Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset


20.3.2019 - Bu Yazı 219 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Yeni Zelanda Başbakanı Ardern’in taziyeye giderken başını örtmesi bir icraattır diyenler oldu. Doğru, bir halkla ilişkiler icraatıdır. İmamoğlu’nun Yasin okuması da öyle. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tekirdağ’da katliam görüntüleri izletmesi de. Tüm bu eylemlerde bir “niyet” var, biz de meşrebimizce “iyi” yahut “kötü” olarak okuyoruz o dışa vurulan niyeti.

Birbirlerinden bağımsız gibi görüngüler (“fenomenler”) aslında aynı bütünün parçaları olabilir. Dolunaya baktığımızda gördüğümüz ışığı yansıtan iki boyutlu bir yuvarlak. Ama biz onun üç boyutlu bir küre olduğunu biliriz. Anımsıyorum çocuktum, bulunduğumuz yerdeki bahçıvan kafasını kaldırıp bana “dün camide hoca söyledi, ayla dünya arasında bir sırık yokmuş onu orada tutan” demişti. Şaka yapıyor sanmıştım önce, ciddiydi. Ben de dalga geçmemiştim zaten.

Ayı dünyadan uzakta ama hep aynı uzaklıkta tutan bir sırığın olmadığını öğrenen bahçıvan, bu bilgiyi kendince en güvenilir kaynaktan ileri yaşta edindikten sonra, aynı bilgiyi diğer durduğu yerden gözlemlediği uzay cisimlerine de zihninde uygulayabildi mi? Bilmiyorum. Gözlem derken gözlem yapmanın insanın tüm türdeşleriyle paylaştığı bir yeti olduğunu varsayıyorum. Doğru mu? Gözle bakıp, akılla anlıyoruz. Bu zaten kendiliğinden işleyen bir süreç, özel çaba, çalışma gerektirmiyor.

Beethoven sağır olduğunda da olağanüstü eserler vermişti. Acaba önündeki kağıtta notaları yan yana dizerek, iki boyutlu, kağıdın üzerindeki kara mürekkeple mi düşünüyordu üstat? Zira notaları yan yana dizmenin tek geçerli grameri var(dı). Yoksa beyninde bizim dışarıdan tabiatıyla duyamadığımız muhteşem ezgiler mi çalınıyordu? Çok sonra Schönberg ve diğerleri o grameri dönüştürdüler, atonal müzik ortaya çıktı. Vokabüler kadar düşünüp, gramer kadar yaratmak.

Belki benim kadar yeteneksiz biri bile Mondrian’ın karelerden oluşan tipik yapıtlarından birini karşısına alıp, zaman ayırıp uğraşacak olsa aynını, yahut ilk bakışta aslından ayırt edilemeyecek denli bir benzerini kopyalayabilir cetvel, fırça ve boya yardımıyla. Dönüp Mondrian’ın ilk gençlik resimlerine bakarsak oysa, onun da emsallerinden aşağı kalmayacak “güzellikte” figüratif, empresyonist eserler verdiğini görürüz. Yahut bunu biliriz. Mondrian, bir düşünceyi sonuna dek izleme cüretiyle sanatında bir yerden başka, evrensel bir yere evrilmiştir, başka türlüsünü beceremediğinden değil.

Misvak dergisi alenen ırkçılık ve şiddet pornografisi yayıyor. Benim gibi düşünenler zamanında Charlie Hebdo’ya mizah (“satire”) anlayışına bayıldıkları için değil ifade özgürlüğü adına sahip çıkmıştı. Öyleyse şimdi de Misvak’ı savunmak gerekir. Böylesine bir ifade özgürlüğü ve hukuku geçtim, kanun devleti ortamı varsa, mezuniyet günlerinde ünlü “Hayvanlar Alemi” karikatürüyle yürüyen ODTÜ’lü öğrenciler hakkında da soruşturma yapılmamalıydı. Ezan protesto edilse, o bağlamda suç oluşturmamalı. Var mı o eşitlikçi anayasal yurttaşlık ortamı?

Karim Achoui, Cezayir göçmeni işçi sınıfı aileden gelip üniversitede tıp ve hukuk birlikte okurken nihayet hukuku seçmiş çok başarılı bir Fransız avukat. Achoui, ününü gansgterleri çoğunlukla gözaltına alınmaları sırasındaki basit hatalar (“ters kelepçe” vb.) sayesinde serbest bıraktırmasıyla ünlü. Bu beraat kararlarını veren yargıçlar, önlerindeki dosyayı okuyup, o kişilerin suçlu olduğunu anlayamıyorlar mıydı? Aksine, “dura lex, sed lex” deyip, vicdanlarını arkaya itip, görevlerini doğru yaptılar, yasayı uyguladılar.

Bizdeyse İçişleri Bakanı Soylu, cezaevinde intihar eden açlık grevi eylemcisi PKK mensubu mahkumun cenazesine ve defnine HDP’li milletvekillerinin ve aile yakınlarının katılmasını devletin kolluk kuvvetini zorla engellenmesini bir terörle mücadele başarısı olarak anlattı. Hangi kanun uyarınca işlem yapıldı acaba? Yarın azılı, tecavüz ve toplu katliam suçlusu bir mahkum da intihar etse varsayalım, aynı uygulama mı geçerli olacak? Hangi tüzük, yönetmelik vs. uyarınca işlem yapılacak? Ateistsek kendimizi parçalasak da günün birinde cenazemizin musalla taşına konacağını bildiğimiz gibi her an başımıza her şeyin muktedirlerin iki dudağı arasından talimat uyarınca gelebileceğini de biliyoruz.

“Ne” denli, “nasıl” da önemli. Siyasette de, hayatta da. Bir orta hakem faulün olduğu noktaya yirmi metre uzaktan kırmızı kartı arka cebinden çıkarıp hızla koşarak gelirse olay yerine, maçın gidişatına göre, seyirci de tribünde birden patlayabilir. Oysa yürüyerek gelip, gülümseyerek sağ elini faulü yapan oyuncunun omuzuna koyup, kısa bir açıklama yapsa ve sonra kırmızıyı arka cebinden çıkarıp gösterse maçın gidişatı aynı eylemlerden –hem faul, hem kırmızı kart- farklı etkilenebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting meydanlarından hançeresini yırtarak sürekli bağırması böyle bir üslup meselesi.

“Ne diyor” diye içeriğe bakarsak: “(Kılıçdaroğlu’na) Terbiyesize bak, İslâm dünyasından kaynaklanan bir terör diyor.” “Yarın aynı bedeli Yeni Zelanda da öder.” “Dedeleriniz geldi, tabutla geri döndü. Sizi de dedeleriniz gibi uğurlarız.” Buradan anladığımız hem Türkiye halklarının ezici çoğunluğunun koyu dindar oldukları ve dünyayı her şeyden önce İslâm penceresinden değerlendirdikleri varsayımı. Diğeri, Müslüman olanın dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, o din kimliğinin diğer kimliklerinden kendiliğinde üstte olması veya öyle olması gerektiği.

Ana muhalefet lideri Kılıçdaroğlu ise “kınamayı ve lanetlemeyi Hrıstiyan dünyası da yapmalı” dedi. Demek Kılıçdaroğlu’nun da zihninde dinlere göre dünyalar var: Hindu dünyası, Konfüçyüs dünyası vb. Yahut “biz ve onlar” var. Gavurla ezelden mücadele veren İslâmın kılıcı baba Türk’ün dünyası. Bazen de “egemen güçler” diyor Kılıçdaroğlu. Emperyalistler, kolonyalistler, kapitalistler, bizim dışımızda, bizim olmadığımız bir yerlerde, bize tasallut eden iblisler, heyulalar bunlar. O zaman astragan kalpaklar konuyor yeniden kafalara. Göstergebilim dersek yine, Bahçeli bunu gerçekten yaptı da.

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı İmamoğlu, Yeni Zelanda’daki katliamda hayatlarını kaybedenler için evinde abdestini tazeleyip, kafasında takkesi, önüne koyduğu rahleden Yasin okuyabilir. İmamoğlu, aynı eylemi, belediye seçimi kampanyası bağlamında kameralar önünde yinelediğindeyse göstergebilimsel açıdan bir dönüşüm gerçekleşir. Hatta bu dönüşüm siyaset felsefesinin ötesinde belki anayasasında laik olduğu yazan bir ülkede hukukun alanına dahi girebilir.

Örnekse Fransa’da seçkin ölüler Panthéon’a, seçkin diriler Académie Française’e dinsel törenle girmez, giremez. “Ben bir de mübarek kardinale dua okutayım istiyorum, çifte kavrulmuş olsun” deseler, olmaz. Onu geçelim, Erdoğan’ın dini siyasette araçsallaştırmasıyla, İmamoğlu’nun Yasin okuması arasında görüngüsel fark var mı? Demek “icraat” varsa ortada, ikisinin icraatları farklı değil. Ötesi niyet okuma: Birininkinin salih, diğerinkinin necis olduğu varsayılıyor. Kime, neye göre?

Yeni Zelanda Başbakanı Ardern’in taziyeye giderken başını örtmesi de bir icraattır diyenler oldu. Doğru, bir halkla ilişkiler icraatıdır. İmamoğlu’nun Yasin okuması da öyle. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tekirdağ’da katliam görüntüleri izletmesi de. Tüm bu eylemlerde bir “niyet” var, biz de meşrebimizce “iyi” yahut “kötü” olarak okuyoruz o dışa vurulan niyeti. Yunanistan Başbakanı ise papazların devlet memuru statüsünü ortadan kaldırmak için uğraş veriyor. Bakın o örnekteki siyasi icraat gerçek, somut. Okunması gereken bir eylem yok, eylem kendini anlatıyor.

Diyeceğim, tedavi ile teselli aynı şey değil. Homeopatiyle tıbbın aynı şey olmadığı gibi. Ardern’in başını örterek taziyeye gitmesi, orada kurbanların aile fertlerini içtenlikle kucaklaması, olaydan bu yana kurduğu uzlaşmacı, insancıl cümleler hepsi bir bütün halinde içimizi ısıtıyor olabilir. Ayrıca katil Yeni Zelandalı değil, Avustralyalı. Avustralya dünyada en insanlık dışı göç karşıtı siyaseti uygulayan ülkelerin belki başında geliyor. Acaba Ardern’in ve onun İşçi Partisi’nin göç, entegrasyon vb. konulardaki politikalarını, sicilini, icraatını merak edip araştıran oldu mu? Herhalde siyasi değerlendirme onu gerektirirdi.

Basit önerimi yineleyerek bitirmek isterim: 18 Mart geçti, 25 Nisan Anzak Günü geliyor. Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı da Erdoğan’ın Tekirdağ mitinginde katliam görüntülerini izletmesi üzerine etekleri tutuşarak Türkiye yolunda. 25 Nisan’da belediye seçimi geçmiş olacak, en olumlu, çoğulcu, insancıl biçimde değerlendirilebilir. Tedaviden sayılmaz ama teselli eder.

Facebook Yorumları

reklam
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
16.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
9.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
26.05.2019
Elliden görünen...
19.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
15.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
12.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
5.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
1.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
28.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
21.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
14.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
7.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
17.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
3.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
24.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
17.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
14.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
10.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
13.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
2.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
30.12.2018
Status quo ante bellum
26.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
23.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
17.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive