Altın vuruş olarak S-400 alımı


16.06.2019 - Bu Yazı 155 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Prof. Dr. Serhat Güvenç, konuğum olarak katıldığı çarşamba günü ArtıTV’de yayınlanan Dünya ve Biz programımda S-400 alımının Türkiye’nin ABD ve NATO nezdinde “mavi kuvvetten kırmızıya olmasa da, sarıya geçtiği” anlamına geldiğini belirtti. Yine Serhat Hoca programın sonunda “siz olsanız nereden başlamayı önerirdiniz?” yollu varsayımsal soruma “Suriye siyasetini değiştirmekten” yanıtını verdi. Yalnızca İstanbul değil ülkemiz için önemli bir siyasal dönemeç olacağı anlaşılan 23 Haziran seçimlerine odaklanmışken bana öyle geliyor ki sanki perde açılacak ve korkarım, biz kendimizi bambaşka bir sahnede bulacağız. Bu bakımdan ben de, saygıdeğer Serhat Hoca’ya koşut biçimde, S-400 alımı ve Suriye konularının ülkemiz tarihi için merkezi önemi haiz olduklarını düşünüyorum.

Luis Bunuel – Burjuvazinin Gizemli Çekiciliği (1972)

Teknik açıdan S-400 alırsak neler olacak? Hava kuvvetlerimizin belkemiği olan F-16’lar yavaş yavaş uçamaz duruma düşecek. NATO’ya entegre hava savunma ve erken uyarı sistemimiz işlemez hale gelecek. CAATSA yaptırımları zaten had safhada kırılganlaşmış ulusal ekonomimizi doğrudan yıkım aşamasına hızla yaklaştıracak. Özellikle hava ve deniz kuvvetlerimizde peyderpey ama mutlaka ve artan ivmeyle ortaya çıkacak zafiyetin önünü almak için Rusya’dan SU-57 uçakları ve daha fazla sayıda S-400 sipariş etmemiz gerekecek. Bunların bakımı, mühimmatı, eğitimi için de Rusya’ya bağımlı hale geleceğiz.

Siyasal açıdan, tüm bunlar, aslen profesyonel istihbaratçı Putin’in tek bir hamleyle, NATO üyesi, NATO’nun kanat ülkesi Türkiye’ye iki S-400 bataryası iteleyerek belki 2007’den bu yana Rusya’nın Batı’ya karşı başlattığı yeni sürüm “melez savaşın” ilk zaferini getirmiş olacak. İslâmcılar, solcular, milliyetçiler, ulusalcılar aynı cephede saf tutmuş, Türkiye’nin onlara göre nihayet işin özünde “bağlantısızlığa” adım attığını sanarlar ve kamuoyuna S-400 alımını o yönde pazarlarken, Ankara hamaset şırıngasına abanıp “altın vuruşu” yapmış olacak.

Tiziano – Avrupa’nın Kaçırılması (1560-62)

S-400 alımı Türkiye Cumhuriyeti’ne zoraki eksen değiştirtecek. Bu ülkeyi iki yüzyıllık Batı’ya yönelen hattından ayıracak. Buna karşılık S-400 hangi ülkeden, nereden kaynaklanan hangi tehdide karşı bizi savunacak ve alımı neden zorunlu bilemiyoruz. Bataryaların nereye konuşlanacağı sorulduğunda, bizzat Milli Savunma Bakanı “İstanbul olur, belki Ankara olur, belki bir sanayi bölgesi olabilir” gibi muğlak yanıtlar veriyor. Kimileri “Mersin’e kuralım, Kıbrıs’a hakimiyet tesis edelim” gibi ilkokul çocuklarını güldürecek akla zarar önerilerde bulunurken, başkaları Fırat’ın doğusunun tarassut altına alınacağından söz ediyor.

Beni boş verin, hadi ben Kürtçü, hain vs. aklınıza ne küfür geliyorsa oyum. Önerim, Arda Mevlütoğlu, Can Kasapoğlu, Sıtkı Egeli, Serhat Güvenç, Aydın Sezer, Mitat Çelikpala gibi ilk batında akla gelen uzmanlardan bazıları, hepsi veya herhangi biriyle ister kapalı oturum, ister kamuya açık panel düzenleyip tartışsın MSB, Genelkurmay, Beştepe, havuz medyası temsilcileri S-400 alımını. Bakalım ikna edebilecekler mi, yahut ikna olmayacaklar mı, bu adımın zorunlu olmayışı ve sakıncaları hakkında.

Pekiyi 31 Temmuz’a kadarki şu son düzlükte dahi, S-400 alımından vazgeçmenin bedeli ne olabilir? Askeri açıdan bakarsak ilk başlık Idlip. Nitekim alım süreci işlerken dahi bir TSK gözlem noktası 35 adet havan mermisiyle hedef alındı, Suriye ordusunun harekatı da sürüyor. İki milyona yakın sivil Suriyelinin sınırımıza doğru süpürülmesi gündemde. Başka? Moskova için, liman imtiyazıyla birlikte Akkuyu, Türk Akımı doğal gaz petrol hattı zaten cepte. İlave bedel, ikili ticaret ilişkilerinde gelebilir. Öyleyse, vazgeçmeme ısrarı Rusya’nın ödettireceği bedelden değil, ABD’nin istenilenleri yapmamasından kaynaklanıyor. Nerede? Doğu Akdeniz ve Fırat’ın doğusu ilk akla gelenler.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin – Ekim 2017

Ekonomik açıdan çöküş anına yaklaşıyoruz. Tedavi yerine teselli, dönüp müdahale yerine öne kaçış, nedenlerle ilgilenme, tanı koymak yerine algı yönetimi, semptomları saklama yöntemiyle gidilecek yolun sonuna geldik. Ulusal ekonomiye ABD’nin bindireceği yük mü daha ağır olur, Rusya’nınki mi? “Kırk katır mı, kırk satır mı” demeyin, doğru yanıt ABD’ninki. Zira, batınca gideceğimiz kapı da IMF, IMF Vaşington’da. F-35 tedarik zincirinden dışlanacak, hatta aralarından bazıları belki iflasa dahi sürüklenebilecek savunma sanayi şirketlerimizin toplam kaybı on beş milyar ABD Doları düzeyinde. Süreç içinde edineceğimiz potansiyel teknik birikim kaybını saymıyorum dahi.

Diplomatik açıdan, sahi diplomasi diye bir şey vardı ya, olması gereken bu seçeneklerde bulunmaktan kurtulmak, kendimizi köşeye doğru boyamamaktı. ABD ile Rusya arasında, F-35 ile S-400 arasında seçim yapmaya zorlanmamış olmamız gerekirdi. Bu içine sürüklendiğimiz anın çevresinden şimdiye dolaşabilmiş olmalıydık. Hiç Moskova yahut Vaşington Büyükelçilerimizden, Dışişleri Siyasi Bakan Yardımcısından, girişimlerden, temaslardan, perde gerisinde yürüyen görüşme trafiğinden söz edildiğini duyuyor muyuz? Hayır.

Adını koyalım, S-400 alımı, örtülü bir Rusya darbesidir. Kremlin’de Rus Devlet Başkanı Putin’in kıs kıs güldüğüne emin olun. Putin için (de) 15 Temmuz askeri darbe girişimi adeta “Tanrı’nın bir lütfu” oldu. Rus uçağını düşürmek ve paraşütle atlamış pilotun havada katledilmesi, Rus Büyükelçi Karlov’un başkentimizin göbeğinde hem de bir polis memuru tarafından vahşice öldürülmesi nasıl ahiren hayallere dahi sığdırılamayacak karanlık olaylarsa, S-400 alımının da mantıkla, stratejiyle, teknolojiyle, diplomasiyle açıklaması yok. S-400 almak, içinde bulunduğumuz güç durumun koşullarını daha da zorlaştıracak. S-400 bataryalarının ülkemiz savunmasına dişe dokunur bir katkısı da olmayacak.

Buraya kadar üşenmeyip okuduysanız, maalesef boşa zaman harcadınız. Zira, bu yazının da S-400 alımı konusunda hiç bir etkisi olmayacak. Sayın Cumhurbaşkanı “alınacak demiyorum, alındı” dedi bile. Öyleyse, NATO ittifak üyeliğimizin sorgulanması TSK’nın yapısının köklerinden sarsılması demek olacak. Batı’yla olan mutsuz evliliğimiz de karşılıklı şiddetli geçimsizlik nedeniyle böylece sona erecek. Eh memlekette elhamdülillah herkes Amerikan düşmanı olduğuna göre, artık mitili arzu edildiği gibi Avrasya bozkırlarına atar, ebedi huzur ve mutluluğa kavuşuruz.

Nicedir iki sözde müttefik ABD ile Türkiye arasında bir ortak tehdit aranıyor, bulunamıyordu. Onun yerine süper ağır sıklet küresel güç ile orta sıklet bölgesel güç birbirlerinden tehdit algılamayı önceledi. Şimdi açık denizlere çıpasız sürüklenecek dış siyasetin maliyeti ne olacak, yaşayarak göreceğiz. Deneyimimiz, her daim mağdur tek adamın bu defa madurolaşarak kendini sağlama alma girişimi midir esasen, onu da yaşayarak belki anlayacağız.

 

Facebook Yorumları

reklam
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive