki metal yorgunlukları
10.10.2017
Afyon kampında neler oldu?
8.10.2017
Referandumun Türkiye Kürtlerine izdüşümü
31.8.2016
‘PKK koridoru’ mu? ‘Kürt koridoru’ mu?
16.1.2016
90'larda kulağının üzerine yatmış 1128 akademisyenin hazin sonu
12.1.2016
İslamcı Kürtler neden aktörleş(e)medi?
9.1.2016
İslamcı Türklere göre 'Anadolu' neresidir?
25.12.2015
Demokratik Hendek Partisi
22.12.2015
HENDEKLERİN DEMOKRASİ PARTİSİ
1.12.2015
DEVLETSİZLİK MESELESİ ÜZERİNE NOTLAR…
10.11.2015
Halkla müzakere, PKK’yla mücadele
4.11.2015
KÜRTLER AK PARTİ’YE NEDEN DÖNDÜ?
26.10.2015
HAMDOLSUN KUTUPLAŞTIK.!
25.10.2015
Hamdolsun kutuplaştık!
20.10.2015
ERDOĞAN VE BARZANİ NEDEN HEDEFTE?
13.10.2015
Defans yapmaktan atak yapmayı unutan Ak Parti…
30.9.2015
KAMU GÜVENLİĞİ NE İŞ YAPAR?
18.9.2015
EY AK PARTİLİLER! NE OLDU SİZE?
15.9.2015
BU KİMİN SAVAŞI?
10.9.2015
KÜRTLER, EDİ BESE (YETER ARTIK) DEMELİ
8.9.2015
Söylem üreten Ak Parti, icraat yapan Ak Parti’nin gerisinde mi kaldı?
27.8.2015
AK Parti Kürtleri nasıl geri kazanır?
19.8.2015
TEK GECELİK KÜRT DOSTLARI
12.8.2015
Şimdi, 100 yıl önceki coğrafyaya dönme zamanıdır
4.8.2015
Seçimler “parmak izi” ile yapılsın
29.7.2015
Bugün artık Kürt sorununun sebebi PKK’dır
18.7.2015
Koalisyon mu tekrar seçim mi?
18.6.2015
Kürtler Ak Parti’ye neden reaksiyon gösterdi?
24.02.2015
Dünden bugüne Süleyman Şah
12.02.2015
Sayın Erdoğan yalnız değilsiniz. Arkanızda milyonlarca “fidan” var.
05.02.2015
2015 SEÇİMLERİNDEKİ KİRLİ PLAN
04.02.2015
Yeni Türkiye’nin mütemmim cüzü: Sivil Anayasa
27.01.2015
DAVUTOĞLU’NUN DİYARBAKIR MENİFESTOSU
21.01.2015
CHP, MHP VE HDP BİRLEŞSİN
15.01.2015
Bir öğütme makinesi olarak liberalizm
13.01.2015
KÜRESEL 28 ŞUBAT SİNEMALARDA
30.12.2014
Müzeyyen Senar ve Putin “yalaka” mı sizce Sayın Kılıçdaroğlu?
18.12.2014
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ DEDİNİZ?
17.12.2014
YENİ TÜRKİYE, SAFRALARINI ATIYOR
13.12.2014
Nişantaşı kibri ve mahalle baskısı
02.12.2014
ZORUNLU ASKERLİK KALDIRILSIN
01.12.2014
İki Kutuplu Türkiye siyasetine hoş geldiniz
25.11.2014
BİR KÜRT OLARAK BEN NE İSTİYORUM?
18.11.2014
ÖZ YURDUNDA BİR PARYA: AHMET KAYA
14.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-2
13.11.2014
Çözüm Süreci’nin yan etkileri ve yüzleşme-1
11.11.2014
Seküler güçler kalmadı, Hello Kitty verelim ablama
07.11.2014
SAVAŞA DEĞİL BARIŞA BAK.!
28.10.2014
PKK bugün Kürt meselesinin sebebidir
19.10.2014
7-8 Ekim Olayları’nın Z raporu ve yeni bir perspektif
08.10.2014
SİZ NE YAPIYORSUNUZ EY TÜRKLER VE KÜRTLER!
30.09.2014
CHURCHİLL’İN CETVELLE ÇİZDİĞİ SINIRLARIN İFLASI
23.09.2014
YERLİ YÖNETİM, GÜÇLÜ TÜRKİYE
18.09.2014
ANADİLİME DOKUNMA
15.09.2014
Muz demokrasisi ihracatçısı: ABD
02.09.2014
Mühendisler Tarihinin Sonu ve Sünnetullah
28.08.2014
2. AK PARTİ DÖNEMİ
21.08.2014
YENİ TÜRKİYE PROSPEKTÜSÜ
20.08.2014
YENİ TÜRKİYE YENİ AK PARTİ
14.08.2014
YENİ TÜRKİYE’NİN MOTTOSU: TÜRKİYELİLİK
06.08.2014
KÜRTLER NEDEN ERDOĞAN’A OY VERMELİ?
01.08.2014
Diyarbakır’dan Hegelci bir Pozitivist geçti.
29.07.2014
Pensilvanya Kantonu’nun Otonom Polisleri
21.07.2014
EY YİĞİT KADIN, RACHEL…
18.07.2014
SİZ “VİCDAN BİLİRKİŞİSİ” MİSİNİZ?
16.07.2014
OYUM EKMEL BEYE, ÇÜNKÜ…
10.07.2014
Heybeden Rejim Bekçisi İsmail Hakkı Çıktı
08.07.2014
KİME OY VERECEKSİNİZ?
03.07.2014
1.CUMHURİYETİN SONU
01.07.2014
CHP’nin siyasal namusu ve Deniz Baykal
26.06.2014
Meğer İhsanoğlu Kağıttan Adaymış
25.06.2014
Eski Türkiye’ye veda virajları
20.06.2014
ÇATI DEĞİL “UYDU” ADAY
17.06.2014
Ortadoğu kilidini açacak anahtar: Türk-Kürt İttifakı
12.06.2014
ÇÖZÜM SÜRECİNDE YENİ BİR YOL?
10.06.2014
KÜRTLERİN TEPESİNDEKİ DEMOKLES KILICI
08.06.2014
Kürtlerin 2. Kemalizm Dönemi
06.06.2014
ÖCALAN İLE HDP ARASINDAKİ MAKAS
03.06.2014
Laik kibrin yeni hastalığı: Obsesif-Kompulsif Erdoğan Bozukluğu
29.05.2014
ÖCALAN, ÇOCUKLARI İADE EDECEK
25.05.2014
Vesayetin yeni sürüm yaşam kaynağı: Aleviler 2.0
20.05.2014
İSTİFA ETMEK BİR YENİLGİ MİDİR?
19.05.2014
Türkiye'nin McDonald's solcuları
13.05.2014
Yeni Türkiye'nin Cenne Çamurcuları
04.05.2014
GAME OVER TÜRK SOLU
29.04.2014
Emekliliği geçmiş liberallerin Erdoğan'la imtihanı
27.04.2014
YENİ SÜRÜM VESAYET: AYM 2.0
23.04.2014
1.CUMHURİYETİN ÇILGIN ÇOCUKLARI
21.04.2014
HER TÜRLÜ YASA İTİNA İLE İPTAL EDİLİR
15.04.2014
Resmi ideolojinin emniyet sübabı olarak AYM
13.04.2014
Ak Parti Olağanüstü kongreye gitmeli (mi?)
08.04.2014
BDP; Türkiye’deki muhalefet boşluğunu doldurabilir mi?
06.04.2014
Türkiye’nin Acil İhtiyaç Listesi: 1-Muhalefet
01.04.2014
SANDIKTAN NE ÇIKTI?
25.03.2014
TWİTTER CIVITTI MI?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları