Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'


09.07.2013 - Bu Yazı 2741 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Nasır 1956'da "Camilerimiz yıkılıyor, ama bazı Müslüman ülkelerden ses seda yok, "Nuri Said, Menderes bir gün kendi halkı tarafından asılacak! Emperyalistlere lânet!" diye bağırıyordu.

 

Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'

3 Temmuz 2013 gecesi, Mısır’da bir ‘olay’ yaşandı. Çok değil bir yıl önce yapılan seçimler sonucu Cumhurbaşkanı olan Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketinden Muhammed Mursi ordu tarafından görevinden alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Ardından tutuklamalar başladı. Kimine göre bu olayın adı ‘devrim’di, kimine göre ‘karşı devrim’. Bana göre ise tipik bir ‘darbe’ydi. Bunlar olurken Tahrir Meydanı’nda Mursi karşıtları, Adeviye Meydanı’nda Mursi yandaşları kitlesel gösteriler yapıyordu. Tahrir’de coşkulu bir sevinç, Adeviye’de hüzünlü bir öfke vardı. 


Hem uzmanı olmadığım hem de zamanı olmadığı için yaşananların arka planına girmeyeceğim, sadece ‘amasız’ bir şekilde darbeyi kınadığımı, (hatta hiç kullanmadığım bir terminolojiyle) lanetlediğimi söylemekle yetineceğim. Umarım, her iki alandaki halkın ateşi kısa sürede makul düzeye iner, darbeciler yanlışlarından kısa sürede dönerler, serbest seçimler en kısa sürede yapılır, meydanları dolduran Mısırlılar bu sefer seçim sandıklarını doldururlar ve kendilerini kimin yöneteceğine seçimler yoluyla karar verirler. 
Olan biteni hüzünle izlerken daha önce birkaç kez yazıya döktüğüm için epey bildiğim Mısır’ın uzun ve karmaşık tarihi gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Başlıktaki olayın biraz öncesinden başlayan, biraz sonrasına uzanan bu yazıyla, Mısır’ın tarihinden bir kesiti sizlere de sunmak istedim. 


Napolyon’un Doğu Seferi 

O günlerde Fransız İhtilali’nin generali olan Napolyon Bonapart’ın 2 Temmuz 1798’de İskenderiye’yi, üç gün sonra da Kahire’yi ele geçirmesi sadece Osmanlı değil Arap tarihinde de bir dönüm noktası olmuştu. Bir yazarın dediği gibi “Napolyon, Doğu Prensesi’ni bin yıllık uykusundan uyandırmıştı.” Çünkü yanında sadece askerleri değil, çeşitli disiplinlerden bilim adamlarını, kütüphaneler dolusu kitapları, bilimsel bir laboratuvarı, matbaa gibi Batı icatlarını da getirmişti. Napolyon Mısır’da çok kısa kalmış ama 1801’de ayrılırken geride Avrupa kültürü ve 1789 Fransız İhtilali’nin düsturlarıyla tanışmış bir Mısır bırakmıştı. 
Mısır, daha Kavalalı Mehmed Ali Paşa döneminden (1805-1849) itibaren Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkilerini en alt düzeye indirmiş, Batılılaşma projelerine hız vermişti. Kavalalı’nın ardıllarından Abbas Paşa, Osmanlılara karşı İngilizlerin desteğini almaya çalıştıysa da, kendisinden sonra gelen Said Paşa rotayı tam tersine çevirecek ve 1859’da Fransız mühendis Ferdinand de Lesseps’e Süveyş kıstağı üzerinde bir kanal açma iznini verecekti. Bu olay, Mısır’ın kontrolünü Hindistan Yolu’nun güvencesi gören İngilizlerle Osmanlıların arasını açtı ancak kanalın yapımını önlemeye yetmedi. İnşaat sürerken Mısır’ın bozulan maliyesi yüzünden Kanal İdaresi, Fransa ve Britanya arasında paylaşıldı. 1869’da Süveyş Kanalı açıldıktan sonra Mısır tarihini yükselen Arap milliyetçiliği ile Fransa ve Britanya’nın başını çektiği Osmanlı aleyhtarı politikalar belirledi. 

1882’de İngilizler Mısır’ı işgal etti, 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Mısır’da ‘Protektora’ (Himaye) denilen bir yönetim biçimine geçti. Yönetimde yerel paşalar vardı ama idare İngilizlerin denetimi altındaydı. İngilizler bu yerel idarecilerin eliyle yeni filizlenen Arap milliyetçiliğini bastırmaya çalışıyordu. Ancak savaş bittiğinde Arap milliyetçileri ‘derhal bağımsızlık!’ dedi. O sıralar İngilizlerin Mısır’daki olağanüstü yüksek yetkilisi olan Lord Allenby ipleri gevşek tutmayı akıl etti ve 28 Şubat 1922’de Mısır bağımsızlığını ilan etti. Tahta I. Fuad geçtiğinde Mısır, diğer Ortadoğu ülkelerine göre çok sorunsuz biçimde ulus-devletini kurmuş görünüyordu. Ancak durumun öyle olmadığı sonra ortaya çıkacaktı. 


Yeni Efendiler sınıfı 

Ülkedeki iyi okullardan mezun, iyi yetişmiş, şehirleşmiş, ancak kronikleşmiş ekonomik krizlerden büyük zararlar görmüş olan ‘Yeni Efendiler’ sınıfı ile Batı yanlısı toprak sahipleri arasındaki çatışmalar çok derindi. Çürümüş düzene, Batı yanlısı politik kültüre karşı şiddeti de kullanarak savaşmaya ant içmiş Yeni Efendiler, 1930’larda Genç Müslüman Erkekler Birliği, Genç Mısır Birliği, Müslüman Kardeşler (İhvan) gibi eğitimli gençlik örgütleri ve çeşitli entelektüel edebiyat hareketleriyle yeni bir karşı kültür oluşturmaya soyundu. Mısır’da yayımlanan çeşitli gazete ve dergiler, kitaplar Arap milliyetçiliğini tüm Arap dünyasına yaydı. Kahire, Beyrut, Şam, Bağdat gibi merkezler arasındaki kültürel işbirliği, atölye çalışmaları, seminerler, konferanslar, öğretmen ve öğrenciler, bilim adamları, gazeteciler, artistler, edebiyatçılar arasındaki ilişkiler aracılığıyla ortak bir Arap kültürünün oluşturulması süreci derinleşti. 
Süveyş Kanalı’nın açılışının 80. yılında köprülerin altından çok sular akmıştı. Müsrif ve şımarık kral Faruk alabildiğine yıpranmış, 1950’de başlıca vaadi İngilizleri Kanal Bölgesi’nden çıkarmak olan Vafd Partisi iktidara gelmiş, Vafd’lı Başbakan Nahhas Paşa 1951 sonbaharında, 1936’dan beri geçerli olan Britanya-Mısır Dostluk Anlaşması’nı feshetmişti. Bunlar olurken bir yandan İsrail’deki Siyonist örgütler, bir yandan Mısır’daki Müslüman Kardeşler Kanal Bölgesi’ndeki İngiliz garnizonunu hedef almaya başlamıştı. 


Kahire yanıyor! 

İngilizlerle Mısırlılar arasında ilk ciddi çatışma 25 Ocak 1952 günü İsmailiye’de yaşandı. İngilizlerin polis karakolunu tanklarla kuşatmasıyla başlayan çatışmalarda 50 civarında Mısırlı polis hayatını kaybederken 80 kadarı da yaralandı, İngiliz birlikleri 200 polisi de esir aldı. Olayların ardından toplanan kabine Britanya ile olan diplomatik ilişkilerin derhal kesilmesi ve Kahire’de yaşayan İngiliz kolonisinden 80 kişinin tutuklanması kararını aldı. 

İsmailiye olayının ertesi günü, 26 Ocak 1952’de Kahire’de sabahın erken saatlerinde tarihe ‘Kara Cumartesi’ olarak geçecek olaylar patlak verdi. Başkentteki Giza Üniversitesi avlusunda toplanan değişik ideolojik kimliklere mensup çok sayıda Mısırlı genç başbakanlık binasına doğru yürüyüşe geçmiş, Kral Faruk’un ikamet ettiği Abidin Sarayı’nın önünde toplanmış olan Müslüman Kardeşler ve El Ezher öğrencilerinden oluşan diğer grup ile birleşerek başbakanlık binası önünde sloganlar atmaya başlamıştı. Sayıları 15 bine ulaşan grup, Sosyal İşler Bakanı Abdülfettah Hasan’ın yaptığı ateşli balkon konuşmasının ardından İngilizler ve Kral Faruk aleyhinde sloganlar atarak kent merkezinde yürüyüşe geçti. Kendisine yönelik protestoların Kahire sokaklarında yükselmeye başladığı saatlerde Kral Faruk ikinci eşi Neriman’ın dünyaya getirdiği oğlu Ahmed Fuad’ın doğumu şerefine başkanlık sarayında büyük bir ziyafet vermekteydi. 
İngilizlere ait ne kadar kurum ve işletme varsa hepsi protestocuların hedefindeydi. Bedia Gazinosu, Rivoli Sineması, Barclays Bankası, Metro Sineması, Ford Motor Company Sergi Salonu ve Shepherd Oteli bunların başında geliyordu. Bu binaların tahrip edilip, ateşe verilmesinin ardından sıra bu kez yine İngiliz mülkiyetinde olan uçak şirketi, bar, lokanta, tuhafiye ve gece kulüplerine gelmiş, pek çoğu yağmalanmıştı. Bunların imha edilmesinin sonrasında gittikçe kontrolünü yitiren kalabalıklar bu defa Kahire’de Fransızlar, İsviçreliler ve İtalyanlar gibi sayıca daha az olan yabancıların kabare, kafeterya ve otellerini gözlerine kestirmişti. İngilizlerin Turf Kulubü’nde dokuz İngiliz öldürülmüş, İsviçreli ünlü konfeksiyon mağazası Groppi ve Fransızların pastaneleri de yerle bir edilmiş, dükkânlarda satılan mallar sokaklara saçılmıştı. 

Mısır polisi ve ordusu uzun bir bekleyişin ardından ancak akşam saatlerinde olaylara müdahale etti, çok sayıda kişiyi tutuklayarak kargaşa ortamını bastırmaya muvaffak oldu. Lakin Kahire birkaç saat içerisinde yangın yerine dönmüş, kent merkezindeki dükkân, kahvehane, lokanta, otel, tiyatro, sinema, silah ve otomobil galerisi, banka ve idari binaların yer aldığı 700 civarında yapı yakılıp yıkılmış, 26 kişi hayatını kaybetmiş, 552 kişi yaralanmıştı. Maddi hasar 3,5 milyon pound civarındaydı. Olayların bastırılmasından sonra Kral Faruk sıkıyönetim ilan etti ve Başbakan Nahhas’ı azletti. Ancak kimse tutuklanmadı. Kimine göre olayları Nahhas’ı tasfiye etmek için Kral Faruk organize etmişti. Kimine göre 1951’de Dostluk Antlaşması’nı iptal eden Başbakan Nahhas’tan intikam almak için İngilizler tarafından organize edilmişti. Kimine göre ise Müslüman Kardeşler çıkarmıştı. Sonuç olarak olaylara şahit olanların, gayet ustaca planlanmış dediği yağma ve yangının arkasında kimlerin olduğu hiçbir zaman öğrenilemedi. (Bilmem ‘Kara Cumartesi’ ile İstanbul başta olmak üzere bazı şehirlerde 6-7 Eylül 1955’te yaşananlara benzeyen yanlarını fark ettiniz mi?) 


Hür Subaylar darbesi 

‘Kara Cumartesi’den yedi ay sonra, 23 Temmuz 1952’de kendilerine ‘Hür Subaylar’ diyen bir grup radikal milliyetçi asker monarşi yönetimine son verdi. Kral Faruk hatıralarında “İktidarımı devirenler Müslüman Kardeşler, devrim subayları onların elinde bir maşadan ibaretti” diyecekti. 
Hür Subaylar hareketinin perde arkasındaki karizmatik lideri Cemal Abdül Nasır, 1954’te iktidarı şahsen ele aldığında yaptığı konuşmada, Mısır’ın Osmanlılardan beri sürdürdüğü ‘Firavuncu’ izolasyon politikalarına son verdiğini açıkladıktan sonra olaylar çok hızlı gelişti. 
Nasır, desteklerine karşılık Müslüman Kardeşler’e vaat ettiği beş bakanlığı vermeyince ilişkiler bozuldu ve örgüt 26 Ekim 1954’te İskenderiye’de halka hitap eden Nasır’a başarısız bir suikast girişiminde bulundu. Mısır, ABD’nin Sovyet etkisini sınırlamak için kendisine yakın Ortadoğu ülkelerine 1955’te kurdurduğu Bağdat Paktı’na dahil olmakta çekinceli davranınca ABD Dışişleri Bakanı Dulles tarafından Assuan Barajı’nın yapımı için Dünya Bankası’ndan verilen kredinin dondurulması ile tehdit edildi. Bu fırsatı kaçırmayan Sovyetler Birliği, barajın finansmanını üstlendi ve bölgeye yerleşti. 
Ardından Nasır 1956’da Süveyş Kanalı’nın millileştirilmesi kararını aldı. Bu Batılı ülkelerin kabul edebileceği bir şey değildi. Nitekim İsrail, İngiltere ve Fransa Mısır’a karşı ortak harekâta geçtiler ve Sina Yarımadası’nı işgal ettiler. Bombardıman sürerken Nasır, “Camilerimiz yıkılıyor ama bazı Müslüman ülkelerden ses seda yok. Yanımızda olmayan Müslüman ve Arap ülkelere lanet! Nuri Said, Menderes bir gün kendi halkı tarafından asılacak. Emperyalistlere lânet!” diye bağırıyordu. 1957’de ABD ve SSCB’nin baskısıyla söz konusu işgal büyük ölçüde kaldırıldı. Gerçi Mısır Sina Yarımadası’nın bir kısmını hiçbir zaman geri alamadı ama Süveyş Kanalı’nın Mısır’ın elinde kalması Nasır’ı Arap milliyetçiliğinin yıldızı yapmaya yetti. 


Birleşik Arap Cumhuriyeti 

ABD ve Britanya desteğiyle ‘Ortadoğu’da Osmanlı’yı yeniden canlandırma’ hayali kuran DP’li Başbakan Adnan Menderes Suriye’yi Bağdat Paktı’na girmeye zorluyordu. Bu baskılardan bunalan Suriye, 1 Şubat 1958’de Mısır’la, Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında birleşme kararı aldı. Haritalarda Suriye ve Mısır adları yerine ‘Güney Bölgesi’, ‘Kuzey Bölgesi’ yazıldı.

24 Şubat 1958’de Şam’a sürpriz bir ziyarette bulunan Nasır’ın ilk işi Suriye’nin başına, yakın adamı Abdülkerim Amir’i atamak oldu. Mısırlı generaller, Suriye ordusunun önemli noktalarına getirildi. Baas (1943’te Sünni Salah Bitar ve Ortodoks Mişel Eflak tarafından Şam’da kurulmuştu) dahil tüm siyasi partiler kapatıldı. Bu durum Baasçı subayların gururunu kırdı. Nasır’ın Suriye’de büyük bir toprak reformuna girişmesi, daha önce askerî darbeler sırasında büyük yaralar almış Suriyeli ayan sınıfını tedirgin ederken, işyerlerinin devletleştirilmesi Suriyeli iş çevrelerini korkuttu. Buna Nasır’ın millici politikalarına kızgın olan Batı ülkelerinin kışkırtmaları eklenince Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin suyu ısındı. 1961’de Baasçı subaylar birlik karşıtı bir ayaklanma başlattılar. Nasır önce duruma müdahale etmek istedi ama sonra Araplar arası kavgayı önlemek için Suriye ve Yemen’in birlikten çekilmesine izin verdi. Mısır bundan sonra da Birleşik Arap Cumhuriyeti adını kullanmaya devam etti. 

1967’de İsrail’in galibiyeti ile biten Altı Gün Savaşı ile karizması zarar gören Nasır 28 Eylül 1970’te kalp krizinden öldü. Yerine geçen Enver Sedat’ın ilk işi Birleşik Arap Cumhuriyeti adını Mısır Arap Cumhuriyeti yapmak oldu ama Arapları birleştirme hevesinden vazgeçmedi. 1971’de Mısır, Libya, Sudan ve Tunus’un birleştiği ilan edildi. 1970’lerin ortalarında Libya ve Tunus birleşmeye çalıştı. ‘Araplar’ adına son büyük atak 1973’te Enver Sedat’ın Süveyş Kanalı çevresindeki toprakları ABD ve SSCB’nin baskıları sayesinde İsrail’den geri alması oldu. Ancak altı yıl sonra Sedat’ın İsrail’le barış anlaşması imzalaması, ABD ile ilişkileri sıkılaştırması ve ekonomik liberalizmi seçmesi milliyetçilik yanılsamasına son noktayı koydu. Milliyetçiliğin boşalttığı alanı Pan İslamcı ideoloji doldurmaya başladı...

 

Özet Kaynakça: Mahmut Dikerdem, Ortadoğu’da Devrim Yılları, Cem Yayınevi, 1990; Zeynep Güler, Süveyş’in Batısında Arap Milliyetçiliği: Mısır ve Nasırcılık, Yenihayat Kütüphanesi, 2004; Adid Davişa, Arap Milliyetçiliği, Zaferden Umuda, Literatür Yayıncılık, 2004; Ali Bilgenoğlu, “Kahire’de Kara Cumartesi”, Toplumsal Tarih, S. 213. s. 30-37; Ayşe Hür, “Müslüman Kardeşler kimdir”, Taraf, 06.0.2011.

 

Facebook Yorumları

reklam
7.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
21.3.2016
Sene 1871: 72 günlük 'muzaffer ve mağlup' Paris Komünü
13.3.2016
Harem: Efsaneler, gerçekler
6.3.2016
Tarihten Kara Fatma portreleri
28.2.2016
1938 Donanma Davası
22.2.2016
Bir asırlık dostlar: Türkiye-SSCB/Rusya
14.2.2016
Kalpsizler için 'intihar kasidesi'
8.2.2016
1919 Erzurum ve Sivas kongrelerinde Kürtler
1.2.2016
1919-1920 Sevr sürecinde Kürtler
25.1.2016
'Küçük Kara Balık' ve Leyla Zana
17.1.2016
Darülfünun, üniversite, Einstein, cadı kazanı
10.1.2016
Bediüzzaman efsanesi, Said-i Nursi gerçeği
4.1.2016
İslamcıların ve sağ muhafazakarların Hitler sevdası
28.12.2015
'Barbar Türk', 'idraksiz Türk', 'Müslüman Türk'
21.12.2015
Cumhuriyet'in kanlı 'Kürt bilançosu'
14.12.2015
Kızıl Elma nedir, neresidir?
6.12.2015
Canip Yıldırım ve Necip Fazıl'dan 1937 Karaköprü Faciası
29.11.2015
Rusya ders kitaplarındaki Osmanlı/Türk bilgisi
22.11.2015
ABD dış politikası ve 'Kürtlerin trajedisi'
16.11.2015
Şarkiyatçılık, Garbiyatçılık, İslamcılık, 'Yeşil Kuşak'
8.11.2015
5186 sayılı Atatürk'ü Koruma Kanunu
1.11.2015
Siyasi ve mali silah olarak idam ve müsadere
25.10.2015
Aktrollerin alamet-i farikası: Osmanlı Devlet Arması
12.10.2015
Yakın tarihimizden katliamlar ve itiraflar
5.10.2015
Bir örgüt: İTC... Bir gazeteci: Ahmed Samim... Bir tetikçi: Çerkes Ahmed...
28.9.2015
Yüzde 100 yerli: Karamanlılar ve Hay-ho(u)ro(u)mlar
20.9.2015
Hem yakın hem uzak: Bulgaristan Türkleri
13.9.2015
Özerklik açıklaması yapmak suç mudur?
6.9.2015
6-7 Eylül 1955 yağması ve 1964 sürgünleri
31.8.2015
Bonapartizm, Yeni Osmanlılar ve Paris Komünü
24.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
17.8.2015
Her daim itibarlı (!) meslek: Jurnalcilik
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
3.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
27.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
20.7.2015
Beş asırlık hülya: Karadeniz-Marmara izdivacı
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
15.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
25.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
11.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
01.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive