Ayşe Böhürler

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Seçmen nezdinde


30.6.2018 - Bu Yazı 387 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçim gününü, öncesi ve sonrasını medyadan değil de halkın arasında sahada, olayların geçtiği zeminde izlemek bana başka bir gözlem imkanı verdi. Bu vesileyle de hem iç muhalefeti hem de dış muhalefeti başka bir gözle görme imkanı buldum. Özetle bu seçim bana bir vekil adayı olarak Türkiye siyaset sahnesini halkın arasında izlemek imkanı verdiği gibi bambaşka bir bakış açısı da kazandırdı.

***

AK Parti’yi kuran 74 kişiden birisiyim. 11 yıl MKYK üyeliği yaptım, ilçe ilçe, mahalle mahalle teşkilatların ve bu hiyerarşik yapının nasıl büyük bir emekle yapılandığını bilirim. Ancak bu yapının bugüne taşınan sürdürülebilir ve halka halka büyüyen bir yapıya dönüştüğünü görmek bu emeğin farkında olan birisi olarak beni çok mutlu etti. Bizim seçmenimiz de teşkilat mensubumuz da elini her zaman taşın altına koyar, emeğini esirgemezdi… Kuruluştaki bu ruhun; eskileriyle, yenileriyle, gençleriyle, kadınlarıyla birlikte bu seçimde sahalarda yaşatıldığını yakından gördüm. Sn. Erdoğan kuruluş sürecinde bize ve teşkilat mensuplarımıza yaptığı tüm konuşmalarda sürekli “bu partiyi millet kurdu millet yaşatacaktır, bu parti milletin partisidir, aman ha onlara farklı davranmayın!.. “ uyarısında bulunurdu. Bu tespitin ne kadar gerçek olduğunu16 yıl sonra mahallelerde, sokaklarda, çarşılarda, evlerde gördüm. Gördüğüm odur ki Sn. Erdoğan’ın liderliğinde bu partiyi millet kurmuş ve millet yaşatıyor ve yaşatacak!

***

Sahada ilçe ya da mahalle bazında teşkilatın kuruluşunda çalışmış herkes ilk elden kendisini AK Parti kurucusu olarak tanımlıyor ve tanıtıyor. Ve bu duyguyla partisine her yerde ve zeminde sahip çıkıyor. Bu onun için bir onur ve gurur vesilesi. Bu nedenle de fedakarlıktan çekinmiyor. Kişisel husumetleri yok saymayı biliyor. Sonuçta olanı ülkesinin, ailesinin ve kendisinin istikbali olarak görüyor. Bu süreç Parti çalışanlarında toplumla hemhal olmanın yanı sıra büyük bir siyasi kültür de gelişmesine katkı sağlamış. teşkilatta yeni çalışmaya başlayan ile eskiler hemen fark ediliyor. Kime nasıl davranılır? Nerede ne konuşulur? İnsanlara hitap ve bir meseleyi kırmadan dökmeden anlatmak konusunda da uzman olmuşlar. Çatışmasız sükunetle bulundukları her yerde kendilerini ifade edebiliyorlar. Doğrusu sabırlarını, insan yönetme becerilerini çok takdir ettim. Her gün, günde 14 saati bulan bir çalışma temposunda bin bir insanla muhatap olurken bunu sürdürmek hiç de öyle kolay bir iş değildi. Ayrıca bu çalışmaların hepsi de gönüllülük esasına dayanıyor ve gerçekten büyük bir özveri istiyor. Şöyle bir örnek vermek isterim; seçim boyunca merkezi bölgelerde olan AK noktalarda gündüz kadın kolları; gece de gençlik kolları durdu. Çoğu mahalle teşkilatından olan hanımlarla sohbet ederken gördüm ki hepsi özel hayatlarını adeta askıya almışlar. Evde hasta yaşlı bakanı da, çoluğu çocuğu olanı da vardı. Ciddi durumda olan ameliyatları, tedavisini seçim sonrasına bırakanlara bile şahit oldum. İftarlarını evlerinde değil de mahalle iftarlarında halk ile beraber yaptılar. Arife günü dahi, AK Noktalarda beklediklerini, eve gidip temizlik yapamadıklarını, yapmaya niyetlenenlerin de uyuyup kaldığını ben biliyorum.

AK Parti’nin kurumsal yapısı ve tecrübesi 65 gün boyunca Türkiye sathında büyük bir kitleyi mobilize ve organize etti. Elbette aksayan noktalar da oldu, ancak bunların hiçbirisi de seçim sürecini ve sonuçlarını etkileyecek işler değildi. Sistem çalıştı ve hiç fire vermedi, herkes vazifesini yaptı. Ben en azından İstanbul il teşkilatına ve kendi bölgemdeki 12 ilçede çalışanlara teşekkürü bir borç bilirim. Evden oturup ahkam kesip “o öyle yapılsaymış bu böyle olsaymış” demek çok kolay! Ama sahada çalışmak, milyonları organize etmek çok zor! Bu zor süreçten her seferinde büyük bir başarıyla çıkan Sayın Erdoğan ve AK Parti yönetimini; davalarını ailelerinin, işlerinin ve sağlıklarının önüne koyarak çalışan teşkilat mensuplarını (özellikle de Kadın Kollarını) canı gönülden kutluyorum. AK Parti teşkilatlarını siyasi kültürü, adap ve terbiyesi de toplum içinde uzlaşmacı tavırları Sayın Erdoğan liderliğinde büyük bir siyaset okulunun yüzbinlerce mezun verdiğini bize gösteriyor. Sağ olsunlar, var olsunlar!

***

Sahadan muhalefet tarafı da farklı görünüyor. Sadece bilinenler değil , yerine göre mıkırdanarak, yerine göre sinsice muhalefet yapanları da halkın nasıl değerlendirdiğini görebiliyorsunuz. Mete Yarar’ın önceki günkü “seçmene Amazon’da yeni bulduğunuz ilkel kabile muamelesi yapmaktan vazgeçin” başlıklı yazısı bu durumu çok iyi özetliyor. “Memleketimizin insanının sağduyusu ve feraseti vardır. Ona makarnacı, kömürcü sıfatlarıyla yaklaşanların önce kendilerine bakmasını öneririm. Her şeyin azına sahip olanların bütün cephelerde gönüllü olduğunu unutmayın. Onlar kurtuluş savaşının ruhunu hâlâ taşıyorlar. Tuzu kuru olanlar hangi manda yönetimi daha iyidir tartışması yaparken Anadolu son evladını da elindeki iki şeyden birini de cepheye gönderiyordu. O nedenle ilk sıkıştığı anda yurt dışına kaçma planları yapanların kimseye makarnacı demeye hakkı yoktur. Bu söylem siyaseten de kimseye fayda sağlamaz.”

İnanın saha da tam böyle düşünüyor. Hepsini “CHP kafası” deyip bırakıyor. Ne Chavez ne de Putin’den filan örnek vermeye, çeviri siyasi analizlere filan gerek yok. Türk halkı için bütün bu nobran, kibirli tavırlar CHP kafası işte! Buna karşı durarak ve onlara değer veren tek lider Tayyip Erdoğan. Bu hastalıklı bakış bugünlerde bizim mahallenin bazı sokaklarında görülüyor. Siyasetten entelektüel söylemler bekleme, seçmene hoca kıvamında öğrenci muamelesi çekme, Erdoğan’a oy verebilme ihtimalinden üzüntü duyma gibi… En dikkat çekici olanı da Muharrem İnce rüzgarını ciddiye alıp gidecek umuduna kapılmaları. Uzun süredir bu değişimi yakından izliyorum. Yine de bazı kareler beni gerçekten çok şaşırtıyor. Mesela Elif Çakır’ı Muharrem İnce’nin uçağında; hem kendisi hem de İnce için imaj röportajında görünce “hah projeye dahil olmuşlar” deyiverdim.

Facebook Yorumları

reklam
29.06.2019
Tas yere düşmeden çınlamaz…
13.4.2019
Zafer mi hareket mi?
30.3.2019
Yarın seçim var...
9.2.2019
Mehmet Genç’e saygının da ötesinde…
26.1.2019
Toplumsal cinsiyeti konuşmak...
19.1.2019
Hala başörtüsü mü?
12.1.2019
Türk düşünce tarihimiz içinde ‘İslam’
5.1.2019
Öğrenciyi müşteri gibi görmekten vazgeçmeli…
29.12.2018
Kim var imiş biz burada yoğ iken…
17.11.2018
İyiler Tayfası
4.11.2018
Gündelik hayat politikaları…
27.10.2018
Dip tartışmalar
13.10.2018
Toplumsal bozulmanın kötü kişisi kim?
30.9.2018
Tehlikeyi anlatırken…
15.9.2018
İşte geldik gidiyoruz
8.9.2018
Dar alanda kırk boğum…
1.9.2018
Hayatı yüzeyde yaşa-sanal dünyada dip yap!
25.8.2018
Arka sokaklardan Batı’ya bakınca…
18.8.2018
Bu kriz hapşırık bile değil!…
11.8.2018
Nasıl bir gelecek?
4.8.2018
Hayatı simülasyon olarak yaşatmak…
28.7.2018
Eğitimde düalizm ve Kapadokya örneği
21.7.2018
Din eğitiminde orta yol mümkün mü?
14.7.2018
Yeni dönem: Bürokrasi ve fuzzy mantığı
7.7.2018
Yeni yüzyıl yeni sistem
30.6.2018
Seçmen nezdinde
23.6.2018
Seçmene kızgın “seçilmişler”
16.6.2018
Kültürel iktidar
9.6.2018
Sahalardan seçim gözlemleri
26.5.2018
Kriz başlıkları
19.5.2018
Akıl dışı efsaneler insanlığın önüne geçiyor
12.5.2018
Çözüm yasaları…
5.5.2018
CHP’nin hesabı ve umudu?
28.4.2018
Alacakaranlık siyaseti
21.4.2018
Seçim davranışını ne etkiler?
14.4.2018
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
7.4.2018
Kurum ve kuruluşlar için farkındalık
18.3.2018
Rusya’nın büyük gaspı ve İngiltere gerilimi
10.3.2018
Kime itibar edelim?
3.3.2018
Kutsal at
2.3.2018
Dragut Reis ya da Turgut Reis’ten bugüne Cezayir
24.2.2018
Mağduru koruyarak tacizciyi cezalandırmak…
17.2.2018
Sahadan
10.2.2018
İran, tesettür ve biz
3.2.2018
CHP’nin Kürtlerle imtihanı ve yeni rotası
27.1.2018
Afrin harekâtına destek ve Anadolu irfanı…
6.1.2018
İyiliğe davetin formatı yok mu?
17.12.2017
Yardıma muhtaç bir halk değil, devlet!
2.12.2017
İnanç kültürü, hızlı moda ve işçiler…
18.11.2017
Kendinden nefret edenler
5.11.2017
Bakü’den ve Türkiye’den notlar…
21.10.2017
Küresel sahnede birleşik Avrupa’ya ihtiyaç var mı?
14.10.2017
Serhat boylarından…
7.10.2017
Kral ve Ayetullah
30.9.2017
Din yorgunu gençler!
24.9.2017
Öküz altında buzağı aramadan
17.9.2017
Eğitimden siyasete vasatlaşma
9.9.2017
Siyaseti tarihe yaslamak…
26.8.2017
Asker ocağında eğitim…
19.8.2017
Yenilikçiler-Tayyipçiler-AK Parti
12.8.2017
Milli kültür meseleleri ve maarif davamız…
5.8.2017
Kadın aleyhine işler
29.7.2017
Kudüs kapısı
22.7.2017
Kur’an bütün zamanlar için geçerli bir hidayettir…
15.7.2017
Maskeler düşerken…
8.7.2017
Kötülüğü yalnızlaştırmak!!!
1.7.2017
Kriz istikrarlaştı/ Kabile ve küresel iktidar
24.6.2017
Körfezde Mesihi ruh!
17.6.2017
Her şeye hazır kitle…
11.6.2017
Düzeltme/ Bizim kuşak
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive