Irak 2003-Irak 2018


23.5.2018 - Bu Yazı 163 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Irak’ta Sünni Arapların neredeyse yok olması, kalanların da küçük parçalara ayrılarak türlü Şii koalisyonları desteklemesiyle Irak siyaseti bakımından hayırlı ancak Ankara’nın sahne düzenine etkisi açısından kısıtlayıcılığı yadsınamayacak bir resim var önümüzde.

Artık biliyorsunuz: 2003 Eylül ayı ortasında Bağdat’ta göreve başladım. Üç yıl görev yapıp, peşinden merkezde de iki yıl Irak işine baktım. Üzerine Vaşington Büyükelçiliği’mizde iki yıl yine Irak dosyasını yürüttüm. Tekrar gittim, Erbil Başkonsolosluğu’nu açıp, üç yıl üç ay o görevde kaldıktan sonra 2013 Haziran ayı başında memuriyetten istifa ettim. Böylece yirmi yıllık hariciye memurluğumun ikinci on yılını tümüyle Irak üzerine yahut bilfiil Irak’ta çalışarak geçirdim.

Dolayısıyla “Irak uzmanı” sayarak sözüme değer verenler hâlâ var. Arapça ve/veya Kürtçe’ye hakim olmadan, Irak’ı sık sık ziyaret etmeden uzmanlık iddiasının haddim olmadığını, sahte tevazuyla değil içtenlikle söyleyegeldim. Bununla birlikte, son Irak seçimleri bağlamında bazı düşüncelerimi paylaşmak isterim. Bunlar, biraz da, Irak özelinden öte, Arap-İslam aleminde demokrasi, anayasaların önemi gibi konularda mırıldanmalar niteliğinde olacak.

Saddam Hüseyin Arap-Ortadoğu standartlarında dahi olağanüstü vahşilikte bir diktatördü. Ama onun devrinde istikrar vardı, karınlar doyuyordu. Başka? Kör cehalet hüküm sürüyordu. Petrol gelirleri silah alımına gidiyordu. Liderin çevresindeki küçük bir zümre özkaynakları soyuyordu. Şii Araplar ve Kürtlerin anası ağlıyordu. Türkmenler de Türkiye’nin uzantısı görülüp, horlanıyordu. (Şimdi bakmayın “ah Saddam ne de güzel eziyordu Kürtleri” diye ağlaşan bazı Türkmen siyasetçilere.)

Saddam’ın kellesi gidince, Irak’ın da diğer pek çok Ortadoğu ülkesi gibi ülkeden ziyade bir toprak parçası, üzerinde yaşayanların da ulus olmadığı anlaşıldı. Şii-Sünni boğazlaşmasında ölenler milyonu buldu. Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) yarı-bağımsız oldu. Eğitim, sağlık gibi hizmetlerin bedava olduğu, vergi ödenmeyen, bütçe gelirlerinin tamamına yakını ham petrol ihracatı kaynaklı, ordusu, polisi hatta istihbaratı mezhep çizgileriyle bölünmüş ülkede elektrik, su sıkıntısı da yaşandı, yaşanıyor.

Şii-Sünni boğazlaşması yetmedi üzerine IŞİD “spazmı” yaşandı. Sünni nüfuslu kentler harap oldu, Sünni nüfusun oranı da (Kürtlerle beraber) ölenler ve ülkeyi terk edenlerin etkisiyle artık yüzde yirmi beş düzeyine geriledi. Temel hizmetlerdeki aksaklıkların üzerine, diz boyu yolsuzluk binmiş durumda. Bağımsızlık referandumu sonrasında IKB federe bölge hükümeti özelliğini yitirdi, KDP ve KYB arasındaki iki parçalı yapısına geri döndü.

Buna karşılık, Irak’ın 2005’te referandumla kabul edilen anayasası özünde tutarlı, çağdaş denilebilecek bir metin. 12 Mayıs’ta yapılan seçimler, Kerkük ve Süleymaniye gibi bir-iki istisna dışında, hür ve adil denilebilecek düzeyde uluslararası kriterlere uygunluğa yakın. Seçmenin oy verme eğilimleri, belki ezici çoğunluğun zoraki Şiilere geçmesiyle de birlikte, kimlikçiliği aşma işareti verdi. Kurulan bloklar, Sadr’ın komünistlerle işbirliği gibi, amaç odaklı görünüm kazanır oldu. Liderler de söylemlerini buna göre daha “Irakçı” tonda ayarlar oldu.

IŞİD’le mücadeleye her etnisite ve mezhepten ortak katılım olduğundan uluslaşma duygusu ilk kez yeşermeye başladı. Parmağınızı soksanız petrol fışkıran Irak’ta varil maliyeti 3-5 ABD Doları seviyelerindeyken ve bütçe 40 dolarlardan bağlanmışken, uluslararası piyasalarda varil fiyatı bunun iki katına yükseldi. Mezhepçi Maliki’nin bloku ve İran bağlantılı milislerin siyasi cephesi hedefledikleri başarının çok gerisinde kaldı. Hükümeti Sadr ile Abadi’nin kuracağı, ikincinin başbakan kalacağı ancak Sadr’ın bu defa başbakan dahil tüm kabine üyelerinin parti aidiyetlerini bırakması ön koşulunu ileri sürdüğü görülüyor.

Ankara ise, bilindiği üzere, IKB’ye hepten sırtını döndü. Bu arada, IKB’den gelip, Ceyhan üzerinden İsrail’e ham petrol sevkiyatı berdevam. Nuceyfigiller ve Hamis Hançer gibi Türkiye destekli “mutad zevatın” oluşturduğu Karar, 329 sandalyeli mecliste on beş sandalye aldı. Denecektir ki, işte Bağdat Büyükelçisi Fatih Yıldız Sadr’la görüştü bile. Irak’ta Sünni Arapların neredeyse yok olması, kalanların da küçük parçalara ayrılarak türlü Şii koalisyonları desteklemesiyle Irak siyaseti bakımından hayırlı ancak Ankara’nın sahne düzenine etkisi açısından kısıtlayıcılığı yadsınamayacak bir resim var önümüzde.

Ortadoğu’da iyimserlik iddiası, naiflikle eşdeğer bulunabilir. Ancak özetle, büyük yıkımların, kıyımların ve toplumsal burulmaların ardından, yüz ölçümü, nüfus büyüklüğü, haritadaki yeri, siyasi altyapısı, savaş deneyimli güvenlik güçleri ve petrol gelirleriyle, mücavir bölgemizde kilit ağırlığa sahip olmaya aday bir ülke denebilir Irak için. Bölgesel siyasetimizi bu yeni duruma uyumlu ve akılcı biçimde uyarlamak, Türkmencilik, Sünnicilik kapanından kurtulmak da, sanırım 24 Haziran-8 Temmuz sonrasında kısmetse yeni yönetimi bekleyen sorunlar arasında öncelikli olacak.

Yazı burada bitti. Ama şunu da eklemeden edemedim: Yeni ABD Dışişleri Bakanı Pompeo İran’a yönelik on iki maddelik dayatma paketi açıkladı. Yine yeni ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton böyle kabul edilmesi olanaksız bir plan önerisini dahi gereksiz buluyor. ABD, büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Hizbullah’la hem Lübnan hem Suriye’de hesaplaşma takıntısı ortada. İdlip’in Hatay’a yaslanan yarısı “katli vacip” cihatçı hurdalığı olarak başımıza kaldı.

Tüm bunlar Irak’ı arasına alan iki komşumuz Suriye ve İran’da büyük bir çatışmanın yakın tarihimizde olmadığı denli mümkün olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan da Irak’la ilişkileri bütüncül ve çok boyutlu tutmakta yararın ötesinde zorunluluk var.

Facebook Yorumları

reklam
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
10.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
16.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
3.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
11.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
28.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
14.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
18.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
3.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
23.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
11.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları