Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye


19.05.2019 - Bu Yazı 290 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ülkemizi, dükkânı kapatıp “yeni yerimizde yakında hizmetinizdeyiz” diyerek, taşımak olanağımız yok. Hem küresel çatışma, rekabet fay hatlarından birinin üzerinde oturuyoruz hem yakın çevremiz, Suriye, Irak, İran, çoğu zamanki gibi ateş çemberi. Hem ulus ve devlet olarak yönümüzü, yönelimimizi şaşırmamamız hem ulusal güvenliğimizi gündelik olarak sağlama alacak akılcı taktiksel adımları sürekli güncelleyerek atmamız zorunlu. Ulus ve devlet olmak özelliğimizi yitirmeden, çözülerek toplumdan toplama dönüşmeden, devleti enkaza çevirmeden.

Kaynak: Dr. Mohamad Reza Hafeznia – www.irangeopol.com

Bu genel jeostratejik arkaplan önünde söz konusu üç komşumuzla ilgili son gelişmeleri anlamlandırmaya çalışalım. Dilerseniz, Irak Başbakanı Adil Abdülmehdi*’nin haziranda gerçekleşmesi beklenirken herhalde erkene alınması uygun görülen Ankara ziyaretiyle başlayalım. Yenilik yok, “bıkkınlık veren ezberlerden” söz etmiştim, aynen devam.

Irak deyince üç anahtar sözcük dolaşıma sokulur: Güvenlik, yeniden imar, insani yardım. Nitekim, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da son Irak ziyaretinde Irak’a, hele şu içinde boğulduğumuz ekonomik bunalım ortamında, beş milyar ABD Doları tutarında katkı sözümüze sadık olduğumuzu yinelemişti. “Güvenlik” deyince 1990’lı yılların başında PKK’nin Kandil’e iyice yerleşmesinden itibaren Bağdat’la o konuda işbirliği arayışı anlaşılır. Hükümetler askere döner, asker çatık kaşla bakar, hariciye protokol üzerinde çalışır, ziyaret vesilesiyle protokol imzalanır vs. Bu defa da o cenahta bir farklılık yok.

Oysa, ABD’nin yine 1990’ların başındaki ilk müdahalesinden bu yana PKK’nin yuvalandığı yerlerin KDP denetimindeki alanda olduğu, Kandil dağ silsilesinin KDP ve KYB taraflarından girişlerinin yanı sıra, İran tarafıyla da bağlantılı bulunduğu, buraların hiç birinde Bağdat’ın esamisi okunmadığı gibi, esasen Irak’ın Türkiye’ye böyle bir ikram yapmakta hiçbir çıkarının bulunmadığını da herkes bilir. Ayrıca konunun yerli ve milli Kürt Meselesi boyutu da vardır. Söz oraya gelecek olsa, asker çakmak bakışlarla “sivil tarafın işidir” der, susar, velhasıl ite-dürte bu diplomatik ortaoyunu devam eder, gider.

Irak’ın “yeniden imarına katkı” demek de, “bize inşaat ihalelerinden, özellikle ballı altyapı ihalelerinden aslan payını verin, serde komşuluk hakkı var” demektir. “İnsani yardım” ise, elde kalan ne kadar gıda ürünü varsa, Irak’a ihraç etmek demek. Sonra bu ihaleler “yatırım”, gıda ürünü taşıyan kamyonlar da, “insani yardım konvoyu” olarak anlatılır. Bağdat ziyaretlerinde İmam Azam ve Abdülkadir Geylani türbelerinde Fatiha da okudun muydu, resim tamam olur. Ve tabii, haşa dış kapının dış mandalı Kürtler yerine “soydaş” Türkmenlerle fotoğraf verilmesi ihmal edilmeden.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Başbakanı Abdülmehdi’yi 15 Mayıs’taki kabulü

Şimdi dönelim diğer komşumuz Suriye’nin “donmuş çatışma” ortamına. Donukluk Idlip’te eriyor. “Idlip” dediğimiz yerin yüzölçümü, Bab ile Afrin ceplerinin toplamı kadar. Ülkemizde sayılarının 3.8 milyon olduğu tahmin edilen Suriyeli sivil varken, Idlip’te de üç milyon civarında sivilin yerleşik bulunduğu varsayılıyor. Bu insanlar, Suriye’nin çeşitli çatışma alanlarından 2011’den bu yana oraya sığınmış Esat muhalifleri ve Esat’la uzlaşma eğilimleri yok gibi.

Ankara ne zaman ki S-400 alımından cayar gibi oldu, Moskova Idlip’in güney yarısını havadan ve yerden bombardımana başlayarak Suriye ordusunun ileri harekatının önünü açtı. Hatta kimilerinin iddiasına göre, Afrin’in güneyinde Deniz Piyade Yüzbaşı Celalettin Özdemir Rusların “dost ateşiyle” şehit oldu, Milli Savunma Bakanı Akar’ın “beklenmedik” çıkışı da bu elim vakadan kaynaklandı. Harekatın başına da Kaplan Kuvvetleri’nin komutanı Putin’in gözdesi Süheyl Hasan’ın geçtiği belirtiliyor.

Aşağıdaki haritadan da görebileceğiniz üzere, Hmeymim Üssü’nü güvenceye almak adına önce 2011’den bu yana muhaliflerin elinde olan Qalaat Al Mudiq ve topografik önemi olan Tel Osman yükseltisi alındı. Harekatın kapsamının, yeni sınırın doğu-batı hattında Halep-Lazkiye karayolu olacak ve kuzey-güney hattında da Halep-Hama karayoluna kalıcı işlerlik kazandıracak biçimde ilerleyeceği görülüyor. Bu durum aynı zamanda, Han Şeyhun, Cisr el Şugur, Maarat el Numan, Ariha ve Sarakip nüfus merkezlerinin kuvvetle muhtemelen yakın vadede yani yaz aylarında el değiştireceği anlamına da geliyor.

Kaynak: Dr. Fabrice Balanche – www.washingtoninstitute.org

Böylece Türkiye’nin denetiminde Idlip yerleşim birimi ve yakınındaki Taftanaz Hava Üssü kalacak. Bölgede yerleşik üç milyon sivilin kayda değer bölümü, bu kuzey yarıya, daha önceki alanın yarısına ve o tek yerleşim birimine, sırtları Türkiye sınırındaki duvara yaslanarak yığılmış olacak. Gazze’nin yüzölçümü 365 kilometrekare ve nüfusu iki milyona yakın. Yani buranın oradan aşağı kalır yanı değil fazlası olacak. Tek geçim kaynakları da Cilvegözü’nün Suriye tarafı Bab el Hava kapısından alacakları haraçtan ibaret kalacak. Üstelik sivil nüfusun içinde elli bin civarında muharip var. Bunların kabaca beşte üçü El Kaide uzantısı Heyet Tahrir Şam (HTŞ) mensubu. Üç bin kadar da Cisr el Şugur’da yuvalanmış silahlı Uygur bulunuyor.

İşte son telefon görüşmelerinde Erdoğan’ın Putin’e “Esat işbirliğimizi sabote ediyor” yakınması; Çavuşoğlu’nun Idlip’te kalıcı ateşkes öngören “Soçi Mutabakatı” ve “Astana ruhu” hatırlatması; Akar’ın yukarıda değindiğim protestosu bu vahim gelişmelerden kaynaklanıyor. Ateşkesi kalıcı sanan Türkiye’ye karşılık Putin’in Idlip için bir “ağır çekilmiş Rakka senaryosu” öngördüğü de ortaya çıkıyor. Idlip’le karşılaştırıldığında S-400 satışının Putin’in yemek listesinin sonunda olduğu da anlaşılıyor.

Fırat’ın doğusuna tek yanlı askeri müdahale tutkusunda ise ayaklar nihayet suya erer gibi. Sanki en başından beri, en akla yatkın çıkış yolu olduğunu ileri sürdüğüm, bir “melez çözüm” üzerinde ve oldukça alçakgönüllü ama gerçekçi bir zeminde ABD-SDG-TSK üçgeninde uzlaşı zeminine yaklaşılıyor. Buna göre öyle 30 km. filan değil çok daha sığ bir derinlikte ve münhasıran Arap nüfuslu mini-ceplerde, ABD güçleriyle eşgüdümlü olmak kaydıyla noktasal TSK konuşlanmalarına cevaz verileceğe benzer. YPG’nin olası tepkisinin önü de Öcalan’la görüşme kanallarının açılmasıyla alınmaya çalışılıyor sanırım.

Buna karşılık, TSK’nin Suriye’den eğer günün birinde çekilecekse, en son çıkacağı yerin, topografik ve demografik özellikleri nedeniyle, Afrin olacağını öngörürüm. Dolayısıyla, YPG’nin Afrin’e karşılık Fırat’ın doğusunda ortak konuşlanma önerisi havada kalıyor. Bir de NATO içinden (?) bir üçüncü gücün oluşturulacak “güvenli bölgeye” yerleştirilmesi iddiası dolaşıyor ki, hiç olası gözükmüyor. Zaten Ankara, “Kürt Meselesi” olarak adlandırdığı dosyanın uluslararasılaşmasına öteden beri karşı çıkar ama içeride de ulusal barışçıl çözümü bir türlü yapılandıramaz.

Tüm bunlar olurken, Rusya ile ABD’nin güvenlik, istihbarat, terörle mücadele ve Suriye’de nihai siyasal çözüm konularında doğrudan ikili müzakereye başlamış olmaları hem iyi hem kötü haber. İyi, çünkü ikisi arasında anlaşırsa, arada sıkışmaktan kurtuluruz. Kötü, çünkü bizim oturmadığımız masada, bizim de ulusal çıkarlarımız görüşülüp, karara bağlanıyor olacak. İşte, diplomaside poz kesmek ile tutum almak arasındaki; gider yapmak, racon kesmek, posta koymak ile tepki göstermek arasındaki farkları, nüansları da belki deneye-yanıla, düşe-kalka öğreniyoruzdur diye umuyorum.

Tüm okurlarımın 19 Mayıs Bayramı’nı kutlarım: Her Şey Çok Güzel Olacak.

*Değerli büyüğüm Cengiz Çandar, Adil Abdülmehdi ile ta 1970’lerde Lübnan yıllarında başlayan dostluğunu “Mezopotamya Ekspresi” kitabında anlatır. Aciz bendeniz de 2000’li yılların başında Bağdat’taki tanışmamızı yeni çıkan “Gözden Irakta” kitabımda aktardım.

Facebook Yorumları

reklam
16.09.2019
Suriye'de niyet neydi, akıbet ne oluyor?
11.09.2019
Yurttaşın devletle imtihanı
9.09.2019
Bir kıvılcım mı düşer önce?
25.08.2019
Batasuna'dan bata çıka kayyumlara
23.08.2019
Çember daralıyor, oksijen tükeniyor
11.08.2019
Güvenli bölge uzlaşısı üzerine
7.08.2019
Fırat'ın Doğusu ve Erdoğan'ın misyonu
4.08.2019
Güvenli bölge, özgüvensiz ülke
1.08.2019
Ülkemizdeki Suriyeliler ve Suriye üzerine
28.07.2019
Garib ve Köse suikastlarını anlamlandırmak
26.07.2019
Kürt meselesi için çözüm penceresi
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive